Sıradaki içerik:

Demir Yaylı Dukak ve Kör Derviş

e
sv

Her Devrin Bir Kaba Softa Ham Yobazı Vardır

avatar

Yusuf Duru

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 3 dakika)

Sultanın huzuruna giren kaba softa ham yobazlar Hazerfen isimli bir sergerdenin, kanat takarak uçmayı planladığını, bunun içinde, dedesi Sultan Fatih han döneminde yapılan kulelerden birini kullanmayı düşündüğünü söylediler. Padişah şaşkın. Ne diyeceğini bilemez bir halde huzura telaşla ve öfkeyle girenlere bakıyor. Huzura gelen yüzü kara, ruhu karalar, kükrüyor ağızlarından köpükler çıkararak. “Zinhar haramdır, günahtır, şirktir. Zinhar Allahü azimüşşana isyandır. Boynu vurulması lazımdır. Katli vaciptir. Bunun ustası da böyle isyan vü küfranla uğraşıyor, böyle dangalaklıklar yapıyordu. Lagari hasanmıdır, logari hasanmıdır nedir bir zındık. Sultanım başımıza gökten taş yağacak. Hafazanallah erenler evliyalar mezarlarından kalkacak ve bize beddua edecek, sonra ateşler dökülecek tepemizden. Uçmak da ne imiş. Cenabı Rabbül alemin uçmamızı isteseydi bizlere kanat verir, uçun kullarım derdi. Amma kuşlara vermiş, bizlere de ayak vermiş yürüyün diye.”

Sultan 4 Murad han huzurunda bulunan bu sözde ulema takımının tedirginliğini bir türlü anlayamamıştı. Ne demeye böyle söylüyorlardı. İlim irfan sahibi insanların çalışması bunları niye rahatsız ediyordu acaba.

Biraz düşündü, sakalını sıvazladı ve konuşmaya başladı.

“İyi de efendiler bu bir ilimdir. Bırakın uçsun. Uçabilirse ne ala. Konarsa bizimdir, yere düşerde tepesi üstü çakılırsa toprağın. Size ne oluyor?”

“Aman sultanım olur mu öyle şey. Sonra ümmeti Muhammedin aklı çelinir, biz ne yaparız. İnsanların imanlarıyla oynuyorlar. Kandırıyorlar efendim. Bunlar zındık, bunlar kafir, bunların katli vacip. Emredin boyunlarını vursunlar.”

Sultan Murad han sıkılmıştı.

“Ağalar, efendiler sesinizi kesin hele bir uçsun sonra düşünürüz.”

O gün Hazerfen Ahmed Çelebi Galata kulesinden kendisini boşluğa bıraktığı zaman herkes büyük bir şaşkınlık ve korku ile başlarına taş yağacağı anı beklediler ama ne taş yağdı, ne ateş.

İşte dünkü yobazlık bugün biraz daha modern, biraz kalıp, biraz da kılık değiştirmiş bir şekilde karşımızda. Dün kendilerine o günün şartlarında ulema, allame ve benzeri sıfatlar yakıştırıyordu yobazlar, bağnazlar, kafası çalışmayan cahiller güruhu. Dini alet ediyorlardı. Bilmedikleri, yaşamadıkları dini kendilerine kalkan edip yeniliğe, ilme ve fenne karşı çıkıyorlar, gökten taş yağması için neredeyse duaya duracak kadar kin ve nefret kusuyorlardı.

Bugün takım elbiseli, som ve kravatlı beyefendiler aynı bağnazlığı, aynı tutuculuğu, aynı cahilliği göstermeye devam ediyorlar. Dün o yobazlar padişahın karşısına çıkıp bir sürü yalan yanlış bilgi ile padişahı yönlendirmeye çalışıyorlardı, bugün siyasi parti, sivil toplum örgütü, gazete köşe yazarı, düşünür, toplum önderi gibi, isimlerinin önündeki, ardındaki, altındaki, üstündeki ünvanları ile ama parti meclis toplantılarında, ama kamuoyu önünde insanların kafalarını karıştırmaya, yalan, yanlış bilgilerle yapılan çalışmaları karalamaya, milli menfaatler doğrultusunda atılan adımların önüne geçmeye çalışıyorlar.

