Sıradaki içerik:

Tapınak Şövalyeleri ve Kutsal Topraklar

e
sv

En Güzel Versiyon

avatar

Uğur Canbolat

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

ÖYLESİNE yaşamış biri değildi. Hayatın hakkını verenlerdendi. Sadece maddi açıdan değildi cömertliği, bildiği ne varsa paylaşırdı. Dünyadaki görevinin insanları mutlu etmek olduğuna inanırdı.
Zamanla muhabbetimiz ilerledi, derinlik kazandı, kıvam buldu.
İkimizde memnunduk işin doğrusu. En zor bulunan şeyin dostluk olduğunu öğreneli epeyce olmuştu. O nedenle sözün, sohbetin, muhabbetin kıymetini bilmek üzere kendimi kurgulamıştım.

Derin yaralarım vardı, herkes gibi.
Çekilmiş acılar, dindirilmiş gözyaşlarım vardı. Sakin bir neşeye ulaşmak hiç kolay olmadı.
“Zaman geçer ve değişir her şey” diyen ne kadar doğru söylemişti. Zaman geçtikçe değişiyordu her şey. Ve ben bunu görüyordum artık.

Kendimdeki değişim ihtiyacını da görüyordum. Direnmek manasızdı. Yapılması gereken bunu sağlıklı süreçlerle yönetmek ve doğru istikamette tutmaktı. Kolay da değildi.
Önümdeki değişim dönüşüm örnekleri olumlu değildi. Bozulmayı eksen alan değişimlerdi.
Evet, değişimdi ama gelişme değildi.
Çapaçulluktu.
Kabalıktı.
Hoyratça davranışlardı.
Tefessüh etmekti.
Gerilemek, önemli pek çok hususta duyarsızlaşmaktı.
İstediğim bu değildi. Ben bir dağ çiçeği kadar orijinal ve bir o kadar da sevimli olmak istiyordum.
İçimdeki boşluğu evin tüm alanını zevk ve estetikten nasip almayan bir anlayışla doldurur gibi doldurmak istemiyordum.
Bir incelik olsun istiyordum. Zarafet barındırsın. İç boşluklarım içimi açsın, neşe sunsun, bakılması hoşluklara sebep olsun istiyordum.
Zevk fakirliğinden müştekiydim.
Zihni fukaralıktan bizardım.
Kalbî çölleşmekten susuz kalmıştım.
Sahraya düşen ve kaybolan bir damla olmak yerine ummana karışan nasiplilerden olmak istiyordum.
Hiçbir övünce hapsolmak istemiyordum. Bu ruhumu kuraklaştırır gelecek baharı ertelerdi.
Bir su bardağındaki dağ çiçeği olmaktı istediğim.

Hayatını aradığım estetik zevkler, imanın verdiği itminan ile yaşayan birini tüm bu sebeplerle aramış bulmuştum. Uzun sohbetler etmiştik. Onarmıştı beni.

Ve işte yine karşısındaydım. Sıraladım dertlerimi, sancılarımı bir bir…
Sızıma ortak ettim.
“Sorumluluğunu üzerine al” dedi. “Hayat bir sorumluluktur. Gerçek ihtiyacın olan ile ego ihtiyacını birbirinden ayır. Sadeleş. Az şeye ihtiyaç duy. Boşluklarını doldurmak için acele edip yanlışlıkları kendine boca etme. Hislerini kontrol et. Neyi ne için yapmak istediğine iyi bak. Kendine yani nefsi isteklerine hayır demeyi öğren. Hayatta dengede olamamanın, itidalde kalamamanın, her aşırılığın bir bedeli olduğunu unutma. Otomatik tepki davranışlarından ve refleks savunma tutumundan uzaklaş. Kalbinin ritmini değiştir. Kalıplarında kalıp hapsolma. Şablonlar üzerinden yapılan iletişim, iletişim değildir. Kendin ol.”
Harika bir hayat dersiydi. Her cümlesi acıların imbiğinden süzülerek gelmiş gibiydi. Hepsini aldım, kabul ettim.
Ayrılırken söylenen cümle şu olmuştu.
“Kendinin en güzel versiyonu ol. Ahlakının, merhametinin, şefkatinin…”

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.