Gençlerin Heyecanına Engel Olan Etmenler – 2

• Kemmiyyet değil Keyfiyyet

Kemmiyyet Arapça’da “kem” yani “ne kadar, kaç” sorusunun soru edatından türemiş olup çokluk, azlık, miktar ifade eder. Keyfiyyet ise yine aynı dilde “keyf” kelimesinden türemiş olup “nasıllık, durum, hal, vaziyet, kalite” manalarına gelmektedir.. Gençlere bir şeylerin başarılması için sayılara bağlı kalınmaması gerektiği anlatılmalı. Önemli olanın mahiyet, kalite olduğu anlatılmalıdır. Yarışmalarda, sınavlarda derecenin öneminden çok Allah katındaki derece önemsenmeli. Bir işe, bir hizmete niyet ettikten sonra ekibin az sayıda olmasından ötürü o işi yapmaktan vazgeçilmemeli. Grupsal etkinlikler için en az iki kişi bile başlangıç için yeterli olabilir devamı bereketiyle gelir. Çünkü “el-hareketü bereketün” harekette bereket vardır. Az ama öz insanlarla büyük işlerin yapılabileceği bilincine sahip olmak ve bunu aşılamak asıl meselemizdir.

• Sonuç Odaklı Değil Sefer Odaklı Olmak Gerek

Bu konu hakkında İsmet Özel'in sözü kafidir herhalde; "Yola ikna edilmişlerle değil inanmışlarla çıkılır." Ve Necmettin Erbakan da der ki o halde "İman varsa imkan da vardır..." Gaye şuuru ile hareket eden genç “sefer bizden zafer Allah’tandır, gayret bizden tevfik Allah’tandır” demelidir.

• İslam Tarihini, İslam Ruhunu Aşılayamıyoruz

Sahabe efendilerimiz gençlerden oluşmaktaydı ve heyecanın doruklarını yaşıyorlardı. Çünkü onlar ne denli büyük bir davanın içinde olduklarını biliyorlardı. Gençlerimizi Efendimizin (sav) siyeri ve Sahabe (r.anhüm) ikliminde yetiştirelim ecdadımızı anlatalım ki kaybedilen ruhu geri alabilsinler. Hikayelerimizde, şiirimizde köklü bir gelişim sağlayarak dini sadece yeri geldiği zaman öğrenilecek bir ders gibi görmeyelim. Bebeğin ninnisinden, çocukların izlediği çizgi filme kadar dini, manevi ve milli değerlerimizi içeren sanatsal eserlerin çoğalmasında seferber olalım.

• Tedricilik, İtidal Yöntemi İle Kalıcı Amel

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) buyuruyor:

“Allah’ın en sevdiği amel, az da olsa devamlı olanıdır.” (Buhârî, İmân 32)

Çocuklarımıza, öğrencilerimize ezber kalıpları öğretip ağır yükler vermektense onları pratik bilgilerle her zaman yanlarında bulundurabilecekleri teçhizatlarla donatmalıyız ki kolay alışılıp vazgeçilmez olabilsin. Onlara ağır görevler vermek, ağır planlara yönlendirmek yerine hafif ama yeterli ve devamlı bir program ile yardımcı olalım. Günde 100 sayfa kitap okumak belirli bir tecrübe ister mesela. Siz çocuğunuzu 2 sayfadan 5’e, 5’ten 10 sayfaya çıkılacak şekilde yavaş yavaş çoğalan bir kitap okuma alışkanlığı kazandırın. Ders çalışmada da saatleri böyle düzenlemelerini sağlayın zaten gençler bir süre sonra ebeveynlerden bağımsız bir şekilde planlarını yapacaklar. Onlara balık vermeyin, balık tutmayı öğretin…

• Anne babanın istediği meslek.

Aile baskısına değinmiştik ama bunu da ayrı bir başlık altında incelemek iyi olur. Gençlerin ilk rehberi anne babalarıdır. Doğal olarak adımlarında ilk danışacakların kimseler de onlardır. Ancak bir anne baba çocuğunun Allah'ın bir emaneti olduğunu bilmeli ve onları kuklalaştırıp onların asıl sahibi gibi davranmamaları gerekir. Doğru olanı güzel bir dille anlatmalı, hayırlı işlerin, muvaffakiyet yolunun sadece tek bir yoldan geçmediği anlatılmalıdır. İslam'ın ışığında helal olan hak olan işler, meslekler çoktur ve gençler kendi gönüllerine yakın buldukları mesleği icra etmeleri en doğru olandır. Ancak unutulmamalıdır ki her şeyden önce gençlere iyi ve sağlıklı bir İslâmi eğitim verilmelidir. Böylece helal olan bir meslekte ahlaklı, müslüman kimselerin olması tüm ümmete ve vatana faydalı olacaktır...

Bu yüzden;

• Ya Sevdiğin İşi Yap Ya Da Yaptığın İşi Sev

Sloganı çok önemlidir.

Sevgisiz yapılan bir işten bereket hasıl olur mu? Tabiki de olmaz. Sevgisiz yapılan işte heyecan ve aksiyon olmaz, rutinlilik ve sıradanlık olur. Yeni bir şeyler üretmek, faydalı olmak için kişi işine kalpten bir bağ ile sıkı sıkıya bağlı olmalıdır. Parası için seçilen bir meslek yahut basit diye seçilen bir meslek tek gerçeğin “para” olduğunu gösterir o kimseye. "Her şeyi maddede arayanların akılları gözlerindedir. Göz ise mâneviyatta kördür." (Mektubat, Hakikat Çekirdekleri: 55.)

Gençlerin “gözlerindeki para perdesini” kaldırıp o mesleğin uhrevi kazançları gösterilmelidir.

Ayakkabıları tamir edip müşterisinin sevincine şahit olup sevinen kunduracı gibi samimi olmak, çevreyi temizleyen belediye işçisi gibi duyarlı olmak, hastaların şifasına vesile olan doktor gibi mutlu olup dua almak, bir insanın imanına, hidayetine vesile olan bir hoca gibi son nefeste huzurlu olmak için “sevgiyi” öncelemeliyiz. Allah için sevmeyi başarmalıyız…

Yazıyı ebeveynlere hitap ederek yazdık ancak bazen bazı gençler aile desteği olmadan başarıya kendi başlarına da ulaşıyorlar o halde ilk yazımızla beraber bunu okuyan genç kardeşimiz aslında yazının “öznesi siz gençlersiniz”. Bu yazı sizin için yazılmıştır.

(2) Yorum
  • Allah razı olsun, önemli noktalara değinmişsiniz Emrah hocam

  • Âmin sizden de değerli kardeşim...

Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Körlük Öldükten Sonra Yaşamak Gibi Bir Şey

• Kemmiyyet değil Keyfiyyet Kemmiyyet Arapça’da “kem” yani “n...

Dijitalin Dili ve Dini

• Kemmiyyet değil Keyfiyyet Kemmiyyet Arapça’da “kem” yani “n...

Novalis ve Şiir

• Kemmiyyet değil Keyfiyyet Kemmiyyet Arapça’da “kem” yani “n...