Gece Vardiyası – 1

(Okunma Süresi: 1 dakika)

Sana merhaba arkadaş desem, dilinin ucuyla “Merhaba” dersin belki.

İstersen arkadaş kelimesini tanıyalım,  sonra muhabbeti koyulaştırma adına konuşalım.

Hiçbir sözlüğe bakmadan bu kelime karşılığına; sırtımızı yaslayacağımız kaya-taş demek istiyorum.

“Hakikaten yahu bunu hiç düşünmemiştim” diye içinden yüzüme karşı konuştuğunu duyar gibi oluyorum.

Daha ne zamana kadar kendine yaslanacaksın. Kendinden korkan bir korkuluk gibi gecemin ortasına dikilmişsin.

Dilini hangi kelimeler böyle dilik dilik dildi de konuşunca cümlelerin dudaklarından kan sızacak(mı) sanıyorsun. Bak Selçuk Küpçük’de söylüyor: “ Duy baharı bağrında taşıyan çiçek…” geç bre Selçukcuk. Bak bir de “Ben sensiz de yaşama alıştım artık” diyerek yaraya tuz basmaya zorlatıyorsun. Geç git aradan. “Kurutulmuş gül mevsimi”ni ruhumuzdan uzak tut. Hani gıda zehirlenmesi diyorlar ya, biz de ruh zehirlemesine yakalanmayalım!

Merhaba: Benden emin ol, yüreğinin sofrasına bıçak saplamayacağım diye sözleşmek ve sözleşmenin sizin tarafınızdan da aynı kelime ile teyit edilmesidir.

Al işte sana Eşref Ziya Terzi: Olmadı Dost’u söylüyor. “İstanbul’da onbinlerce hayranı” başıma bir iş getiremedi ama “Yâr’e selam götüren turnam vuruldu/ Ne yaman hallerdeyim/ Dağlar geçit verin, bulutlar yol gösterin/Ah ölüm ölüm öleyim…” diyerek her gece inadına kendini dinlettiriyor…

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir