Filistin! Ey İslam Dünyası! Yine Sınıfta Kaldık

Yine sınıfta kaldık.





Yine masada konuşulmaya, protestolar yapılmaya, resmi açıklamalar ardı ardına havada savrulmaya başladı. Bu arada fanatik siyonist kafiri sahada masum canlara kıymaya devam ediyor. Tıpkı geçtiğimiz ramazanlarda olduğu gibi, tıpkı Mescidi Aksa’nın yanına gelen Yahudilerin, ilk geldikleri günden bu yana bir virüs gibi yayılmaya devam ederken yaptıkları gibi.





İslam dünyası yine konuşuyor. Halk yine sokaklarda. Protestolar çığ gibi büyüyor. İnsanlar sosyal medyayı kullanarak içlerindeki acıyı, zehiri, kini, öfkeyi, nefreti atıyor. Bu sırada sahada siyonist fanatik Yahudi kafiri, Filistinli Müslümanları katletmeye, üzerlerine yandaşları tarafından verilen ya da denenmek üzere sahaya sürülen yeni silahlarla salvo atışa devam ediliyor.





Bu makaleyi yazarken 10’dan fazla çocuğun, evet henüz çocuk yaştaki Filistinli Müslüman'ın katledildiğini, öldürüldüğünü dinliyordum. İçim acıdı. Sadece içim acıdı ve küfrettim, hakaret ettim, beddua ettim. O kadar.





Ne yapabiliriz?





Ne yapılabilir?





Ne yapılmalı?





Merhaleleri çoktan geçildi. Tıpkı Libya’nın İtalyanlar tarafından haksız ve gerekçesiz işgalinde olduğu gibi. Cihadı zayıflatmak adına Ömer Muhtar’ı ve etrafında toplanan kabile reislerini müzakerelere çağırıp oyalama taktiğini uyguladıkları gibi. Bu sırada işgal için, daha büyük bir hareket için insan gücü ve mühimmat stoğu yapıldığını herkes biliyor.





Tıpkı Çeçenistan cihadında olduğu gibi.





Tıpkı Sevr’de, Lozan’da ve diğerlerinde olduğu gibi.





“İsrail devleti ile müzakere yapılmalı. Onlara yaptıklarının vahşet olduğu anlatılmalı, gösterilmeli. Şiddetle protesto edilmeli. Bürokrasi diliyle yaptıklarının büyük bir soykırım olduğu anlatılmalı…”





Bir şarkı var ya hani “geç bunları anam babam geç bunları”





Karşınızda bürokrasi dilinden anlayacak bir devlet yok. Ya da sizi dinleyecek bir devlet yok.





Öncelikle muharref Tevrat’ı kendi kafasına göre değiştirip yazan ve kutsal kitap olarak gören, ondan aldığı destekle sözde davasını kutsallaştıran, bunun yanında arkasına aldığı güçlerle (ki tüm dünyanın bildiği ama görmezden geldiği, ABD başta olmak üzere kendilerini destekleyen ve fikri görüşlerinin temelinde sadece İslam Düşmanlığı olan güçlerdir İsrail’i destekleyen güçler.) her geçen gün biraz daha şımaran, biraz daha küstahlaşan, cinayetlerini biraz daha artıran, vahşetini biraz daha büyüten orta doğunun şımarık çocuğu var.





Oysa dört etrafı Müslüman ülkelerle çevrili olan İsrail, bu ülke halklarının sadece tükürükleriyle bile boğabilecekleri kadar bir avuç kitle. Ama o bir avuç kitle yıllardır orta doğuyu kan gölüne çevirdi ve küçücük bir sivilce iken kocaman, içi irin dolu artık patlatılma zamanı gelmiş kanlı bir çıbana dönüştü.





Yine sınıfta kaldık.





Yine başarısız olduk.





Yine Mescid-i Aksa garip kaldı.





Yine Filistinli mazlum kardeşim, taşa sarıldı ve onunla cevap vermeye, karşılık vermeye başladı.





Ve biz yine gündeme çok daha farklı konular getirdik.





