“Dur” Levhası

Her insanın kendi içine bir yolculuğu vardır.

Sessiz ve sakin…

Hayatın her alanında sürekli bir yolculuk halindeyiz. Mesela daha minicikken okul yolunda, annemiz bakkala gönderdiğinde koşarak tırmandığımız sokağın yolunda, ilk arkadaşlıkları tattığımız bir stadyum yolunda, yeni bir kitabın ilk sayfasını heyecanla okurken bir öykünün yolunda veya ilk kez aşık olduğumuz bir şehrin yolunda…

Her yeni gün bizi bir yolculuğun içine sürükler. Aslında hayatın kuralıdır bu. Yol olacak ki sonucunda varılan da bir yer olsun.

Peki sen, bu hayat yolculuğunun neresindesin?

Varış noktana ulaşabildin mi?

Bu soruların cevabı için öncelikle yola çıktığın ilk ana dönüp bakmaya davet ediyorum seni. Öyle çok uzağa da gitmene gerek yok. Mesela, bir kitap yolculuğunu düşünelim.

Bir kitabı eline aldığında önce ellerinin arasında onun dokusunu hissedersin. Tanıdık bir hissiyat. Bu dokunuş seni mutlu eder. Şimdi rastgele bir sayfa açtın. Müthiş bir kağıt kokusu seni sarmaya başladı bile... Bir satıra ilişti gözün. Bu yolculuk için çok meraklısın çünkü seni nereye götüreceğini bilmiyorsun. Büyük bir açlıkla birkaç cümle okudun. Ve okuduğun her bir cümle ile işte senin yolculuğun çoktan başladı.

Belki uçan bir kuşun kanadındasın şimdi ya da minik bir çocuğun elindeki balonun ipinde sallanıyorsun…

Kelimeler seni nereye çekiştirirse, işte oradasın!

Bir kelimenin peşinde bir hafta yaşıyorsun. Yeni bir kavram seni hiç bilmediğin sokaklarda yürütüyor. Bir gün Paris’tesin. Bir gün ‘’Ne olursan ol, yine de gel.’’ diyen Mevlânâ’nın misafiri olarak Konya’dasın.

Hayatına dikkatli bak: gün gün ya biraz daha ileridesin ya da gerilerde yaşıyorsun.

İşte bu kitap yolculuklarıdır: bizim hayat yolculuğumuzun nereden başlayacağını ve nereye gideceğini belli eden. Örneğin hiç unutmayız; ilk okulda okuduğumuz yüz temel eseri ya da öğretmenimizin bize okutturduğu Türkçe ders kitabındaki bir metni. Çünkü bizler daha yeni yeni bu dünyaya alışırken bizi alıp başka dünyalara götürmüştür bu eserler. Bu yüzden de ilk okuma döneminde kişinin doğru eserler ve doğru yolculuklar ile tanışması çok önemlidir.

Hani bir atasözü vardır: ‘’Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.’’

İşte bu atasözünün konumuza göre söylenişi şu olsa gerek: ‘’Bana okuduğun kitabı söyle sana nereye gittiğini söyleyeyim.’’

Ben de seni bu yazımla soluksuz, frensiz yeni bir dönemece girmeden bir “dur” levhası ile bekletmek ve kendine şu soruları sormanı istiyorum:

-Benim bu kadar süre zarfında adımladığım bu hayat yolculuğumda, kitaplarım beni nereye ulaştırdı?

-Ve ben ulaştığım insan profilinden memnun muyum?

Bu soruların cevapları umuyorum ki seni yeni ve daha güzel yollara ulaştıracaktır sevgili okur.

Belki de en başa döneceksin; kendi içine… Sessiz ve sakin.

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Yerin Altındakiler, Üstündekilerden Çok

Her insanın kendi içine bir yolculuğu vardır. Sessiz ve sakin… Hayatın her alanı...

Boşluk

Her insanın kendi içine bir yolculuğu vardır. Sessiz ve sakin… Hayatın her alanı...

Hayali Olmayanın Hayatı Var Mıdır?

Her insanın kendi içine bir yolculuğu vardır. Sessiz ve sakin… Hayatın her alanı...