Sıradaki içerik:

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Kurucusu: Mehmet Emin Resulzâde

e
sv

Gözü Kapalı Teslim Olanlarındır Kurban Bayramı

avatar

Selman Devecioğlu

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 3 dakika)

Kurban Bayramı; merhametin, şefkatin, rikkatin en üst noktaya ulaştığı günlerin remzidir. Sevinçlerin birlikte yaşandığı, Müslümanca paylaşma mutluluğunun hissedildiği dönemlerdir. Kurbandan bahsedilince çocukluğumda kesilen kurbanlar aklıma gelir. Kurban Bayramı’nın aralık ayında karakışlarda yaşandığı bir zamanda babam büyükleriyle kaldığı evden ayrılarak annemle birlikte kendilerine yeni bir düzen tesis etmeye çalışırlar. Babamın işi olmadığından maddi sıkıntılarda yaşanmaktadır. Kurban Bayramı yaklaşmış, babamın içine bir hüzün düşmüştür. Ne olursa olsun kurbanımı kesmeliyim, sağlığım içinde olsa bu ibadeti yerine getirmeliyim diyerek, yoklukta para bularak koyun alıp Rabbimizin rızasını elde etmeye çalışmış ve kurban ibadetini hiçbir zaman ihmal etmemiştir. Peki neydi kurbanı önemli kılan hadise? Merak ederek anneme sorular yönelttiğimde beni etkileyen iki hikâyeyi ilk annemin dizinde dinleme imkânı bulmuştum. Hazreti İbrahim’in yaşı doksana ulaştığı hâlde hiç çocuğu olmamıştır. Allah’tan hak davasını ve neslini devam ettirecek bir evlat ister. “Bana bir evlat verirsen, onu kurban ederim.” diye niyaz eder. Yüce Yaratıcı Hacer Validemizden Hazret-i İbrahim’e bir erkek çocuk nasip eder, bu çocuğa da İsmail ismi verilir. İsmail yedi yaşına bastığında Hazret-i İbrahim bir rüya görür. Rüyasında evladını kurban etmekle ilgili adağı hatırlatılır. Hazret-i İbrahim çaresiz bir şekilde Hazret-i Hacer ve Hazret-i İsmail’in yaşadığı Mekke’ye gelir. Peygamberlerin imtihanı da büyük oluyor.

Evladını kurban etmek; ne kadar çetin bir hâl. Hazret-i İbrahim odun kesmeye gidecekmiş gibi yaparak İsmail’e bıçak ve ip almasını söyler. Evden uzaklaşırlarken şeytan, Hazret-i Hacer’e görünür, “Kocan oğlunu kesecek!” , Hazret-i İbrahim’e, “İnsan, oğlunu keser mi” der? Hazret-i İsmail’e, “Baban seni kesecek!” diye ifade eder. Her üçü de şeytanı uzaklaştırır ve “Allah’ın emrine teslim olduk.” cevabını verirler. Hazret-i İbrahim oğlu İsmail ile konuşur, Allah’ın buyruğunu ve gördüğü rüyayı anlatır. Oğlu İsmail ise tam bir tevekkülle şu cevabı verir: “Babacığım emrolunanı yap inşallah beni sabredenlerden bulacaksın.” Hazret-i İbrahim oğlunu kurban etmek için yöneldiğinde bıçağın kesmediğini görür. Rabbim bıçaktan kesebilme kudretini kaldırmıştır. Allah’ımız şüphesiz babadan milyon kez merhametlidir. Gösterilen kararlılık, fedakârlık ve tartışmasız teslimiyet karşısında Yaradan kurban edilmek için gökten koç göndermiş, Hazret-i İsmail’i dünyada peygamberlikle, ahirette cennetiyle ödüllendirmiştir. Kur’an-ı Kerim’de Saffat Suresi’nin 100-113 ayetlerinde de Rabbimiz bu kıssayı bizlere nakletmiştir.

Bir diğer kıssa ise, Peygamber Efendimizin dedesi Abdulmuttalib’in başından geçen kurban hadisesidir. Abdulmuttalib; Zemzem kuyusunu yeniden ortaya çıkarıp onarması sırasında kuyuya ortaklık teklif eden Kureyş kabilesinden bir kişi tarafından rencide edilmiş, “Senin bir tek oğlun var oda haris, soyunu devam ettirecek başka kimsen yok.” cümlesine içerlemiş ve bu sebeple on erkek çocuğa sahip olduğu takdirde birini kurban etmeyi adamıştır. Arzusu gerçekleştikten sonra gördüğü bir rüya üzerine adağını hatırlamış, kurban edilecek çocuğu belirlemek maksadıyla oğulları arasında kura çekerek, oğullarından Peygamberimizin babası Abdullah’ı kurban adanmış evlat olarak belirlenmişti. Rivayetlere göre Kureyş kabilesi veya Abdullah’ın kız kardeşleri bu duruma itiraz etmiş, böyle bir şey yaptığı takdirde bunun kendisinden sonra kötü bir âdet hâline gelebileceğini hatırlatmışlardır. Adak borcundan kurtulmak için Abdullah’ın yerine deve kurban etmenin daha doğru olacağını ileri gelenler söylemişlerdir. Abdulmuttalib’e o günkü âdetlere göre on deve getirilir, Abdullah ile develer arasında kura çektirtilir, fakat kura Abdullah’a çıkar, deve sayısını onar onar artırarak kuraya devam edilir, sayı yüze ulaşınca kura develere nihayet isabet eder, bu kurada birkaç kez tekrarlanır ve sonuç kesinleşir. Peygamberimizin babası için yüz deve kurban edilmiştir. Bazı kaynaklar bu hadisenin gerçek olmadığını beyan buyursalar da, Peygamber Efendimiz’in, “Ben iki kurbanlığın oğluyum.” sözü bu kıssayı doğrular diye ifade edilmiştir. Din âlimleri de siyer kitaplarında bu rivayete yer vermişlerdir.

İslam tarihi kaynakları teslimiyet ve yönelişe dair bizlere ibretlerle dolu hikâyeler anlatıyor. Teslimiyet sınavında nefsini kurban ederek, Hazret-i İbrahim ve Hazret-i İsmail gibi imtihanı kazanarak başarılı olanların yanında, Firavun ve Karun gibi emir ve yasaklara uymayıp, asi olanların yaşantıları bizlere dersler çıkartılacak örneklerdendir. Hazret-i Âdem’in çocukları Habil ve Kabil’in Allah’a en sevilen mallarından sunmasını istediği, Habil’in, kurbanı samimiyetinden ve cömertliğinden dolayı kabul edilirken, Kabil’in cimri ve önemsenemez tavrından dolayı hediyesi kabul görmemiştir. Tarihimizde de ilk kurban hadisesi bu yolla anlatılmaya başlanmıştır. Sözlükte yaklaşmak, Allaha yakın olmak anlamına gelen kurban, Müslümanlar için Hicretin ikinci yılında ümmete meşru kılınmıştır.

Muzaffer Ozak Hoca’nın anlattığı bir hikâyeyle yazımıza son verelim; “Bir adamın fakir bir komşusu varmış, onu ahretlik olarak görür, bütün sırlarını paylaşırmış. Adam fakir olmasına rağmen kurbanını keser, bayramda da kenara bir para koyarak sadaka dağıtmayı ihmal etmezmiş. Bu fakir kişi vefat edince, komşusu Rabbine yalvararak, rüyasında ahretliğinin hâlini görmeyi arzular. Duası kabul olur. Rüyasında gayet güzel, üzeri mücevherlerle süslü bir ata binmiş vaziyette dostunun hâli komşuya gösterilir. Sorar; “Bindiğin heybetli at nedir?” “Kestiğim kurbanlardır.” cevabını verir. “Peki atın üzerindeki mücevherlerle dolu süs nedir?” “O da verdiğim sadakalardır” der.

Müslümanlar olarak, asıl büyük bayramın ebedî hayatta olduğu bilinciyle yaşamamızı Rabbimiz bizlere nasip etsin. Alvarlı Efe Hazretleri’nin aktardığı gibi “Cümle günah affola, bayram o bayram ola.”

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.