Ender Çınar ile 'Tabuta Sığmayanlar' Üzerine Söyleşi

Ender bey, değerli vaktinizi ayırdığınız için ve böylesine anlamlı bir iş yaptığınız için teşekkür ederiz. Sizi “Tabuta Sığmayanlar” adlı programdan tanıyoruz. Ender Çınar kimdir, bize kendinizden bahseder misiniz?

Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şeriflerinde “Önce selâm, sonra kelâm” buyuruyorlar. Öncelikle değerli okuyucularımızı kalbi muhabbetle selamlıyorum. Bendeniz 1982 İstanbul doğumluyum. Ailemiz yüz yıldan uzun bir süredir Ümraniye’de ikamet etmekte. Marmara Üniversite İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümü mezunuyum. Yedi yıldır Albayrak Medya bünyesinde editör ve program yapımcısı olarak çalışmaktayım.

Böyle bir programı yapmaya nasıl karar verdiniz ve ne zamandan beri yapıyorsunuz?

Biz tarih boyunca birçok kahraman çıkartmış birçok tarihi olaya şahitlik etmiş bir milletiz. Fakat aynı zamanda bu tarihi olayları da çok çabuk unutan, bu tarihi kahramanlarımızı da genç nesillere aktarmada eksiklik yaşayan bir milletiz. Plevne’de Gazi Osman Paşa, Miralay Yunus Bey’in şehadetini öğrenince: “Yunus’un kahramanlıklarını anlatabilirsek doğan Türk evlatlarına bir ruh verecektir. Ne yazık ki unutulacaklar.” diyor. Bunun üzerine Başhekim Hasip Bey: “ “Öyle bir yiğit unutulmaz Müşir Hazretleri, kendinizi üzmeyin.” deyince Gazi Osman Paşa şu cevabı veriyor: "Biz kimleri unutmadık!.. Başımıza gelen felaketlerin gerçek sebebi de budur; ne yazık ki bunu kimseye anlatamayız!”

Tarihteki birçok ismin bugün adının dahi bilinmemesi bizi her zaman çok etkilemiştir. Tabi asker polis dağda mücadele eder, şehit olur. Şehitliğe defnolur. Haberlerde kırk beş saniye kendilerine yer bulurlar. Büyük bir kalabalık onlara defneder ama ondan sonra baktığımız zaman bir süre sonra sadece isim olarak onları hatırlarız. Verdikleri mücadeleyi, yaşamlarını, hemen hemen hiç kimse bilmez. Bu duyguları içimizde sürekli yaşamamız ve Tabuta Sığmayanlar Programı öncesinde özellikle hendek operasyonları ve terör saldırılarında verdiğimiz çok sayıdaki şehit bizi böyle bir programa başlamaya sevk etti. Mart 2018’de çekimlere başladık ve dört senede 140 şehidimiz için belgesel yayınladık.

Programa hangi sebepten ötürü “Tabuta Sığmayanlar” ismini verdiniz?

30 Ocak 2016’da Diyarbakır Sur’da şehadete eren Selçuk Paker lisede okuduğu yıllardan beri tanıdığım bir kardeşimdi. Onun şehadetinden sonra annesinin söylemiş olduğu sözler ve kendisi için söylenen ‘tabuta sığmayan yiğit’ sözü bizim program ismimize de ilham vermiş oldu.

"Tabuta Sığmayanlar" sizin için ne ifade ediyor? Kendi hayatınıza ne gibi tesiri oldu?

Aslında ‘Tabuta Sığmayanlar’ sözünün bizim için maddi anlamdan daha ziyade manevi bir karşılığı var. Tabuta Sığmayanlar derken ‘şehitlerimizin tabuta konulan bedenleridir, ihtiva ettikleri mana tabuta sığmaz’ demek istiyoruz. Hazreti Yunus’un buyurduğu gibi ‘Ölürse ten ölür canlar ölesi değil’. Biz inancımız gereği ölümün bedene ait olduğuna inanıyoruz. Bugün tamamen maddileşen zihin dünyamızda bu kavramlara gittikçe yabancılaşıyoruz. Tabi şehitlik gibi böylesi maneviyatı çok yüksek bir işle meşgul olmanın bizim hayatımızda ve maneviyatımızda umut ediyorum ki olumlu tesirleri olur. Cenab-ı Hak şühedanın yüzü suyu hürmetine bizleri de doğru yola iletir.

Programın toplum nezdinde önemli bir karşılığı var. Amacınız şehitlerimize karşı hassasiyeti biraz daha artırmak mı?

Rahmetli Osman Yüksel Serdengeçti’nin bir tarifi var: “Hiç şüphesiz ilhamını ruhçu bir alem görüşünden alan, fedakarlığa ve mesuliyet hissine dayanan, öldükten sonra tekrar direneceğine inanan, ezelden ebede akan şehit ve gazi ruhu, Anadolu’daki bin yıllık mazisi olan Müslüman Türk’ün ruhudur.” Biz aslında Osman Yüksel Serdengeçti’nin anlattığı ve bugün halen var olduğuna inandığımız bu ruhu yaptığımız belgesellerle izleyicilere aktarıyoruz.

