Sıradaki içerik:

Gece Vardiyası – 4

e
sv

İki Mesele

avatar

Alim Akca

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

Buna Ne Oluyor?

Şu satırların muhatabı; Suriye, Irak, Filistin, Yemen, Libya, Arakan, Doğu Türkistan gibi ülkelerde Müslümanların uğradıkları zulme karşı kendi siyasi görüşüne göre tavır alanlar değil. Elazığ depremini siyaset malzemesi yapanlar da değil. Onları Allah ıslah etsin! Bizim yazımızın konusu, zulüm ve felaketler karşısında Müslümanlar.

Ölüm var! Ölümden beteri, zulüm var. Müslüman ne yapmalı?

Depremde ailesi için canını feda etmek, göçük altında namaz kılmak, başörtüsü verilmeden enkazın arasından çıkmamak gibi amellerimiz yoksa bizi kurtuluşa götürecek olan nedir?

Bir ‘tweet’i beğenmekle cennetlik olacağımızı sanırsak; FETÖ liderinin düştüğü, “Rüyamda Peygamberimizi gördüm, tweetleri artırın, dedi.” zavallılığına düşeriz.

Bizi depremzedeler için telefonla gönderdiğimiz 10 liralık yardım kurtarmaz. ‘En azından ötekiler gibi olmamak’ kurtarmaz. Bir cemaate, tarikate mensup olmak; bir siyasi partiyi desteklemek veya bir başkasının karşısında olmak kurtarmaz. Bizi ancak salihlerden olmak kurtarır.

Soytarılar Kral Oldu:

Trump’ın sözde “Orta Doğu Barış Planı”nın, Filistin topraklarının işgal planı olduğu aşikâr. TRT, Trump’ın açıklamalarını canlı yayınında  “Filistin’in İşgal Planı” diye verdi. Trump’ın Netanyahu’yla kol kola yaptığı açıklama, aynı zamanda bir televizyon şovuna dönüştü. Zaten ABD Başkanı, 2004 yılından itibaren Amerikan NBC kanalında tv şovu yapmış birisi. Trump şovunu yapadursun, perde gerisindeki stratejistler, nerede gariban varsa kursaklarındaki lokmayı almanın planlarını bihakkın uyguluyorlar.

Alakasız gibi gelecek fakat çok alakalı: Bu hafta itibariyle Beşiktaş’ın başına Sergen Yalçın getirildi. Yeni hocasıyla ilk maçında Beşiktaş’ı galibiyete taşıyan motivasyonda Sergen Yalçın’ın karizması inkâr edilemez. Genç teknik adamın (artık bu ne demekse), Anadolu kulüplerinde de kısa sürede kendini gösterebilmesinde yine aynı popülerliğin payı olduğunu düşünüyorum.

Sergen Yalçın ve Trump’ın ortak özelliği, geçmişte tv şovu yapmış olmaları. Sadece siyaset ve spor değil, günümüz dünyası birçok meslekten insanın şovmen olmasını bekliyor.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenskiy’nin de eski bir komedyen olduğunu hatırlayalım. Ukrayna’ya gitmeye ne hacet, ülkemiz siyasetinde de sanattan, spordan, televizyondan ünlü isimler koltuk sahibi oluyor. Üstelik eskiden siyasetçiden, yöneticiden beklenen hitabet gücü, bugün yerini ‘raiting’ getiren, alkış alan hareketlere; dobralık, nobranlık, hatta şom ağızlığa bırakmış durumda. Artık soytarılar kral yapılıyor.

Belediye başkanlarının, işaret parmaklarıyla bilinmez bir ufku gösterdikleri fotoğrafları hemen herkesin hafızasında bir yer işgal etmiştir. Peki anacım; bir zamanların vakur mülki amirlerine ne oldu? Valiliklerin, kaymakamlıkların web sitelerinde, sosyal medya hesaplarında boy boy fotoğraflar, mizansenler… Elbette bu fotoğrafların hiçbiri, büyük şehirlerdeki emlakçı fotoğraflarıyla yarışamaz. Binanın bir cephesi büyüklüğündeki vesikalık fotoğrafı oraya astıran nasıl bir psikolojidir Allah’ım?

İlahiyatçıların kadın programı formatından hiç ödün vermeden yapılan tv şovlarına katılmalarını çoktan benimsemiştik. Ama artık sosyal medya hocalarını da kanıksadık. Gündemi takip eden ve hatta gündem oluşturan, kulak mikrofonuyla batıdaki eşdeğerlerini aratmayan hocalar, dileyene dilediği fetvayı veriyorlar. Özellikle bazılarının ‘stand up’çıdan farkı yok.

Bir de yarı hoca, yarı psikolog bir kült ortaya çıktı. Önce sadece bir internet fenomeniyken git gide İslâmî pedagog mesabesine tırmanan bir isim. Ama ne demişler? Yarım doktor candan, yarım hoca dinden eder.

Öğretmenler farklı mı? Eskiden doğru sözler insanların bir kulağından girer, diğerinden çıkardı. Yeni neslin, bir kulağından girdiği bile yok. Etkileşimli tahtalar, tabletler, ders videoları derken öğretmenden beklenen de ders anlatmak değil şov yapmak. Benim bu iddiam, eğitim bilimcileri ve yöneticileri tarafından üniversite ve okullarda bilimsel bir gereklilik olarak sunuluyor.

Doktorlar şov yapmalı. Yazarlar şov yapmalı. Psikologlar şov yapmalı…

Eskiden şovmenliğin içinde cinsellik, hatta eşcinsellik aranırdı. Aklına eseni söylemek, şaka olsun diye birilerini rencide etmek gibi şeyler ancak kadınsı komikler için hoş görülürdü. Bu şovmenlik furyası devam ederse -neuzübillah- bizi bir Kuşum Hoca vakası bekliyor olabilir.

İki Meselenin Hülasası:

Biz uyuduğumuz için idareci ve âlimler liyakatten uzaklaşıyor. Biz bozulduğumuz için kâfirler bizi sürü gibi güdüyorlar. Ve “Başınıza gelen her musibet kendi yapıp ettikleriniz yüzündendir; kaldı ki Allah birçoğunu da bağışlar.” (Şûra 30)

 *İsmet Özel’in “Üç Mesele”sinden fena hâlde esinlenilmiştir.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.