Edebiyat, Şiir, Fikir

Gülü Ver!

(Okunma Süresi: 1 dakika)

Yine bir bahar sabahıydı
Dolaşırken şehrin sokaklarında
Bir koku ki sermest edercesine…
Çekiyordu beni kendisine doğru.
“Hayat” sokağına döndüğümde,
Taa derinlerden bir ses:
Sahi ya “hayat” neydi ki?
Güneşin doğuşu, ağaçların çiçek açması mı?
Rüzgârın esintisi, zamanın akışı mı?
Neydi hayat?
Yoksa içmediğin bir bardaktaki suda
Sevgiliyi seyretmek mi?
Ya da “güllerim var, gül yerim var,
Kalplere derman, mis kokulu güllerim var!” diyen
Bahçıvanın gül bahçesi mi?
Arz eyledim halimi,
Ah bahçıvan! Can bahçıvan!
Gül, derdime olmadı derman.
“Evladım dur hele, gülüver!” dedi, bahçıvan
“Gül var, gül var…
Çeşit çeşit, rengârenk gül var.
Bilmez misin?
Sarısı, dostluğu, kıskançlığı,
Beyazı, saflığı ve masumluğu,
Pembesi hem arzuyu hem özlemi,
Turuncusu tutkuyu,
Kırmızısı sevgiyi ve aşkı,
Eşine az rastlanan mavisi ise
İlahı aşkı anlatır.” dedi.
Ey ay yüzlü bahçıvan!
Bir gül demetin olur mu dermanı derdimin?
Yoksa durmaz sızısı kalbimin
Kıskançlık, sevgi, saflık,
Hep bahanesiydi gönül telimin
Güllere vurgunum ben
Gerisi teferruatı bu hikâyemin.
Bahçıvan: “Ey yolcu!
Olur da düşerse içine sızısı gül bahçemin
De ki o zaman
Dermanı kendisidir gönül derdimin
Ben bahçıvanım.
Gül alır, gül verir, gülüveririm!” dedi.
Ve gülü verdi.

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir