Sıradaki içerik:

Demir Yaylı Dukak ve Kör Derviş

e
sv

Huzulu Bir Edebiyatçı: Ahmet Hamdi Tanpınar

avatar

Kübra Seydioğlu

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

“Kader cellâdına
Sessiz uzat boynunu;
Acıma ne kendine, ne de gelecek günlerine
Yalnız bir düşünceye yum gözlerini
Son darbe inmeden evvel, en son anda
Bir çiçek, bir kuş, bir tebessüm ol;
Düşüncen kurtarsın seni senden,
Bil! Biraz sonra
Ebediyen senindir
Senden uzak olan her şey…”

Bir fikir adamı ve edebiyatçı olmanın dışında şahsiyeti ile de Türk kültürünün ve edebiyatının önemli isimlerinden olan Ahmet Hamdi Tanpınar saygıyla ve hürmetle anılması gereken isimlerdendir.

Yaşadığı zorluklar onun bugünkü haline gelmesinde birer adım olmuştur. İstanbul’da doğan Ahmet Hamdi onun bu havasını da tüm eserlerine yansıtacaktır. İstanbul adeta onun için bir aşk bir sevda olarak yer edinecektir. Yazdığı her satır bu şehrin dehlizlerinde bir deve dönüşecektir. Sadece İstanbul değil,Kerkük Sinop,Siirt’te de hayatının şekillenmesinde faaliyetler bulunur. Onun bu çok şehir katmanlı yaşamından eserlerinde biz birçok izlere rastlarız. Kerkük’te geçirdiği çocukluğu ile yazdığı ilk şiirinin annesine olması arasında sıkı bir bağ vardır. Ve burada yaşarken Ahmet Haşim ile tanışır onun yazıları ile kalemine kuvvet katar. Ama üzerindeki en büyük etkiyi ona günlüklerinde de bahsettiği üzere Yahya Kemal verir. Darülfünun onun için ve edebiyat tarihi için bir dönüm noktasıdır. Yahya Kemal ile birlikte divan şiirinin lezzetlerini tatmış ve Baki, Nedim gibi büyük şairlerle tanışmıştır. Yatılı öğrencilik hayatı geçiren Ahmet Hamdi’nin yatakhane arkadaşları, Nurullah Ataç, Hasan Ali Yücel, Necmettin Halil Onan gibi kişiler olmuştur. Fakülte hayatı da Ahmet Kutsi Tecer, Ali Mümtaz Arolat gibi kişileri katmıştır ona. Ona göre Yahya Kemal’den sonra en çok etkilendiği kişi ise Baudelaire olmuştur. 1923 yılında Hüsrev ü Şirin tezi ile okulu bitiren Tanpınar, Erzurum’a atanır. Ve iş hayatı, parasızlık, sıkıntılarla dolu o hayatı yaşamaya başlar. Günlüğüne sık sık parasızlık ve mutsuzluktan bahseden yazar çetin hayatın zorluklarını göğüslemeye hazır değildir. İstediği gibi bir edebi yaşam süremeyen Tanpınar bunun acısını her dem yaşamıştır. Askerden geldikten sonra sanatta arayışa yönelip ömrü boyunca sanatından ayrılmayacağı birisi olan Valery ile tanışır. Aynı zamanda tutkusunun ilhamı olan Beethoven da bu dönemde kapısını çalacaktır. Ahmet Haşim’i her zaman çok sevdiğini dile getiren Tanpınar, yazarın ölümü üzerine derin üzüntü yaşar ancak kader şu ki onun boşalttığı kadroya da öğretmen olarak atanır. Bu Tanpınar için hem üzüntü hem sevinç üzerine kurulu bir kaderdir.

Paris, İtalya ve İngiltere gibi birçok şehir gezer buralardan ilham alır, müze, sanat galerilerini yakından takip eder. Ve sürekli sanatın içinde kaybolur, Tanpınar. Huzur gibi edebiyatın nadide romanlarından birisini yazar. 19. Yy edebiyat tarihini bizlere bırakır. Birçok olayın izlerini yüreğinden atamayan Tanpınar, Yahya Kemal’in ölümü ve hızlı çalışma temposunun getirdiği ağırlıkla zor günler atlatır. Ve 1962 yılında fenalaşarak vefat eder.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.