Güç Korkusu

(Okunma Süresi: 4 dakika)

Türkiye. Bölgesinde son yarım asırda sürekli yükselen bir trende sahip olunca başta dünyayı yöneten ve en büyük olduklarını sanan 5 ülkeyi rahatsız etti. Hani uyuyan yılanı uyandırmak ve şeytanın kuyruğuna basmak deyimi vardır ya işte öyle. Galiba burada şeytanın kuyruğuna bastık.

Peki kim bu şeytan?

En başta hala çok büyük devlet olduğunu iddia etmesine rağmen yıllardır elinde tuttuğu ve sömürdüğü devletlerdeki kontrol mekanizmasını bir bir kaybeden ve istemese de elinden çıkarmak zorunda kalan Büyük Britanya İmparatorluğunun kalıntısı İngiltere. Takdir edersiniz ki hala entelijansı çok kuvvetli ve dünya siyasetine yön veren deha siyasi beyinler lordlar kamarasında hala gamlı baykuşlar gibi tünemiş bekliyorlar.

İkincisi Amerika.

Nerede bir kaos var büyük devlet olduğunu iddia edip dünya barışını korumak adına oraya asker çıkaran, kısa süre içinde ölümlerin, katliamların, tecavüzlerin kahramanları olan Amerikan askerleri ile girdiği bölgelerde tedhiş ve terörü destekleyen, kaostan beslenen, karışıklıktan nem’alanan bir ülke.

Üçüncüsü ise Fransa, Almanya, İtalya, Yunanistan ve bunun gibi küçük Avrupa devletleri. Küçük diyorum çünkü her birini ele aldığınız zaman gerçekten bizim iç Anadolu bölgesi kadar toprak bütünlüğü olan ama ürettiği entrikalar ile dünyayı karıştıran cinsten küçükler.

Doğuda ise Rusya ve Çin var. Gerçi Rusya, SSCB dağıldıktan sonra yaklaşık doksan yıldır dimdik karşı durduğu kapitalizmin esiri oldu. Putinin sarayları muhalifleri tarafından sosyal medyaya dağıtıldıktan sonra kaosa doğru hızla sürüklenmeye başladı. Eskiden bırakın sokağa çıkmayı, burunlarını pencereden çıkardıkları zaman öldürüleceklerini bilen rus halkı, şimdi sokaklarda slogan atıyor, hak arıyor, devleti, polit büroyu, meclisi eleştiriyor.

Gözünü seveyim Presteroyka…

Çine gelince.

Önceleri derinden ve sessize ilerleyen, şimdilerde teknoloji ve üretim devi olan bir ülke. İş gücünün ucuzluğu, insan nüfusunun çokluğu, teknoloji taklitçiliğinin yanında orijinal marka üretimlerin de dünya piyasasını zorlaması, hatta yön vermesi ile önünün açıldığı bir ülke. Bugün sahada özellikle oyun kurucu olarak bulunuyor ve Amerikan menşeyli dev teknoloji şirketlerine kafa tutabilecek kadar seri ve kaliteli üretim yapabiliyor.

Peki bunların hepsini bir araya toplayın.

Hepsinin bir tek gayede birleştiğini söylesem ne dersiniz?

Evet fotoğrafın büyüğüne baktığımız zaman hepsi bölgede emin ama yavaş adımlarla yürüyen Türkiye’den, başarılarından, zaferlerinden rahatsız.

Bu rahatsızlıklarını da her fırsatta dile getiren iki yüzlüler sürüsü bu saydıklarım. Dediğim gibi buldukları ilk fırsatta Türkiye’nin ayağını bırakın kafasına sıkmaya can atanlar güruhu.

Türkiye özellikle son yirmi beş yılda gösterdiği büyük atılımlarla bu devletlerin gözünü de korkutmuş durumda. Zaten bir sıkımlık canları var. Bunu büyük bir dürüstlükle söylüyorum. Hiçbir dünya devleti, bünyesinde barındırdığı askeri gücün, Türk ordusunun karşısında varlık gösterebileceğine inanmıyor. Evet yanlış okumadınız kendileri inanmıyorlar. Özellikle Barış Pınarı, Zeytin Dalı ve en son Idlip operasyonlarında konvansiyonel silah gücü, sahaya inme, senkronize hareket, teknolojik alt yapı, hızlı intikal, anında müdahale, nokta atış, isabetli vuruş ve düşman unsurlarını kısa sürede yok ederek açılan koridordan gitmek istediği hedefe kadar emin adımlarla yürüyen bir ordu ile karşı karşıya olduklarını görünce tabiri amiyane ile tırsıyorlar.

Tekrar ve bir kere daha sahada bu orduyla baş edemeyeceklerini anlayan bu devletler stratejik ayak oyunları ile ülkeyi kaosa, karışıklığa ve düzen bozukluğuna sürüklemeye çalışıyorlar.

Yerli işbirlikçileri ile ülke içinde çeşitli kurum ve kuruluşları, atamaları, zammı, ağacı, çiçeği, böceği bahane ederek eylem adı altında başlattıkları provakatör terörist kalkışmalarla, öncelikle mevcut hükümete zarar vermeyi, zayıflatmayı planlıyorlar.

Yaptıkları eylemlerle de halkın psikolojisini bozmaya, al aşağı etmeye çalışıyorlar.

