Sıradaki içerik:

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Kurucusu: Mehmet Emin Resulzâde

e
sv

Haramdan Uzak Duran Yücelir

avatar

Dilhâne

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 1 dakika)

Abdurrahman bin Muhammed Şeyhizade’nin yazdığı Mecma’ul Enhûr adında çok kıymetli bir fıkıh kitabı vardır. Fakat kitabın yazarı bu isimle değil, “DAMAD” ismi ile meşhur olmuştur. Böyle olmasının ibretli hikâyesi şöyle:
Abdurrahman Efendi, Medrese talebesi iken Edirnekapı’nın dışında iki odalı bir bağ evinde kalıyormuş. Dışarısı karlı ve fırtınalı bir gecede, evin kapısı çalınmış. Kalkıp açmış. Bir de ne görsün? Genç ve güzel bir kız karşısında ona bakmıyor mu? Kapıya gelen bu kız: “Yolumu kaybettim, beni bu gece misafir alır mısınız, dışarısı çok soğuk?” diye adeta yalvarıyormuş. Genç talebe, ne yapacağını şaşırsa da acımış, onu ayrı bir odaya almış ve kapıyı kapatmış. Mum ışığında ders çalışmasına devam ediyormuş.   Kız da uyuyamamış. Aradan biraz zaman geçince kız merak edip kapı aralığından bakmış; gencin ders çalışırken arada bir elini muma tutup parmakları yanınca geri çektiğini ve tekrar ders çalışmaya devam ettiğini görmüş… Sabah olunca kız çıkıp evine dönmüş. Merak eden ailesine: “Fırtınadan evimizin yolunu kaybettim, dolaşırken Edirnekapı civarında bir ışık gördüm oraya sığındım, bir medrese talebesi ders çalışıyormuş, rica etmem üzere beni içeri aldı. Orada kalıp sabahleyin ayrılıp geldim” demiş. Babası, endişelenince, “Beni, ayrı bir odaya aldı, o kendi odasında ders çalıştı, bir ara kapı aralığından baktım, derse ara verip mumda parmağını yakıyordu, sabaha kadar, ara ara hep mumda parmağını yaktı” diye de ilave etmiş.

Meğer bu genç kız vezirin kızıymış. Vezir, iki asker gönderip bu genç talebeyi makamına getirtmiş. Olup biteni bir de ondan dinlemiş. Sonra, elini mum alevine tutmasının sebebini sormuş. Genç talebe de yani, Abdurrahman bin Muhammed Şeyhizade şöyle anlatmış: “Efendim, ders çalışırken şeytan vesvese vermeye başladı, ben de böyle yapıp kendime, ‘Eğer şeytana uyarsan yarın vücudunun tamamı yanacak şimdi sadece parmağın acısına dayanamıyorsun bütün vücudun yanınca nasıl dayanacaksın?’ dedim, nefsimi bastırdım, kızınızın yüzüne bile bakmadım.”
Vezir bu anlatılanlardan pek etkilenip bu gence; kızını almasını, kendisine damat olmasını teklif etmiş. O da kabul etmiş.
Genç evliyken tahsiline devam edip tamamlamış, daha sonra ulemanın büyüklerinden olmuş, çok kıymetli bir fıkıh kitabı yazmış. Bu hadiseden dolayı, hakiki adı, gerçek ismi unutulup “Damat” ismi ile meşhur olmuş.

Her insanın böyle değişik imtihanları vardır. Kimi kazanır abad olur, kimi kaybeder, berbat olur. Tercih insanlara bırakılmıştır.

Bir insana erişmenin ve ruhuna dokunmanın en güzel yollarından biridir edebiyat. Kelimelerin birbiriyle olan aşkını anlatır ve bu anlatım sırasında insana dair olgularıyla bizlere dokunur. Dilhâne işte böylesine aziz bir uğraşın günümüzdeki temsilcisi olarak tüm topluma ulaşmayı amaçlayan bir edebiyat şiir ve fikir dergisidir.

Edebiyat sahip olduğu varlığın içerisinde bir fikre sahiptir. Bu fikirle kavurur cümleleri ve ortaya bir dünya mirası ortaya çıkarır. Varlık gösteren dışa vurum bazen bir düz yazı olur bazense bir şiir. Eğer fikir kendisi bir şiirde bulursa her kelimesinde adeta bir rengin onlarca tonuyla karşılaşır insan. Bu anlam zenginliği ise edebiyatı yeşertir, insanın özüne dokunmasını sağlar. Edebiyat, şiir ve fikirlerin insana sağladığı huzuru ve yüceliği fark eden birçok söz ve kalem ustası; ömürlerini bu alanda sarfetmişlerdir. Aynı manevi değeri arayan nice insanın varlığını hoşgörü ve güzellikle karşılayan Dilhâne dergisi bu arayışın karşılığı olarak yeni yazarlar için de bir platform görevi görmektedir.

Öyle ki söz edilen amacın sonucu olarak Dilhâne Dergisi, okuyucularından ve yazı yazarak bir uğraşı ortaya koymak isteyen herkesten yazılarını beklemektedir. Bu yazıları bünyesine katarak diğer insanlara ulaştırarak hem yazarın gelişimini desteklemektedir hem de yazara duygu ve düşüncelerini başka insanlara aktarma olanağı tanımaktadır. Eğer sizlerde yazılarınızı paylaşmak isterseniz ilgili bilgileri dilhane.net adresinde bulabilirsiniz.

Bir fikrin hamurunu edebiyat ve şiir ile yoğururken, toplumdan yazılar alarak bu uğraşa değer katmanın bir başka boyutu daha bulunmaktadır. Hiçbir bir karşılık beklemeksizin edebiyat şiir ve fikre duyulan saygıdan dolayı tüm bu uğraşları yine toplumla paylaşmak. Bu sebeple Dilhâne dergisi insanlara ulaşabilmek için aylık yayınlarını, yapılan söyleşileri, yazıları ve daha birçok yazılı ve görsel ürünü dilhane.net adresinde hiçbir maddi karşılık olmaksızın insanlarla paylaşmaktadır.

Bir yandan değişen dünyaya ayak uyduran bir yandan da sahip olduğu öze günden güne değer katmayı hedefleyen Edebiyat şiir ve fikir dergisi olarak farklı konularda ve çeşitli türdeki ele alımlarıyla edebiyat dünyasında emin adımlarla ilerlemeyi sürdüren Dilhâne dergisi, siz edebiyat aşıklarını da pür heyecanla beklemektedir.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.