Esir Bir Rus Diplomatın Gözünden İstanbul: Pavel Artemyeviç Levaşov’un Hatıraları (1763-1771)

Kitap: Esir Bir Rus Diplomatın Gözünden İstanbul: Pavel Artemyeviç Levaşov’un Hatıraları (1763-1771)
Yazar: Pavel Artemyeviç Levaşov
Çeviri: İlyas Kemaloğlu, Eduard Khusainov

Yeditepe Zindanların’nda Bir Rus Diplomat

Anı kitapları büyük ölçüde benci, bencil ve subjektif olarak kaleme alınmış kitaplardır. Bu nedenle bu türdeki kitapları okurken müellifin her şeyi tam manasıyla doğru olarak anlattığını düşünmemek gerekir. Bu manada olaylara şüpheyle yaklaşmak, oluş biçimlerini sorgulamak ve mümkünse kıyas yapmak her okurun görevidir. Pavel Artemyeviç Levaşov tarafından yazılan Esir Bir Rus Diplomatın Gözünden İstanbul kitabı da bu çerçevede değerlendirmeye tâbi tutulmalı ve müellifin özel konumundan yani diplomat olmasından, yani yabancı ve hatta "düşman" bir devletin misyon şefi olmasından dolayı daha da nazik biçimde incelenmelidir. Böyle bir kitabı okumaya karar veren okuyucu bu dediklerimi yapabilecek özelliklere sahiptir. Esasında eğer Kur'an-ı Kerim değilse okuduğumuz her anlatılanda en azından kalpte bir şüphe bulundurulmalı ve mümkünse kıyas yapılmalıdır.

Atanamamış Büyükelçi

Pavel Artemyeviç Levaşov, İstanbul'a büyükelçi olarak atanamamış bir diplomattır. Uluslararası dengeler icabı bu Rus diplomat mevcut büyükelçi Obreskov'un yardımcısı olarak atanabilmiştir. Çünkü hakkında verilen raporlar pek iç açıcı değildir. Fransa’nın önlemesiyle beraber bu kişinin büyükelçi olarak atanmasının önüne geçilmiş ve mevcut büyükelçinin yardımcısı konumunda görev alması söz konusu olmuştur.

Önyargı, Kibir, Aşağılama

Levaşov, yukarıda belirttiğim önyargıları ve hatta intikam duygusunu yazılarına iliklerine kadar yansıtmış bizlere de hissettirmiştir. Bir Rusun barbar, zalim, istilacı gibi sıfatları söylemesi için öncelikle kendisine aynadaki bakması gerekmektedir. “Çariçesi”ne hoş görünme ve çeşitli kazanımlar elde etme gayretini histerik şovenist duygularla süsleyen Levaşov'un dediklerini elbette dikkatle okuyacağız, elbette tek taraflı yazılmış ve sonunda kendi devletince onore edilmiş bu kişiyi sorgulayacağız. Bir kanalın içinde başı bedeninden ayrı halde bulunsa kimselerin tanıyamayacağı bu atanamamış diplomatın görev yaptığı devlete layık gördüğü sıfatlar ne kadar az tefekkür ettiğini gösteriyor.

İstanbul Hakkında

Levaşov'un mektupları gözlemlere dayanan bir İstanbul ve Osmanlı kültürü metinleri ama her kelimeye ve hatta her harfe sinmiş öfkeyi, küçümsemeyi hissedebiliyorsunuz. Kendi değerlerini ve kendi kültürünü Batı'dan ayrı görmeyen Rus haliyle küstahlaştıkça küstahlaşan elçinin Rusların zihin dünyasını yansıttığını söyleyebiliriz. Kendilerini III. Roma olarak kabul eden ve İstanbul ve Ayasofya üzerinde “öncelikli hak” iddiasında olan Rusların genel yayılma politikası en uçlara sürdükleri “adamları”nda da kendisini göstermektedir.

Pavel Artemyeviç Levaşov, zindandan on dört adet mektup kaleme almıştır. Ancak bu mektupların 11 ve 12 numaralı olanları kitapta yer almamaktadır. Levaşov’un tutuklanıp Yedikule’ye atıldığı tarih Ekim 1768’dir. 1768’de çıkan Osmanlı-Rus savaşının ardından 6 Ekim 1768'de Rus elçisi Obreskov tutuklanarak Yedikule'ye gönderilir. Levaşov ise bu tutuklamadan birkaç gün sonra Yedikule'ye Obreskov’un yanına atılır. Daha sonra diplomatlar Türk ordusuyla birlikte hareket ederler, Levaşov da yaşadıklarını ve gördüklerini not eder.

Mektuplarda İstanbul’a genişçe yer verilmiş ve başkentin çeşitli özellikleri sıralanmıştır. Levaşov, görev yaptığı bu şehrin güzelliğini övüyor ve taklit edilemez buluyor. Bunlar İstanbul’un hakkını veren, hak ettiği değeri bulmasına yardımcı olan ifadeler ancak diplomatın güzellemeleri kısa sürüyor. İş, Türk insanına, Osmanlı devlet yöneticilerine ve onların tutum ve davranışlarına gelince bir anda her şey değişiyor. Levaşov’un eleştirileri kendisini ne Batılı ne de Doğulu kabul eden istikametini belirleyememiş birinin eleştirileri olarak kabul edilebilir. Aradaki savaş, tutuklanması, senelerce Yedikule’de bırakılması mektuplardaki sertliğe katkı yapan faktörlerdir. “Çariçesi”ne hoş görünme çabasını da anlayabiliyoruz.

Eski İstanbul’un semtleri, o zaman bile tarihi olarak kabul edilen camileri, belirli semtler, Boğaziçi biraz hayranlıkla biraz da kıskançlıkla anlatılıyor. Bir gün buralara hâkim olmak istemenin verdiği duyguların ise bu yüceltmede ne kadar etkili olduğunu bilemiyorum.

Osmanlıya Elçi Olmak

Beşinci mektup dikkat çekici bir konuyu ele alıyor. Burada Levaşov, “Türklerin Elçi ve Yabancı Diplomatlara Davranışları Hakkında” yazdığı mektupta elçilerin sadrazam ve sultanla görüşmesini anlatıyor. Epey meşakkatli ve yorucu bir sürecin anlatıldığı bu bölümde bekletilen elçiye acıyabilir ya da Osmanlı ihtişamıyla övünebilirsiniz. Osmanlıya elçi olacak kişinin bu topraklara ayak basmasıyla birlikte başına gelenler! uzun uzadıya ve tek taraflı olarak anlatılmış. Bu bölümün kitabın en ilginç bölümlerinden biri olduğunu söylemeliyim. Burada da Türklerin barbarlığı, ikiyüzlülüğü, kendini beğenmişliği fazlasıyla vurgulanmış. Zaten Levaşov, tüm yazdıklarını bu temeller üzerine kurgulamış. Bu anlamda başka ülkelerde yaptığı görevleriyle alakalı neler düşündü, neler yazdı onu da merak ediyorum doğrusu.

Enteresan mektuplardan biri de patrik seçimi, Ermeni cemaatin uygulamaları hakkında olanıdır. Levaşov’un bu konularda fazla meraklı olduğunu görüyoruz. Bunu 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması’nın verdiği cesarete bağlamak için pek çok neden bulunmakta. Bu mektupta birçok Hıristiyan yortu, inanç sisteminden kaynaklı uygulamalar, kimlerin neleri yiyip neler içtiği, hangi kıyafetleri giydiği gibi konular anlatılıyor. Çariçe II. Katerina’nın bunlardan hiçbirinden haberi olmadığı varsayılarak yazılmış bu mektup ve diğerleri Rus sarayının dışa ne kadar kapalı olduğunu göstermesi bakımından da ilginçtir.

Osmanlı-Rus münasebetlerinin en kötü olduğu yıllara denk gelen bu mektuplar, bir Rus diplomatın gözünden İstanbul’u anlatıyor. Bazı yerlerde gerçekler bazı yerlerde müellifin hayal dünyasının yansımaları olsa da hiç olmazsa bir yabancının gözüyle Osmanlı ve İstanbul yaşamına bakma fırsatı yakalıyoruz.

Yeditepe Yayınları’ndan çıkan ve çevirisi İlyas Kemaloğlu ve Eduard Khusainov tarafından yapılan Esir Bir Diplomatın Gözünden İstanbul: Pavel Artemyeviç Levaşov’un Hatıraları (1763-1771), özellikle hatırat okumayı sevenler için güzel bir kitap. Dönem özellikleri, diplomatın Yedikule’de uzun süre tutulması, Rusların tarihten gelen hak iddiaları elbette müellifin diline yansımış. Her şeye rağmen okuması zevkli bu kitabı tavsiye ediyorum.

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Kitap Tahlili – Tarih Neye Yarar?

Kitap: Esir Bir Rus Diplomatın Gözünden İstanbul: Pavel Artemyeviç Levaşov’un...

Kitap Tahlili - Şarktan Mektuplar

Kitap: Esir Bir Rus Diplomatın Gözünden İstanbul: Pavel Artemyeviç Levaşov’un...

Kitap Tahlili - Hata Neredeydi? Doğu’nun 300 Yıldır Cevabını Aradığı Soru

Kitap: Esir Bir Rus Diplomatın Gözünden İstanbul: Pavel Artemyeviç Levaşov’un...