Sıradaki içerik:

Cezayir Sultanlığından Gönüller Sultanlığına

e
sv

İbrahim Sadri ile Söyleşi

avatar

Dilhâne

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

Merhaba İbrahim Bey. Şiir nedir?
O kadar çok tanımı var ki şiirin. Neredeyse herkes için farklı bir anlamı, farklı bir duruşu var. Yine de insanın kalbinden geçenleri, içinden geldiği gibi ortalığa dökmesi diye bir tanım getirebiliriz belki.. Benim içinse şiir, kendimi ifade etme yöntemi. Bir çeşit konuşma. Ya da hatıralara uğrama metodu. Hayatın koridorlarında savrulup giderken , “bir dakika ben de buradayım” diyebilmektir diye düşünüyorum.

Sizce şiirin hayatımızdaki yeri nedir?

Giderek anlamsızlaşan ve merhameti her geçen gün daha da azalan modern dünya düzeninde bize kalbimizi, cesaretimizi, merhametimizi hatırlatmaya devam ediyor şiir..

Her şeyin ibreler, tarifeler, kurallar, randevularla ve benzeri acımasızlıklarla örüldüğü bir çağda, şiir insan yanlarımızın kapısını açı tutmak için çırpınıp duruyor.

Severken, özlerken, kaybederken, beklerken, unutmaya çalışırken şiire ihtiyacımız var.

Bence hayatımızdaki asıl yeri budur şiirin.

En çok hangi duygu hâli sizi yazmaya iter?

Hemen hemen her duygu şiir için kışkırtıcı bir özellik taşır. Ama en çok hüzündür şiirin kapısını tıklayan.. Ahmet Haşim boşuna “melali anlamayan nesle aşina değiliz” demiyor.

Şiirin tabiatında var bu duygu.

Okumak bir ihtiyaç mıdır, bir kaçış mıdır? N’için okuyoruz?

Elbette bir ihtiyaçtır. Hayatımızda öyle kılmak  gerekir. Okumak dışında hiçbir entelektüel beslenme yöntemi ruhumuzu gerçek anlamda doyurmaz. Dijital ve sanal bir dünyanın tam ortasında kitaba yönelmek, aynı zamanda bir başkaldırı yöntemidir de.. Mevlâmızın bize önerdiği de budur elbet. Hepimizce malum ki yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in vahyolunan ilk kelimesi “oku”dur. Bu genel önermenin ışığında okumaktan yana olmak, fıtrattan da yana olmaktır.

Siz hangi türde okumayı daha çok seviyorsunuz?

Şiir, deneme ve tiyatro metinlerini okumayı öncelikle tercih ederim. Bir de dergileri okumayı seviyorum. Farklı yazarların farklı metinlerini aynı çatı altında buluşturan dergiler hep ilgimi çekmiştir. Aynı zamanda dergilerin okul işlevi taşımalarına da hep saygı duymuşumdur.

Hangi yazar/şair sizi çocukluğunuza götürür?

Orhan Veli. O benim çocukluğumun İstanbul’unu anlatır. Gençliğim ve hatıralarım ise Cahit abinin Cahit Zarifoğlu’nun yazdıklarındadır. Başta “Yaşamak” isimli sıradışı günlüğü olmak üzere, Zarifoğlu benim için anılar denizinin gül yaprağıdır.

“Dönüp dolaşıp okurum” dediğiniz şiir?

Epey var. Şudur diyerek diğerlerine haksızlık etmek istemem.

Ama bir kaç tanesini saymak gerekirse; Mihriban, Ben Sana Mecburum, Acz, Siyah Gözlerine Beni de Götür demiş olayım.

Dilhâne’nizde yer edinmiş bir dörtlüğü bizimle paylaşır mısınız?

“Gözlerin gelir geçer içimden su içerken sen

Sokulurken akşam kızıllığına, ekmeği bölerken

Yalnızsam, yıllar nasıl geçmişse aradan

Unutmak kolay sanmışsa şarkılar

Şiirler yalan yazmışsa ayrılığı,

Kör olsun sözlerim unuttuysam adını”

(Nan Gibi 1999)

Bu keyifli söyleşi için teşekkür ederiz İbrahim Bey.

Teşekkür eder, çabanız ve gayretinizin daim olmasını dilerim..

Bir insana erişmenin ve ruhuna dokunmanın en güzel yollarından biridir edebiyat. Kelimelerin birbiriyle olan aşkını anlatır ve bu anlatım sırasında insana dair olgularıyla bizlere dokunur. Dilhâne işte böylesine aziz bir uğraşın günümüzdeki temsilcisi olarak tüm topluma ulaşmayı amaçlayan bir edebiyat şiir ve fikir dergisidir.

Edebiyat sahip olduğu varlığın içerisinde bir fikre sahiptir. Bu fikirle kavurur cümleleri ve ortaya bir dünya mirası ortaya çıkarır. Varlık gösteren dışa vurum bazen bir düz yazı olur bazense bir şiir. Eğer fikir kendisi bir şiirde bulursa her kelimesinde adeta bir rengin onlarca tonuyla karşılaşır insan. Bu anlam zenginliği ise edebiyatı yeşertir, insanın özüne dokunmasını sağlar. Edebiyat, şiir ve fikirlerin insana sağladığı huzuru ve yüceliği fark eden birçok söz ve kalem ustası; ömürlerini bu alanda sarfetmişlerdir. Aynı manevi değeri arayan nice insanın varlığını hoşgörü ve güzellikle karşılayan Dilhâne dergisi bu arayışın karşılığı olarak yeni yazarlar için de bir platform görevi görmektedir.

Öyle ki söz edilen amacın sonucu olarak Dilhâne Dergisi, okuyucularından ve yazı yazarak bir uğraşı ortaya koymak isteyen herkesten yazılarını beklemektedir. Bu yazıları bünyesine katarak diğer insanlara ulaştırarak hem yazarın gelişimini desteklemektedir hem de yazara duygu ve düşüncelerini başka insanlara aktarma olanağı tanımaktadır. Eğer sizlerde yazılarınızı paylaşmak isterseniz ilgili bilgileri dilhane.net adresinde bulabilirsiniz.

Bir fikrin hamurunu edebiyat ve şiir ile yoğururken, toplumdan yazılar alarak bu uğraşa değer katmanın bir başka boyutu daha bulunmaktadır. Hiçbir bir karşılık beklemeksizin edebiyat şiir ve fikre duyulan saygıdan dolayı tüm bu uğraşları yine toplumla paylaşmak. Bu sebeple Dilhâne dergisi insanlara ulaşabilmek için aylık yayınlarını, yapılan söyleşileri, yazıları ve daha birçok yazılı ve görsel ürünü dilhane.net adresinde hiçbir maddi karşılık olmaksızın insanlarla paylaşmaktadır.

Bir yandan değişen dünyaya ayak uyduran bir yandan da sahip olduğu öze günden güne değer katmayı hedefleyen Edebiyat şiir ve fikir dergisi olarak farklı konularda ve çeşitli türdeki ele alımlarıyla edebiyat dünyasında emin adımlarla ilerlemeyi sürdüren Dilhâne dergisi, siz edebiyat aşıklarını da pür heyecanla beklemektedir.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.