Sıradaki içerik:

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Kurucusu: Mehmet Emin Resulzâde

e
sv

Gerçek Bir İslâm Kahramanı; Selahaddin Eyyubi

avatar

Büşra Cansız

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

“Yüreğimin yarısı Mekke’dir, geri kalanı da Medine’dir. Üstünde bir tül gibi Kudüs vardır.”

İslam’ın ilk kıblesi, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) miraca çıktığı yer, Mescid-i Aksa, Kubbe’t-us Sahra, Peygamberler şehri, Selahaddin Eyyubi… Öylesine bir şehir ki ifade etmek için kullanacak kelimeleri seçmek dahi çok zor. Daha ilk kelimemde anladığınız üzere, tarihin en eski şehirlerinden olan Kudüs’ten bahsediyorum.

Hz. Ömer’in (r.a) fethiyle Müslüman toprakları arasına katılan Kudüs, 462 yıl boyunca İslam’ın simgesi olmuştur. 1099 yılına gelindiğinde ise Avrupa’da toplanan Haçlı ordularının Müslüman coğrafya üzerine amansız saldırıları sonucu Kudüs işgal edilmiştir. 88 yıl boyunca esaret altında kalan şehir kurtarıcısını beklemiş ve nihayet 1187 yılına gelindiğinde Sultanına kavuşmuştur.

Öyle bir Sultandı ki, Kudüs işgal atındayken kendisine gülmeyi dahi yasaklamıştır. İslâm’ı, hayatının her anında yaşamış, insanlığı ile “Müslüman” kelimesinin karşılığı olmuştur. Evet, fetih aşkıyla yanan bir komutanı, şarkın en sevgili sultanı Selahaddin Eyyubi’yi tarif etmeye çalışıyorum.

Filistin’deki Müslüman ve Yahudi halkı katledip, kendi halkına karşı bile zulüm altında bir hâkimiyet kuran Haçlı Krallığı yönetimine karşı adalet, 1187 yılında Selahaddin Eyyubi tarafından sağlanmıştır.

Miraç kandiline denk gelen 27 Receb 583 günümüz ifadesiyle 2 Ekim 1187 tarihinde Kudüs’ün kaderi değişmişti. 88 yıl boyunca kana bulanan şehre barış ve adalet nihayet şarkın en sevgili sultanı tarafından getirilmişti.

Kudüs’ü fethetmeden önce İslam dünyasında ve bölgesindeki siyasi birlikteliği sağlayan Eyyubi, Haçlıları yavaş yavaş bölgeden çıkarmaya başlamıştı. 4 Temmuz 1187 günü Hıttin Savaşı ile İslam dünyası açısından büyük bir zafer kazanarak tarihe geçti. Haçlılar bu savaştan sonra bir daha toparlanamadı ve Kudüs’ün önü tamamen açılmıştı. Birkaç hafta içinde büyüklü küçüklü 52 şehir fethettikten sonra 20 Eylül 1187’de Kudüs kuşatıldı.

“Kudüs’ün, Allah’ın kutsal saydığı beldelerden biri olduğuna büyük bir inancım vardır. Sizin de kutsallığına inandığınız bu beldeye muhasara ve savaşın gerektirdiği yollarla hücum etmek ve girmek istemiyorum.” ifadelerini kullandığı bilinir. Nitekim Kudüs’e girerken bir damla kan bile dökmeyerek mukaddes şehre saygılarını sunmuşlardır. Miraç mucizesinin yıl dönümü olan 2 Ekim 1187 Cuma günü, Kudüs yeniden fethedilirken, şehir yeniden kendini bulmaya başlayacaktı.

Selahattin Eyyubi, Kudüs’ü geri alırken şehri yakıp yıkmamış, Hristiyan halka zarar vermemiştir. Haçlıların aksine tarihe, adaleti ve merhameti ile geçmiştir. Ortodoksların güvenle şehri terk etmesine, isteyenlerin ise şehirde kalmasına izin vermiştir. Fransız tarihçi Albert Champdor, Selahaddin Eyyubi’yi düşmanlarına karşı dahi adaletli olması sebebiyle “İslam’ın en saf kahramanı” diye nitelemiştir.

Haçlılar tarafından saray olarak kullanılan Mescid-i Aksa’yı yeniden camiye çevirerek Nurettin Zengi’nin hayalini de yerine getirmiştir. Zengi tarafından yapılan minberi asıl yerine yerleştirerek, Hristiyanlığa dair ne varsa şehirden temizlemiştir. Kubbe’t-us Sahra’daki haçın da indirilmesinin ardından 88 yıl boyunca duyulmayan ezan sesi yeniden şehrin semalarında yankılanmaya başlamıştır. İslam kardeşliğini,  gerçek davalarını Selahaddin Eyyubi tarafından yeniden hatırlayan Müslümanlar, Kudüs Zaferi ile şereflendirilmiştir. Kudüs fatihi olarak tarihe geçen ve dünyaya İslam kahramanlığını gösteren Eyyubi, hayatı boyunca da Kudüs’ü korumayı kendine vazife bilmiştir. Hicaz bölgesine, özellikle Mekke ve Medine’ye önem veren Selahaddin Eyyubi, “Hadimü’l-Haremeyn” unvanını da kullanan ilk hükümdar olmuştur.

Saltanatını kendi elleriyle kurmuş, İslam aşkı, ahlakı, cesareti, liderliği ile kendini tüm dünyaya kanıtlamıştır. 4 Mart 1193’te Şam’da vefat eden Selahaddin Eyyubi’nin türbesi ise Şam’daki Emevi Camii’nin yanında yer almaktadır.

“Kudüs işgal altındayken, bir Müslüman nasıl gülebilir, nasıl tıka basa yiyip içebilir, nasıl rahat uyuyabilir?” diyen Selahaddin Eyyubi’nin Kudüs hasretini bugün de bizler yaşıyoruz. Ancak onun aksine gülüp eğlenebiliyor, yiyip içip rahatça uyuyabiliyoruz. Selahaddin Eyyubi’nin yaşadığı Kudüs aşkı ise, bizim ancak süslü cümleler ile sürekli konuşabildiğimiz bir mevzudan ibaret kalıp davaya dönüşemeyen aşk! nedir? Biraz düşünelim!

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.