Durmak Sorun Değildir, Yeniden Başlamamak Sorundur

Çalıştığımız, üzerine kafa yorduğumuz, günlerimizi geçirdiğimiz hangi iş olursa olsun her işin coşkuyla yaptığımız, heyecanla sürdürdüğümüz bir dönemi olduğu gibi durgunluk dönemi de vardır. Bu hem dünyaya dair işlerimizde böyledir hem de dini yaşama gayretimizde böyledir. Örnek vermek gerekirse, severek yemek yaptığımız bir dönemin ardından bir usanma gelebilir ve yemek yapmak bize zor gelmeye başlayabilir. Büyük bir heyecanla yazı yazmaya, dikiş yapmaya, boyama yapmaya vb. başlarız fakat bu heyecanlı dönemin ardından bir durgunluk, durma gelebilir. Her gün Kur’an okuma kararı alırız, bir zikri vird edinmeye başlarız, bir süre devam eder fakat ardından bunlarda da bir duraksama olabilir. Durduğumuz dönemleri gözden geçirdiğimizde fark ederiz ki dünyevi işlerdeki duraksama dini yaşama heyecanımıza da etki eder ve orada da bir duraksama olur. Aynı şekilde ahirete dair işlerimizdeki heyecan, azim dünyevi işlerimizi de etkiler. Bunlardaki gayretimiz, heyecanımız birbirini etkiler. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem de hadis-i şerifte bize haber vermiştir:

“Her amelin bir coşkusu, her coşkunun bir gevşemesi vardır. Kimin gevşeme dönemi sünnetimden yana olursa, o mutlaka kurtulmuştur. Kimin de istek, arzu ve rağbeti sünnet dışına yönelik olursa o, helak olmuştur.” (Tirmizi, Kıyamet, 21)

Durmak suç değildir, durduktan sonra beklemek suçtur, ayağa kalkmamak, pes etmek suçtur. O durgunluk dönemini haramlarla geçirmek suçtur. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in ifade ettiği gibi o durduğumuz zamanlarda da sünnetten yana olursak kurtuluşa erenlerden olacağız inşallah. Durduğumuz, bıkkınlık geldiği dönemlerde dikkat etmemiz gerekenler şunlardır:

1) Durduğumuz dönemleri harama bulaşmadan geçirmeye çalışmalıyız. Bunun için de kendimizi eğlendirecek iyi işler bulabilmeliyiz. Bunun yolu da kişinin kendini tanımasından geçiyor. Kişi en çok hangi zamanlarda bunaldığını, bunalınca kendisine nelerin iyi geldiğini tespit etmelidir. Mesela sürekli aynı işi yaptığından dolayı bunalan biri ya yeni işler bulmalı ya da yaptığı işe farklı bir heyecan getirmelidir.

2) Durduğumuz zamanlarda farz olan namazları bırakamayız.

3) Durduğumuz dönemler için yapacağımız işler belirleyebiliriz. Mesela telefon galerimizdeki gereksiz resimleri silmek, bilgisayarda klasörleri düzenlemek, giysi dolabımızı düzenlemek vb. işleri bu dönemler için saklayabiliriz.

4) Durduğumuz zamanlarda sorumluluğumuz olan görevleri ihmal edemeyiz, etmemeliyiz. Bir ders halkasında görevimiz varsa onu yerine getirmeliyiz. Anneysek ve bizim bakımımıza muhtaç evladımız varsa evladımızı ihmal etmemeliyiz.

5) Durmamızın, düşmemizin en önemli sebeplerinden biri de hedefsizliktir. Kendimize hedef bulmakta zorlanıyorsak bilelim ki Rabbimiz bize bir hedef koymuştur. Rabbimizin bize koyduğu hedef şudur:

“Rabbinizin mağfiretine mazhar olmak ve takvâ sahipleri için hazırlanmış olup gökler ve yer kadar geniş olan cennete girmek için yarışın!” (Âl-i İmrân Suresi, 133.ayet-i kerime)

Genişliği gökler ve yer kadar geniş olan cennette yürümek için bu dünyada koşmamız gerek. Geçmişe takılıp gelecek hakkında endişelenmek yerine, bugünü elimizdeki son fırsat olarak görmemiz gerek. Takılıp düştüğümüzde yeniden kalkmamız gerek. Durursak kaybederiz. Durup kalmamak için köklerimizle yani Kur’an, Sünnet ve Ashab-ı Kiram ile bağlantımızı canlı tutmamız gerek. Kur’an ve sünnet ile hayatını şekillendirmeyen ise çevreyle, modayla, adetlerle hayatını şekillendirir yani şekilden şekle girer. Rabbimizden dileğimiz bu dünyada çok koşmaktır, Kur’an ve sünnete göre adımlarımızı hızlandırmaktır. Düştüğümüzde de yeniden tevbe istiğfar ile O’na (c.c) yönelip tekrar başlamaktır.

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Yerin Altındakiler, Üstündekilerden Çok

Çalıştığımız, üzerine kafa yorduğumuz, günlerimizi geçirdiğimiz hangi iş olu...

Boşluk

Çalıştığımız, üzerine kafa yorduğumuz, günlerimizi geçirdiğimiz hangi iş olu...

Hayali Olmayanın Hayatı Var Mıdır?

Çalıştığımız, üzerine kafa yorduğumuz, günlerimizi geçirdiğimiz hangi iş olu...