Sıradaki içerik:

Gece Vardiyası – 4

e
sv

Gamze Atamulu Çon’un Mektubu

avatar

Gamze Atamulu Çon

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

Merhaba canımın özü, bedeninde hayat bulduğum, mayama sevgi tohumları katıp güzellikleri yeşerten annem. Gün aydı mı oralarda? Geceleri parlıyor mu yine üzerimize yorgan yapıp saf ve temiz dileklerimize ortak ettiğimiz o yıldızlar? Senden öğrendiğim gibi sabahları uyanır uyanmaz ilk iş  pencereye koşuyorum. Odama ve oradan da ruhuma ışık doğsun diye perdelerimi açıyorum ,ne getirip ne eksilteceğini bilmesem de yeni günü saygıyla ve tüm samimiyetimle selamlıyorum ve O’na,  bana bir günü daha bahşettiği için şükrediyorum. Beton yığınları arasından, bir şehrin kalabalığında yalnız kalmışlığımda, kendimi bulamayışımdan merhaba. Aslında hiç aramadım kendimi biliyor musun? Kaybolmaktan, kendime rastlayamamaktan, aradığım yerde olamamaktan korktum hep. Hiç uğraşmadım zor olan ile. Her zaman hemen olan ,tez olan makbuldü benim hayatımda. Sabır denen nimet hiç bir zaman nasibim olmamıştı. Belki de hep koşar adım gideyim istedi hayat peşinden, yetişemeyeceğimi bildiği halde oyun oynadı benimle belki de kim bilir. Dünyanın yuvarlaklığında başlangıçlar ve sonlar hep kıvraktı. -Gerçi geoit diyorlar sekline ama ben anlamam geoit meoit. Öyle şekilli şeylerden de hiç hoşlanmam. Renkli olan her şeyin ardında muhakkak ki bir duman karası vardır. Hep karışık gelmiştir coğrafya bana. Biraz da soğuk şu iklimler. Baksana ayni gökyüzü altındaymışız gibi ama kilometrelerce uzakta. Takvimler bahara gebe, çiçeğe durmuş ağaçlar ama amasını sorma. Yazdıklarımı bir okusan yağmurlar yağar biliyorum yüzünün o narin kuytularına. Bildiğim bir şey varsa bıkmadan usanmadan dönüp durduğu şu dünyanın. İnanır mısın öyle hızlı dönüyor ki bazen -Duruuun durdurun şu dünyayı, inecek var. diyecek oluyorum, midem bulanıyor ve hiç bir şeyden tat alamıyorum .Neyse boş ver tüm olanları, beklenenleri ,gidenleri ,yarım kalanları, fazlasıyla tam olanları. Dinle bak ne anlatacağım, bahardan devşirilmiş çiçek bakışlı narin annem.
Mevsim, vakitsiz açmış bir çiçeğin şarkısını mırıldanırken ,ben bugün içimdeki umut ve düş yığınlarını adımladım ve nihayetinde çıkabildim taptaze hayallerimin zirvesine. Kendime ayırdım ipek mendiller arasına sardığım bugünü. Dünya o kadar güzel görünüyor ki buradan. Köşe bucak alabildiğine yeşillik, iyilik, güzellik misk-i amber papatya. Parselledim dünyayı, her güzelliğe bir köşe ayırdım. Umut, sevgi, vicdan, kavuşmalar, sarılmalar, gevrek gülüşler -Babamın da ne gevrek gülüşleri vardır değil mi? En iyi sen bilirsin. Fotoğrafçıya gitmiştik de bir gün ne demişti biliyor musun? “-Doğuştan gülüyor yüzün, hiç gülümse demeye, sahte poz vermene gerek kalmıyor” demişti. Ah benim Everest’im, yol arkadaşım babam. Ne diyordum anacığım, birer birer yerleştirdim tüm güzellikleri. Baharı ve çiçekleri, kelebekleri, ateş böceğini. Hele de uğur böceğini ,hani su İstanbul’dan bize terlik pabuç getiren, bizi sevindiren uğur böceği var ya ha ona da rastladım bugün. Bu kez İstanbul’dan bir şey getirmemiş de çok şey götürmüş. Sana ve gurbette ki tüm sevdiklerime hasret yolladım onunla. Boynu büküldü yüklediklerimin ağırlığından. Gurbet demişken anne, her şeyi sığdırdım da şu dünyaya, gurbete yer bulamadım. Yolların emzirdiği çocuk şu gurbet, belki mesafeler olmasaydı beslenip büyüyemezdi bu kadar. Ne dersin? Sus sakın bir şey söyleme anne, bağrındaki yaraya can verme. Sen annenden kalma o yağ tenekelerine dikilmiş, kadife tenli Emine’m çiçeklerini sula. Ben de buradan sesimle nefesimle can suyunu vereyim sana. Merak etme sakın ha her şey yerli yerinde, her şey yolunda. Ziyadesiyle duygusalım bilirsin biraz da çocuk hâlâ. Pamuk ellerini öper öper de dolarım kollarımı boynuna, kalasın sağlıcakla.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.