Sıradaki içerik:

Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin Vefatı

e
sv

Emanetlerin Sığınağı; Emanet Şehir

avatar

Hamide Akkaya

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

Bir şair ruhu düşünün: “Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar, onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.” diyerek başladığı şiirine ‘Canım İstanbul’ adını veren…
“Necip Fazıl’ın ruhuna rahmet olsun.” diyerek başlayalım biz de.
Düşündüm de ne güzel ruhların sevgisiyle donatılmış bu şehir. Sevmek de yetmemiş onlara, kelamlarını sevdalarına vesile eylemişler. Kimi adına şiir demiş, kimi destan, kimi anı… Bu da yetmemiş bazen; İstanbul, gece gündüz arşınlanan bir şehir oluvermiş. Her bir sokağında, caddesinde, köşesinde sevdalı yüreklerin ayak izleri yer etmiş. O ayak izleri sevdanın izlerine dönüşmüş sonra. Bazıları Kız Kulesi’nde, bazıları Süleymaniye Camii’nde, bazıları yedi tepenin her birinde, bazıları, bazıları… Saymakla bitmez o izler. Arşınlamakla bitmeyecek İstanbul misali. İstanbul… Nice güzel ruhların, başka ruhlara emaneti olan şehir. Sen, asırlar öncesinden veya saatler öncesinden emanetsin, asırlar sonrasına ya da saatler sonrasına. Zamanında güzel sevilmiş İstanbul, güzel ruhlar çok güzel izler bırakmış burada. O izlerle sevdamızın rotasını biliyoruz bizler de. Güzel sevebilmeyi öğreniyoruz, şair ruhlu insanların her kelamından.
“Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul. Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiç bir yer” diyen ruhun peşinden gidiyoruz; o tepeden bakabilmek için. Sonra o ruhu kıyaslıyoruz kendi ruhumuzla, “Ben de Yahya Kemal gibi hissedebiliyor muyum.” diyerek.
Nice kelamlar var, İstanbul için söylenmiş. Her bir kelam emanet edilmiş gibi bizlere. Kelamlar hiç susmasın diye. Âşık aşkını haykırsın, ateşe düşen küllerini savursun, derdi olan devasını bulsun, davası olan davasının peşinden gitsin vs. diye. En çok da emanet yerini, sahibini bulsun diye.
Ben de kelamlarımı emanet ediyorum buraya. Sevdam, o güzel ruhlu insanların arasında yerini ve şeklini bulabilsin diye. Herkesin kelamını ve sevdasını emanet edeceği bir yer vardır. O yerin en güzelini İstanbul’da gördüm ben. Ayasofya’ya bakıp Fatih’i yâd ederken, Sultanahmet Camii’nde namaza dururken, Süleymaniye Camii’nin avlusunda tefekkür ederken, Yeni Cami’de ezanı dinlerken, dalga seslerine karışan bir İstanbul şiirini mırıldanırken gördüm. Adeta, İstanbul’un her bir köşesi, emanetimin yeri oldu.
Ey, emanetlerin sığınağı, emanet şehir! Seni ilk emanet eden, Sultan Mehmet’ti. Hala ondan ve diğer güzel ruhlu insanlardan emanetsin bizlere. İlelebet güzel ruhlu insanlarla hemhal ol. Seni emanet Güzellikleri yaşa ve yaşat, İstanbul… Güzellik özünde senin, özünü asla kaybetme, kaybettirme.alan her bir ruh, Fatih ruhunu taşısın. O ruhu taşıyanlar anlatsın, dinlesin, sevsin… seni.
Canım İstanbul! Adını ve sevdanı geçiren her bir kelam, hayırlı ve güzel gönüllerden çıksın. Aksini hak etmiyorsun.

1992 İstanbul doğumluyum. Doğduğum ve yaşadığım bu şehre sevdalıyım. Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünü hayatımda, fikir ve ilim dünyamda en güzel etkileri olan Sakarya'da okudum. Söylediğim ya da söyleyemediğim her şeyi yazılara dökme fikri de Sakarya'da ortaya çıktı. 2015'ten beri yazma serüveninde yol alıyorum naçizane. Yazarak yaşayanlardan, hislerini kağıtlara dökerek nefes alanlardan, sessizliğini satır aralarında bozan, haykırışını harflerde yatıştıranlardanım. Kısacası hayatını yazdığı yerden başlatanlardanım...

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.