Sosyal Medya denilen bu çamur, bu cife, bu iğrenç, bu ahlaksız, vicdansız, iz’ansız, haysiyet yoksunu mecrada Medine Müdafası’nda arapların Müslüman Türklere yaptıklarını, hastahane baskınında yaralılarda dahil binlerce kişinin katledilmesini, çeşitli bölgelerde yapılan savaşlarda Türklere karşı İngilizlerin çatısı altında birleşen arapların vahşice yaptıkları katliamları gündeme getirdik.





Ya da birileri Filistin’deki katliamın üstünü örtmek, dikkatleri dağıtmak, algı yönetimiyle insanların farklı yönlere bakmasını sağlamak için bu malzemeleri ortaya attı. Bizde mut bulmuşçasına atılıverdik üstüne. Yorumlar yapmaya, ilgi alanımız olmamasına, bir sahife bile okuyup araştırma yapmamamıza rağmen tarihçi kesilerek “İşte tarih, arap yarımadasında Filistinliler de dahil olmak üzere Osmanlıya yaptıkları ihanetin cezasını böyle çekiyorlar” diyecek kadar şuursuzlaştık, kalbimizi kararttık.





Dediğim gibi yine sınıfta kaldık. Yine karnemizde vicdan notu geçer değerin çok altında kaldı. Yine sadece protestolar, sadece konuşmalar, sadece…..





Savaşalım mı abi? Kan gövdeyi mi götürsün abi? İsrail’e yürüyelim mi abi?





El altından iş birliği yapıp, perde gerisinde ortak müştereklerde anlaşmalara imza atıp, kamuoyu önünde İsrail’i tehdit eden İranlı yöneticiler gibi olduk. Protestolardan öte bir yaptırım gücü gösteremeyen islam dünyasını kastediyorum.





Bir avuç içi yanmış Müslümanın meydanlara çıkıp İsrail’i protesto eden haykırışlarından başka, Allah aşkınıza söyler misiniz günlerdir yapılan katliam karşısında ciddi bir duruş sergileyen kaç tane devlet adamı oldu?





Gazetelere bakıyorum. “İsrailin korkusu Türkiye’nin sahaya inmesi” başlıkları atılıyor. Hemen gözlerimin önüne şu manzaralar geliveriyor ister istemez.





Türkiye’nin son birkaç yılda bölgede yaptığı büyük operasyonlarla kanayan yara teröre vurduğu darbe.





Ve sonrasında tıkanan silah piyasası, silah tüccarlarının tekerine taş konulması.





Sözde büyük olduklarını söyleyen ama içten içe köhnemiş devletlerin bölge üzerindeki planlarının bozulması.





Terörist elebaşı başta olmak üzere, kukla olan yöneticilerin içinde bulundukları bu ahlaksız, bu şerefsiz, bu kahpece duruma, halkların kurtuluşu gibi cafcaflı bir isim bulup, bunun ardına sığınıp, bunu kullanarak keselerini doldurdukları, nemalandıkları, keyif içinde yaşadıkları hayatın Türk Ordusu tarafından sona erdirilmesinin kuyruk acısı.





Ve daha buna benzer bir çok durum…





Tüm bunları düşününce “acaba Türkiye’yi; Ortadoğu’da bulunan İsrail bataklığına çekmek için yeni bir oyun mu kuruluyor” şüphesine düşmekten kendimi alamıyorum.





Hasılı aziz okuyucu. Tüm İslam dünyasını kastederek söylüyorum. Bir Selahaddin Eyyübi çıkaramadık. En azından ondaki cesareti ve seciyeyi yakalayamadık. Bir avuç Siyonist köpeğin oyuncağı olduk ve onlar kıtallerini devam ettirirken, biz müzakere bataklığında debelenmeye devam ettik, ediyoruz.





Yani yine sınıfta kaldık.
(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Giriş Yazısı: Kasım 2022

Yine sınıfta kaldık. Yine masada konuşulmaya, protestolar yapılmaya, resmi açıklamalar ardı ardın...

Giriş Yazısı: Ekim 2022

Yine sınıfta kaldık. Yine masada konuşulmaya, protestolar yapılmaya, resmi açıklamalar ardı ardın...

Giriş Yazısı: Eylül 2022

Yine sınıfta kaldık. Yine masada konuşulmaya, protestolar yapılmaya, resmi açıklamalar ardı ardın...