Sıradaki içerik:

Demir Yaylı Dukak ve Kör Derviş

e
sv

İnce Uzun Bir Çizgi

avatar

Amine Yamaç

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 1 dakika)

Babam ki koca gözlü dev adam. Tahta sandala binip toprak altındaki köye gidene kadar ben hiç varlığına şükretmediğimi anladım. Şimdi mavi gözleri bana rüyada baksa şükür için alnımı secdeden kaldıramıyorum. Ah mavi gözlü adam, kıymetini bilemediğim için çok özür dilerim. Uzun ince bir çizgi çekilmiştir, var ile yok arasına. Babamın var tarafından yok tarafına geçmesi sadece üç dakikasını almıştı. Dur
geçme oraya tekrar gelemezsin diyemeden gitti. Altı yaşlarında küçük bir kız için tabi bunlar anlamsız. Giderse gelir. Çikolata oyuncak getirir belki bana… Tam 15 koca yıl geçti. Her bayramı babamın elini öpmeden geçirdim. Biliyordum ki o, çizginin diğer tarafındaydı. Bayram düğün fark etmez artık gelemezdi. O yüzden çok ağlamadım. Bir gün ben de annem de geçecektik öbür tarafa. Bunları düşünmek bana sabretmeyi öğretiyordu. Biraz büyüdükçe sabrım arsızlaşmaya, beni dinlememeye başladı. Daha kaç bayram baban olmadan geçecek diyor, susmuyordu. Haklıydı, 30 bayram ederdi. Ne büyük rakam değil mi 30? Sabrımı alt edecek bir şey bulmam gerekiyordu ama yoktu.

Babam gitmeden önceki 6 yılı düşündüm. 6 koca yıl. Ama bir çobanın uykusu kadar kısa, hızlı ve kıymetsiz geçmişti. Nasıl değerini bilememiştim. Çobandan ne farkım kalmıştı. O da kısa uykunun
kıymetini bilmiyordu. Ama uyumasa hasta olur, işini yapamazdı. Ben de altı yılın kıymetini bilmiyordum. Ama olmasa mavi gözlü kahramanımı hiç tanımamış olurdum. İçime bir şükür cemresi
düşüverdi. Bu hep böyledir ama değil mi? Ne varken şükretmesini biliriz ne de yokken sabretmesini. Sabır ve şükür, Mevlana ve Şems değil midir? Biri olmadan birinin olması hiç mümkün müdür?

Ölüm belki varlık yokluk çizgisinin en soğuk örneğidir. Ama bu her şeyde böyledir sıcak olunca soğuğu arar, soğuk olunca üşüdük deriz. Yaşanılan anın kıymetini bilmeme de birbirimizle yarış ederiz. Asıl olan bizim için hayırlı kılınmış olan zamandır. Yaradan neyi murat etmişse bizim için doğru olan odur. Kula yakışan teslim olmaktır. Ve kul unutmaz ki teslimiyet, sabır artı şüküre eşittir.

1996 yılının 12 Haziranında, Sivas’ın elli haneli küçük bir köyünde dünyaya geldim. Şuan 22 yaşındayım. Kocaeli üniversitesinde çalışma ekonomisi okuyorum. Asıl kendim olarak yaptığım iş ise, İHH İnsani Yardım Vakfının Kocaeli şubesinde Lise Başkanlığı yapıyor olmam. Bu dünyadan gençler için bir fidan da olsa dikmiş olarak geçmek en büyük duamdır. Yazarlık hayatımı da bu güzellik üzerine inşa ediyorum. Edebiyat alanında en büyük ilgim şiire olmasına rağmen şiir yazamıyorum. Fikir yazılarında ve gezi yazılarında şimdilik kendimi bulabiliyorum. Belki bir gün ‘Şair Hanım’ olmak da nasip olur. Kitap okumak ve fotoğraf çekmek fani dünyanın bende ki tutkularıdır. Kendimi tanımlarken kullandığım, başka hiçbir fazlalığa gerek bırakmayan iki kelime var onları da belirterek son vermek isterim. Heyecan ve heves yeterli 22 yılı özetlemek için.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.