Hayallere İhanet

Hepimiz yaşlanma imkânı bulamayacağız belki fakat hepimiz çocukluk evresinden geçmiş bulunuyoruz. Çoğumuzun “Keşke geçmeseydi de hep o evrede kalsaydık” diyebileceği kadar saf ve temiz bir dönemdir o... Henüz kirlenmemiş tertemiz bir beyaz sayfa gibi… En içten, en samimi belki de en mutlu olduğumuz dönemlerdi. Çünkü yıllar geçtikçe büyüdük, büyüdükçe kirlendik, saflığımızı yitirdik, çocukluk yıllarımıza hasret duyar olduk.

Çocuklukta hayal kurmanın sınırı yoktur… O hayalleri gerçekleştirmek için savaş çıkarmak, menfaatleri uğruna ülkeleri kan gölüne çevirmek gerekmez. Çocuk yaşlarımızda bizler de hayaller kurduk, büyüdük ve hayallerimize ihanet ettik. Bir çocukluk hakkımız vardı onu da zâyi ettik. Tertemiz pırıl pırıl bir çocukluktu kaybettiğimiz. Çocuklar öldürmeyi değil yaşatmayı hedefler. Havada kuşlar gibi süzülmeyi, uçak pilotu olmayı isterler. Bugün uçaklarla masum insanları, kadınları, çocukları acımasızca öldürme emri verenler ve o emri uygulayanlar, hep o çocukluk hayallerine ihanet edenlerdir.

Büyüdük ama hepimizin içinde bir çocuk hala gizlice yaşamaya devam ediyor. Hangimizde sokakta yürürken birden önüne düşen bir futbol topuna vurma dürtüsü meydana gelmiyor? Hangimiz, pikniğe gittiğimiz ormanda başkasının kurduğu bir salıncağa koşmak istemiyor? Hangimiz gittiğimiz kumsalda denizin üzerinde çakıl taşı sektirme isteği duymuyor?

Çocukluk güzeldir; insanların şerefi, ekmeği ve gururuyla oynamak yerine seksek, körebe, saklambaç oynayan bir çocukluk... Üç kuruşluk menfaatler uğruna vatanını, milletini satmanın değil yağ satarım bal satarım oyununda keyif çıkarmanın derdindedir.

Hem çocuk hem de mutlu olmak izafi bir kavramdır ve her coğrafyada farklılık arz eder bazen… Afrika'da çocuk olmak, kilden oyuncak yapmak, ihtiyacı olan suyu, yiyeceği bulunca bayram sevinci yaşamak demek... Obezite sorunlarından uzak, yaşamayı her çocuk kadar hak ettiği halde hakların lütuf olarak kendisine sunulduğu bir coğrafyada bütün dünyayı aynı şartlara sahip zannedecek kadar saf ve masum bir çocuk olmak demek…

Çocukların saf ve masum hallerini anlatmaya kâfi gelecek meşhur hikâyedir:

Orta halli bir ailenin televizyonu arıza yapmış, mecburen televizyon tamircisini çağırmışlar. Tamirci gelip televizyonun arkasını açmış bakmış ki içinde bir sürü ekmek kırıntısı... Televizyon arızasının arkasında bu ekmek kırıntılarının olduğunu hemen anlamış. Aile, arkasındaki ızgaradan televizyonun içine ekmek kırıntılarını kimin attığını hemen anlamış. Anne, dört yaşındaki yaramaz kızını yanına çağırmış, sinirlenmeden, bağırıp çağırmadan güzellikle sormuş...

-Kızım, bak tamirci amcan televizyonun bu ekmek kırıntıları yüzünden bozulduğunu söylüyor. Eğer bir daha bunu yaparsan televizyonumuz yine bozulur ve izleyemeyiz. Hem o ekmek kırıntılarını neden oraya attın ki?

Çocuk öyle ibretlik bir cevap vermiş ki, annesi gözyaşlarına hâkim olamamış…

-Anneciğim, televizyonda açlıktan ölmek üzere olan Afrika’lı çocukları gördüm. Bizim evimizde her şey var, her istediğimizi yiyebiliyoruz. Fakat onların bir parça ekmeği bile yok. Bende onları görünce televizyonun içine ekmek parçaları attım ki, en azından açlıktan ölmesinler…

Suriye'de çocuk olmak, bombalarla yıkılmış evden oyuncaklarını da bırakarak başka ülkelere sığınmak demek. Mahalle arkadaşlarından birçoğunu enkaz yığınları altında bırakırken sadece yüreğinin değil bütün bedeninin yarısını da ülkesinde bırakıp nereye gittiğini bile bilmediği yerlere iltica etmek demek.

