Edebiyat, Şiir, Fikir

Hâlidî

(Okunma Süresi: 1 dakika)

Sor sen bana çağın çocuğunu !
süzdü bedeninden şımarık gülüşünü,
vurdu yumruğunu kabuk bağlamış göğsüme,
O ki oluk oluk merhameti taşlardan akıtandır.
 
 
Üzerinde bir ağ, adı gariplik,
nazarın değdiği yerde
taş üstünde taş
kalmadı bende ha çocuk..
Aldığı gibi babasından namazı,
annesinden niyâzı,
sen bende kırılacak dal
bırakmadın ki ha çocuk..
Senin göğsün bir kâinat,
sanki bilmez miyim?
kaç şehîdin yerine boy verdiğini,
intikâm-ı ilâhi sendedir ha çocuk..
Vur şimdi !
Dağıt ki şu kara bulutları,
taş yürekler zayıf bileğinde
can bulur ha çocuk !
Gün her besmeleyle yola çıktığında,
o taze ekmeğin kokusu garîbi sardığında,
evlâdını toprağa basmış her anadan tüten dumanda,
ben hep sokak sokak seni ararım ha çocuk..

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir