Giriş Yazısı - Sayı: 48

Bismillah…
Hayırlar feth ola. Şerler def ola. Gönüller şad ola…
Dilhâne’mizin yeni sayısı herkes için hayırlara vesile ola…

Dilhâne’miz bu ay Hz. Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî (k.s) ile konuk oluyor gönül sofralarınıza… 17 Aralık 1273’te vuslat-ı Rahman’a eren Hz. Mevlânâ’yı anmak ve anlamak üzere Dilhâne’miz dopdolu bir şekilde ‘merhaba’ diyor okurlarına… “Peygamber değil ama kitabı var.” diye methedilen Hz. Mevlânâ, vefâtı için şeb-i arûs der, yani düğün gecesi… Ibn Atâullah el İskenderî (k.s)’nin ‘Tâcü’l-Arûs’ isimli eseri de Türkçeye ‘Düğün Tacı/Gelin Tacı’ şeklinde çevrilmiştir. Arûs, esasında gelin demektir ve cezbeli tasavvuf erleri, ıstılahen ‘düğün’ için kullanmıştır. Düğün, dünya macerasında iki sevenin iki sevgilinin birbirine kavuşmasıdır. Hz. Mevlânâ ‘arûs’ diyerek Mevlâ’sına ‘kavuşmayı’ bir düğün mesabesinde görmüştür.

Nitekim Hazret, meşhur beyitlerinde şöyle der:

“Öldüğüm gün tabutum yürüyünce
Bende bu dünya derdi var sanma!
Bana ağlama; ‘Yazık, yazık! Vah, vah!’ deme!
Şeytanın tuzağına düşersen vah vahın sırası o zamandır.
Yazık yazık, asıl o zaman denir!
Cenazemi gördüğün zaman "El-firak, el-firak!" deme!
Benim buluşmam asıl o zamandır.”

Beni mezara koyunca elvedâ demeğe kalkışma!
Mezar cennet topluluğunun perdesidir.
Mezar hapis görünür amma,
Aslında canın hapisten kurtuluşudur.”

Ölmeyi düğün, mezarı candan kurtuluş gören için ölmekten bahsedilebilir mi? Âşıkâna vuslattır ölüm, sadıkâna düğündür ölüm, tevhîd ehli matlûbana eğlencedir ölüm… Konya’nın ve dahi cümle Anadolu’nun mânevi sahiplerinden Reisü’l-Uşşâk Hz. Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî (k.s)’nin şeb-i arûsunun 748. yıl dönümü mübârek olsun!
Biz de Dilhâne’mizde Hz. Mevlânâ’dan himmet taleb ederek O’nun ölümünü değil, yaşıyor olduğunu ve Hayy (c.c) olanın tecellisiyle kıyamete dek âşıkların ve sevdalıların gönlünde yaşadığını konu edinmek arzusunda olduk.

Biliriz ki; Mevlânâlar ölmez, Şemsler ölmez, Hacı Bektaş-ı Velîler, Yûnuslar, Hacı Bayram-ı Velîler, Emir Sultanlar, Akşemseddinler ölmez, Hüsameddin Uşşâkîler, Aziz Mahmud Hüdayîler ölmez, İmam-ı Rabbânîler, Mevlâna Halidler ölmez. Vedûd ve Vehhâb (c.c) olanın mestaneleri ölmez, âşıklar ölmez! Zira bu mestaneler ‘ölmeden önce ölme’nin sırrına ermiş, varlık libasından tecerrüd etmiş, âb-ı hayat suyunu kana kana içmiş gönül sultanlarıdırlar.

Sözlerimize Hz. Yûnus’un beyitiyle nokta koyalım:

“Ten fanidir, can ölmez, çün gitti geri gelmez
Ölür ise ten ölür, canlar ölesi değil”

Bir sonraki sayıda görüşmek üzere, kalın sağlıcakla…

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Giriş Yazısı: Eylül 2022

Bismillah… Hayırlar feth ola. Şerler def ola. Gönüller şad ola… Dilhâ...

Giriş Yazısı: Ağustos 2022

Bismillah… Hayırlar feth ola. Şerler def ola. Gönüller şad ola… Dilhâ...

Giriş Yazısı: Temmuz 2022

Bismillah… Hayırlar feth ola. Şerler def ola. Gönüller şad ola… Dilhâ...