Irak da çocuk olmak demek bu dünyanın bir gurbet diyarı olduğunu henüz çocukken öğrenmek demek… Dünyanın diğer ucundan gelen acımasız insanların sadece anne babasını değil çocukluğuyla beraber hayallerini de öldürmesine şahit olmak demek…

Filistin'de çocuk olmak, anne babasından bile daha fazla kıymetli değerin Mescid-i Aksa olduğunu, hangi yaşta olursa olsun canı pahasına onu korumakla sorumlu olduğunu bilmek demek. Şehitlik makamını, cennete gidecek yolu büyümeyi beklemeden öğrenmek ve hedeflemek demek. Bu dünyaya ölüme nişanlı olarak geldiğini çocuk yaşta idrak etmek demek...

Doğu Türkistan’da çocuk olmak, bu dünyada güneşi hiç görmeden yaşamak demek… İntihar etmek için Allah’tan imtiyaz bekleyen anne babalarının gözyaşlarıyla büyümek demek. Kıyametin bir an evvel kopmasını, zalimlerin cezasını çekeceği anı görmek için can vermeye razı olmak demek…

Afganistan, Myanmar başta olmak üzere dünya üzerinde birçok ülke de milyonlarca çocuk var… Çalınmış hayallerinin hüznü içerisinde çocukluklarını yaşamaya fırsat bulamayan çocuklar... Bir anda büyümeye mecbur kalan, kimi öksüz kimi yetim olarak kader planında kendilerine takdir edilenlerin karşılığını alacakları ve doyamadıkları annelerine tekrar sarılabilecekleri günün tesellisiyle hayata tutunuyorlar...

Daha ismini zikretmediğimiz nice coğrafyalarda çığlıklarını, ağlamalarını işitmediğimiz kocaman yüreğe sahip çocuklar var…

Çocuklar çıkarsız sever, ağlarsa riyasız ağlar, gülerse yapmacık bir tavırla değil içten ve samimi güler. Bugün içine bir türlü sığamadığımız dünya, güçlülerin zayıfları ezdiği, çocukların hayallerini bile çaldığı huzurdan uzak bir yer haline geldi. Gün geçmiyor ki acı ve gözyaşları içinde çocuk feryatları duyulmayan bir haber duyulmasın. Hele bomba sesleri ile uykusundan sıçrayarak uyanan Suriye ve Filistin'deki çocukları düşündükçe iyi ki ahiret var Mahkeme-i Kübra var diyoruz.

Çocuklar büyümeyi ister, pişman olacaklarını bilmeden

Büyükler çocukluğuna dönmek ister, vakt-i ecel gelmeden

Paulo Coelho’ya atfedilen söz manidardır.

“Çocukken; her şeyin sahibi olmak için büyümek isterdik. Büyüdük; şimdi her şeyden uzak olmak için hep çocuk kalmak istiyoruz”

Keşke büyümeyen, içimizde hep çocuk olarak kalan, kalbimizde küçük de olsa bir yer kalsaydı.

Büyük âlimlerimizden İmâm Sûyutî’ye atfedilen sözler, ciltler dolusu kitaplara sığmayacak kadar geniş bir manayı ihtiva ediyor.

“Çocuklarda beş haslet vardır ki; onlar büyüklerde olsa evliya olurlar:

1) Rızık için endişe etmezler
2) Hastalıklarında Hâlîk’ı şikâyette bulunmazlar
3) Tek başına yemeyi sevmezler
4) Hata yaptıklarında, korktuklarında gözyaşları akıtırlar.
5) Kavga ettiklerinde, kin tutmaz hemen barışırlar”

Bu hayatta temiz olmak değil mühim olan temiz kalmayı başarabilmek. Çünkü herkes bu dünyaya tertemiz gelir fakat herkes temiz kalmayı başaramaz. Tekrar çocukluğumuza dönemesek bile çocukluğumuzdaki saf, temiz günlerimize dönebilmeyi Allah bizlere nasip eylesin. Vesselâm…

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Yabani Otlar

Hepimiz yaşlanma imkânı bulamayacağız belki fakat hepimiz çocukluk evresinden geç...

Cennet Kuşları

Hepimiz yaşlanma imkânı bulamayacağız belki fakat hepimiz çocukluk evresinden geç...

Film Gibi Zamanlar

Hepimiz yaşlanma imkânı bulamayacağız belki fakat hepimiz çocukluk evresinden geç...