Dün gezi parkı eylemleri adı altında bir sürü sıkıntıya soktukları ülke insanını, bugün başka bir oyunla meşgul etmeye çalışıyorlar.

Boğaziçi Üniversitesine atanan rektörü bahane ederek toplanan kalabalığın içindeki çoğunluğun, üniversite mensubu olmaması, yaptıkları eylem, attıkları slogan, giydikleri kıyafet, duruşları ve özellikle de sosyal medyada paylaştıkları fikir kırıntıları ile ne olduklarını alenen haykırıyorlar. Bunların derdi rektörün atanması, üniversitenin bozulması ya da karışması değil. Bunların derdi, bunların arkasında duran ağababalarının karın ağrısı aslında.

Bir de burada ismini bile yazmaya imtina ettiğim bir güruh var ki biz onlara “ila cehenneme zümera” diyoruz. Fikir özgürlüğü, gençlik hareketi, haklı duruş teranelerini geçelim. Bunlar ahlaksızlıklarını alenileştirmek ve haysiyetsizliklerini meşrulaştırmak için her fırsatta toplumun önüne çıkan ne idüğü belirsiz bir sürü.

İşin acı yanı dün müspet bildiğimiz, mütedeyyin olduğuna inandığımız, televizyonda göründüğü zaman ne kadar güzel yüzü var diyerek güvendiğimiz, sevdiğimiz siyasilerde bu cibiliyyetsizlere arka çıkıyorlar ya. İnsana en çok da bu dokunuyor.

Tüm bunları bir araya topladığımız zaman bunların derdi ne atanan yeni rektör, ne üniversitede özerkliğe vurulan darbe söylemleri, ne şu ne bu. Bunların tüm derdi fotoğrafın büyüğüne ya da küçüğüne baktığınız zaman büyüyen, güçlenen, bölgesinde söz sahibi olan, oyun kurucu olan, ürettiği silahlarla, yaptığı teknolojik yatırımlarla, dünyanın kaosa süreklendiği salgın döneminde bile dik duruşuyla gümbür gümbür gelen Türkiye’nin gücü.

Evet bunların korkusu güçlenen Türkiye.

Bunların korkusu her sahada yaptığı yatırımlarla her geçen gün büyüyen Türkiye.

Bunların korkusu eskiden verdikleri gibi ültimatomlarla, atadıkları Türkiye sorumluları aracılığı ile parmak sallayarak feyk gibi gördükleri Türkiye’nin yerine, yeni ve güçlü bir Türkiye’nin gelmesi.

Bunların korkusu, bilinçlenen halkın artık ülkesi, bayrağı, milliyeti, milleti ve dini için her türlü fedakarlığı yapabilecek cesaretle karşılarına dikilmesi.

Bunların korkusu 15 Temmuz hain kalkışmasında hesaba katmadıkları ve hiç düşünmedikleri, o güne kadar sessiz sedasız duran, oturan halkın “Ya Allah, Ya Bismillah” diyerek yeniden ayağa kalkması.

BUNLARIN Kİ GÜÇ KORKUSU

Nihayetinde bunların korkusu güçlenen Türkiye’de yeniden Osmanlı ruhunun canlanması, dirilmesi ve hakimiyeti ele geçirerek bölge ile ilgili durun bakalım bu saatten sonra benim sözüm geçer, benim açtığım kartlarla oyun oynayacaksınız arkadaş demesi.

İşte bu boğaziçinde kutsalımıza saldıran şeref yoksunlarının beslendiği kaos ortamının sebebi,

İşte “Kayyum rektör istemiyoruz” diye slogan atarak güya demokratik haklarını arayan vatan hainlerinin feryat figan bağırmalarındaki sebep,

Ana muhalefetinden, kurulan yeni partilere kadar pirim toparlayabilmek, mevcut hükümetin müspet ve vatan hizmetine amade icraatlarını durdurabilmek için tüm çabaları.

Kimisi Alman entelijansının adamı, kimisi İngiliz entelijansının adamı, kimisi Amerikan mandacısı, kimisi Rus kopili, kimisi ne idüğü belirsiz bir güruh.

Hepsi birleşmiş ülkeme saldırıyor, huzuru bozuyor, sabrımızı taşırıyorlar.

Hani şair demişti ya.

“Kimi hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela” diye.

İşte bunlarda o hesap.

Hepsinin kendine göre ince bir hesabı var. Ama unuttukları, hep göz ardı ettikleri, hep atladıkları, görmedikleri, görmek istemedikleri bir hesap daha var.

O da Allah’ın şaşmaz, mutlak ve müspet hesabıdır ki Vallahi hesap yapanların, plan yapanların, düzen kuranların en hayırlısı Allah’tır. Öyle bir düzen kurup hesap yapar ki sonucunu gördüğünüz zaman apışıp kalırsınız.

Ha ekleyeyim.

Bu ne idüğü belirsiz vatan haini tayfaya. Bu milletin sabrını çok fazla zorlamayın. Allah’ın hesabına dahil olur tıpkı onbeş temmuz hain kalkışmasında olduğu gibi hakkınızı avucunuza verir size de layık olduğunuz sonu yaşatırlar. Aklınızı başınıza toplayın oturun oturduğunuz yerde. Türk milletinin sağı solu belli olmaz.

Benden söylemesi.

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir