El-Beyt'ül-Ma'Mûr

Ey sessizlerin de Rabbi, ateşimin közü
Boğazımda düğümlenen hakikatin acısını çekiyorum
Bilmek istiyorum 'öz'ü
Ama kâhyanın bağışına indirgiyorum
Selam vereni senden, alanı senle sanıyorum
İlkel bir güven sarıyor çehremi
Yüreğime merhamet hırkası giydiriyorum
Üşüyorum bu sessizlikte
Susuz bir kabilede, ta en derinde
Kendime sesleniyorum
El-Beyt'ül-ma'mûr kabe!
Neredesin, bu serabın sebebi de ne!?
Çöl yağmurunun yankısı mı,
Yoksa kuma okunan selanın izi mi düşmüş yere?
Burada bekliyorum
Tam ortada, itidale yakışır halde
Suskun bir vaziyette
Seni dinliyorum
Elde edilmişliğin çılgın esaretinde
Kabul görmüşlüğün acziyetinde
Adını sayıklıyorum
Âdil bir yarışın son mağlubiyetinde
Erdemlilere yakışır halde
Sana geliyorum.
Ferdi hissiyatlarım geride
Alçak bir sesle uyandırılıyorum
İşte tam burası
Düştüğüm hengâmenin en hararetli noktası
Öze şahitlik mertebesinde
Sonsuz Fazl-ı kereminde
Ve artık Seni biliyorum...
Kahrın üşüyen derinliğinde

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Tanımsamak

Ey sessizlerin de Rabbi, ateşimin közü Boğazımda düğümlenen hakikatin acısını çekiyorum Bilmek ist...

Rüzgâr

Ey sessizlerin de Rabbi, ateşimin közü Boğazımda düğümlenen hakikatin acısını çekiyorum Bilmek ist...

Leyla’ya Mektubumdur

Ey sessizlerin de Rabbi, ateşimin közü Boğazımda düğümlenen hakikatin acısını çekiyorum Bilmek ist...