Şimdi dış yapımlara baktığımız zaman olmayan kahramanlar üzerinden bir Rambo üzerinden Hollywood’da filmler yapıldı. Bizim yaşayan kendi kahramanlarımız var, yakın dönemde yaşayan kahramanlarımız var. Şehadete ermiş kahramanlarımız var. Onların hayat hikayeleri hiç bilinmiyor. Maalesef milletimize aktarılmıyor. Bugün tüm dünyada ve ülkemizde maneviyattan uzaklaşma olduğuna hepimiz şahidiz. Şehitlik kavramının özellikle gençlerimiz tarafından öğrenilmesi birinci hedefimiz. İkinci olarak bugüne kadar sadece bir tabutun başında ağlarken gördüğümüz şehit ailelerinin duygu ve düşüncelerini milletimize aktarmak yani onların bir nevi sesi olabilmek bizim için çok önemli. Bir şehit ailesi için evladını ya da eşini ahirete uğurladıktan sonra en önemli şey unutulmamaktır. Bizler de buna vesile olabildiysek ne mutlu.

Sokakta, özellikle gençlerle karşılaştığınızda ne tür tepkiler alıyorsunuz?

Program başladığından beri büyük bir kısmı gençlerimizden binlerce mesaj aldık. Bizi bu programda en çok motive eden şeylerin başında da bu geliyor. Genç kardeşlerimizin milli ve manevi değerlere bağlılığı geleceğimiz açısından ümit verici. Katıldığımız konferanslarda gittiğimiz okullarda şehitlerimizin hayat hikayelerini izledikten sonra öğrenci kardeşlerimizin oldukça etkilendiğine şahit olduk.

Şehitlerimizin evlerine gidip aileleriyle konuşmaya başladığınızda neler hissediyorsunuz?

Bizleri kendi evlatları gibi bağrına basan evlerini bize açan misafir eden ailelerimize ne kadar teşekkür etsek azdır. Bir şehit evinde hissettiğiniz huzuru çok az yerde alabilirsiniz. Tüm şehit aileleri şunu söyler: “Bir yanımız acı bir yanımız gurur.” Bizler de bu acıyı hafifletmek ve şehitlik gururunu milletimizle buluşturmak için bu yola çıktık. Çoğu zaman kalplerimiz şehidimizin evinde mahzun olsa da bu ayrılığın geçici olduğunu ve inşallah ahirete buluşacağımıza inanıyoruz. Bazen röportaj sırasında bizler de gözyaşlarımızı tutamıyoruz soracağımız soruyu bile unutuyoruz.

Pek çok şehit ailesiyle görüştünüz. Elbette hepsinin yaşadıkları etkileyicidir. Ancak sizi çok derinden sarsan ve günlerce etkisinden çıkamadım dediğiniz bir olayı anlatır mısınız?

Her yaptığımız röportaj bizim için ayrı bir hikaye barındırıyor. Programa ilk başladığımız gün yaptığımız röportajlar benim için ayrı bir öneme sahip. Özellikle Şehit Eren Bülbül’ün evinde annesinin bize Eren’in duvarda asılı olan bir pantolon ve tişörtünü göstererek “İşte bütün kıyafetleri bunlar” demesi bizi çok etkilemişti. Aynı gün Şehit Kadir Mirac Özcan’ın annesiyle röportaj yaparken şehidimizin kızının telefondan babasının görüntülerini izlerken ‘baba’ demesi hayatım boyunca unutamayacağım bir andı.

Yaptığınız programla aziz şehitlerimizin adını ve hatıralarını yaşatıyorsunuz. Allah sizden razı olsun. Ne kadar teşekkür etsek azdır. Son olarak neler söylemek istersiniz?

Dündar Taşer’in bir sözü var “Biz çadırımızı sırtlanların yolu üzerine kurmuşuz.” Biz İslamla şereflendikten beri İlah-i Kelimetullah için fedayı can ediyoruz. Bu mücadele de görünen o ki bitmeyecek. Biz şu gözle bakıyoruz. Müminler için aslında ölüm yoktur. Efendimiz “Müminler ölmez. Müminler bir yerden bir yere hicret ederler” buyurmuş. Cenab-ı Hak ayeti kerimede “ Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin. Hayır, onlar diridirler. Fakat siz sezemezsiniz.” buyuruyor. Bizim üzüntümüz onları bu dünya gözüyle tekrar göremeyecek olmamızdır. Biz inşallah ahirette Efendimizin sancağı altında tekrar buluşacağımıza iman ediyoruz. Ölüm bir yok oluş değildir. Cenab-ı Hak ilk şehidimiz Hazreti Sümeyye’den bugüne kadar şehadete eren tüm şühedanın şefaatlerine bizleri nail eyleyip himmetlerini üzerimize sâyeban eylesin.

Mülâkat: Burhan Alsan

(1) Yorum
  • Tabuta sığmayalar programı benim için çok ayrı yerde çok özel. Emek verenlerden Allah razı olsun. Çocukluktan beri şehit Gazi haberleri beni çok yaralar çok düşündürürdü merak ederdim annesi babası eşi çocuğu cenazeden sonra ne yapıyor ne yaşıyor haberini nasıl aldı şehadete nasıl erdi nasıl biriydi de şehitliğe seçti rabbim diye bu program ile az da olsa şehitleri tanıyoruz kalbimize alıyoruz

Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Emrah Demiryent ile İlim ve İrfan Kaynağı Medrese Üzerine Söyleşi (Medresenin Hakikatine Yolculuk)

Ender bey, değerli vaktinizi ayırdığınız için ve böylesine anlamlı bir iş yaptığınız i&c...

Yusuf Duru ile Sinema ve Tiyatro Üzerine Söyleşi

Ender bey, değerli vaktinizi ayırdığınız için ve böylesine anlamlı bir iş yaptığınız i&c...

Prof. Dr. Muhammed Erat ile Medeniyetler Beşiği Coğrafyamız Üzerine Söyleşi

Ender bey, değerli vaktinizi ayırdığınız için ve böylesine anlamlı bir iş yaptığınız i&c...