Sıradaki içerik:

Nizamülmülk ve Nizam-ı Âlem

e
sv

Hicretin İlk Gününden Takva Üzerine Kurulan Mescid: Kuba Mescidi

avatar

Asiye Eroğlu

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 1 dakika)

Kubâ Efendimizin Mekke’den Medine’ye hicretinden sonra ilk ayak bastığı beldedir. Rasulallah’tan önce hicret eden muhacirler, Resûl-i Ekrem daha Medine’ye gelmeden Kubâ’da bir hurma kurutma yerini mescid haline getirmişlerdi. Resûlullah Kubâ’ya ulaşınca ashabın da isteği üzerine burayı genişleterek Kubâ Mescidi’ni inşâ ettiler. Kubâ Mescidi, İslâm’da inşâ edilen ilk mesciddir. Hicret gibi mühim bir hâdise esnâsında binâ edildiği için önemli bir yere sâhiptir. Kubâ Mescidi belki de Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksa’dan sonra İslam Tarihi’nin en önemli mescidi olarak kabul edilebilir. Kur’an da (Medîne’ye hicretin) ilk gününden takvâ üzerine kurulan Mescid…” (Tevbe, 108) şeklinde zikredilmiştir. Efendimiz s.a.v bir hadîs-i şerîfinde şöyle buyurmuşlardır: “Kim evinde güzel bir şekilde abdest alır, sonra Kubâ Mescidi’ne gelir ve orada namaz kılarsa onun için umre sevâbı vardır.” Rivayete göre Kubâ halkı, Rasulullah’tan
bir mescid yapmasını talep etmiştir. Hz. Peygamber orada bulunanlardan birinin devesine binmesini istemiş, önce Hz. Ebu Bekir binmiş, deve kalkmamış, ardından Hz. Ömer binince deve yine kalkmamış, bu sırada Kuba’ya ulaşmış olan Hz. Ali binince deve kalkıp yürümüş, Efendimiz Hz. Ali’ye devenin yularını serbest bırakmasını söylemiş ve mescidin onun etrafında dolaştığı arsaya yapılmasını istemiştir.

Mescidin ilk hali kare şeklinde bir düzlüğü çevreleyen dört duvardan ibaretti. Mescidin temeline ilk taşı bizzat Allah Rasulü koymuş, ardından sırasıyla Hz. Ebu Bekir, Ömer, Osman ve diğerlerinin (radıyallahu anhum) taşlarını koymalarını istemiştir. Bu uygulama devlet başkanlarının ilmi, dini ve milli nitelikli yapıların temeline ilk harcı koyma geleneğinin başlangıcı olarak görülmektedir. Kubâ Mescidi, Hazret-i Osman ve Ömer bin Abdülaziz tarafından genişletilmiştir. Daha sonra birçok defâ tâmirat görüp yenilendi. Kanuni Sultan Süleyman zamanında da tadilata uğrayan mescid, 1829 yılında Sultan II. Mahmud tarafından îmâr edilip tek minâreli ve
düz tavanlı hale getirilmiştir. En son olarak Suûdî Arabistan tarafından yıkılıp, kubbeli ve dört minâreli olarak ve genişletilerek yeniden inşâ edilmiştir.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.