Dünkü yobazlarla, bugünkü muhalefet edenlerin farkı ne? Sadece birinin o günün şartlarındaki kıyafetleri ve şekli ile, diğerinin takım elbisesimi? Dün kanat takıp uçmaya karşı çıkanlar acaba bugün “İstikbal Göklerdedir” düsturu ile kurulmuş olan Hava Kuvvetleri Komutanlığımızı, uçaklarımızı, hava taşımacılığını görselerdi galiba kıyamet kopmuş, biz ölmüşüz de nereye gelmişiz bilemedik derlerdi.

Evet sevgili dostlar Yerli otomobil yapıldı. Büyük uğraşlardan sonra ortaya çıktı. Elbette dünyanın diğer ekonomik güçleri ve büyük firmaları gibi bize ait olan otomobilin yapımı için çeşitli büyük firmalarla fikir, bilgi, birikim iş gücü, teknoloji alışverişinde de bulunuldu. Ancak bizim ismimizi taşıyan, fikri mülkiyeti bize ait olan, adına yerli dediğimiz ve tamamen bizi temsil edecek olan bir ürün ortaya çıktı.

Çok değil otuz beş kırk sene öncesine kadar muhalefetteki siyasi partilerin propaganda yaparken kullandıkları henüz bir toplu iğne fabrikamız bile yok ifadesini unutmadık. Meydanlarda halka karşı bu savunmalar yapılırken ağızlardan kültür mantarı almaya yetecek tükürükler saçılıyordu etrafa.

Bugün meydanlarda yerli yapım tanklar, toplar, tüfekler askerimizin elinde, yanında ona destek oluyor. İnsansız “İha” lar, silahlı ya da silahsız “siha”lar göklerde fink atıyor. Tamamen bizim yaptığımız, kontrolü bizde olan, içine birileri tarafından chip yerleştirilmeyen, bozulduğunda yedek parçası için aylarca hatta yıllarca beklemeyeceğimiz bize ait son teknoloji ürünleri bunlar.

Otuz yılda birilerinin şahsi ve devlet politikalarına alet ettikleri terör örgütünü, yerli silahlarımızla çok kısa bir sürede hareket edemez hale getirdik. Dün birilerinin piyonu gibi hareket edenler, bu gün can çekişme noktasına geldiler. Artık dışa bağımlı değiliz. Çünkü kendi milli silahlarımızla, ülkemizde başkalarının güdümündeki vatan hainlerine gerekli cevabı veriyoruz. Bunu da göremiyorsanız o zaman gözünüze kezzap suyu diyeyim siz gerisini anlayın dostlar.

Sadece muhalefet edilebilmek için yalan yanlış konuşmalarla ancak kendinizi küçültür, yapılan hizmetin de doğrudan reklamını yapmış olursunuz.

Unutmayın Mevlana Celaleddin Rumi çok güzel söylemiştir.

“Köpeklerin havlaması gökteki ay’ı yolundan çevirmez de, alıkoymaz da.”

Buradan hareketle kim ne söylerse söylesin, Türkiye yeni ve büyük bir atılımla yine tüm düşman ülkelerini ve dahi dünyada bize karşı olan güçleri şaşırttı, korkuttu, dost ülkeleri ve yanımızda olan kardeşlerimizi sevindirdi gönendirdi.

Birazcık insaflı olun, biraz atılımcı ve girişimci olun. 60 yıl önce Türk Mühendisleri tarafından yapılan ve % 60’ı yabancı malzemelerle üretilmiş olan Devrim otomobili için yapılan yorumlara benzer yorumlar yapmayın. En azından birazcık onurunuz olsun. Mensubu olduğunuzu söylediğiniz milletin milli ve manevi duygularına hakaret edip sonra da onların vekili olduğunuzu söylemeyin. Onların verdiği vergilerle, aldığınız maaşları çoluğunuzla çocuğunuzla rahat rahat yemeyin. Huzursuz olun biraz.

Sergilediğiniz bu tavra, bu duruşa ve kudurganlığınıza kargalar bile gülmeye hazır bekliyorlar. Haberiniz olsun.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.