Sıradaki içerik:

Demir Yaylı Dukak ve Kör Derviş

e
sv

Erken Ölmek İhtimali

avatar

Gülden Bayraktar

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 1 dakika)

Usulca çekti gözlerini üzerinden. Dursa baksa biraz daha ikisi de yanacaktı. Boğazına kadar yandı. Sustu. Kıyametini koparmıştı. Şimdi kavgası artık kendi kendineydi. Yumruklasa duvarları ne olacaktı ki ? Giden gitmişti. Artık kalbi de yoktu. Dudaklarını ısırırdı çaresiz kaldığı zamanlarda, şimdi de kana bulandı ağzı… Oysa mahallenin en afilli delikanlısıydı. Efendi çocuk derlerdi anlatırken komşu kadınlar. Mahalle kahvesine oturdumu sarardı gençler çevresini, muhabbeti çekilirdi. Bi dediğini iki etmezlerdi. Annesi her gün “ah bir mürvetini görsem” diye başladı mı falancanın kızı diye, ateş sarardı kalbini. Diyemezdi kimseye. Lise sıralarında düşmüştü bu ateş ilk içine. Önüne çıkamadı da, altı çizili kitaplarını sırasına bıraktı. Edebiyat dersinde şiir okuturdu hocaları, hitabeti güzel diye, kısardı gözlerini öyle okurdu. Göz göze değseler anlar, kendisine okuduğumu ayıp olur diye tüm şiirleri ezber etmişti.

Kalbe aşikar olanı göze gizlemek zordur. Kıyameti gözleri olurdu; baksa bir defa yüzüne. Herkes bilirdi de kimse bildiğini belli etmezdi. Bir gün bir mektup yazdı. Cevapsız kaldı. Sonra bir daha, bir daha… Unuttu sayısını. En son bir cevap geldi “yazma…” diye. Kırdı kalemini. Maşuğa sefa, aşığa cefa yakışır dedi. Türkü okudu aşk meclislerinde, tekkelerin çorbasına derdini kattı. Kattı da diyemedi kimseye adını. Büktü boynunu, tesbihe zikrettirdi adını. Vuslatı talep edene aşk haramdır. Bir kez dile düştümü aşk ispatı haktır. Vah dediler, vah etti çocukcağız kendine. Herkesin bir yarası vardı derininde, oraya bastırdılar bu derdi de. Ortalıkta dedikodu edemedi kimse. Sevenin dedikodusu olmazdı. Dili kanatırdı acısı ama duymuştu kulaklar yine de, bir fısıltı sarmıştı kulaktan kulağa. Yazma diyene yazgı yazılmıştı. Ne yapılsaydı nafile. Gözlerini son kez çevirdi o tarafa, vedalaştı gözleriyle. Bir kez daha baksa yazık edecekti bunca cefaya, çileye. Kalbini orda avuçlarına aldı. O artık serap dahi değildi. Bundan sonrası yasaktı. Tesbih koptu. Döküldü elinden taneler. Dudaklarını sıkıp, dilini damağına yapıştırdı artık zikri olmuştu; “yâr,
yâr, yâr” diye…

1986 Samsunlu doğumlu, Ebrar ve Ertuğrul isimli iki emanetin emanetçisiyim. Eğitime açıköğretimden devam eden, fiili okuma yazma gayreti olan okur-yazarım. Genç nesillere faydalı olmak adına gençlik kulüplerinde eğitim görevine devam etmekteyim. Yazma hikayem okumakla başladı. Tasavvuf ve aşka dair okumalar rehberim oldu. Temennim bir ömrü kalbimin rehberi eşliğinde yazarak ve yaşayarak geçirmektir.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

  • MENEKŞE9 ay önce
  • Harika yüreğine sağlık