Sıradaki içerik:

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Kurucusu: Mehmet Emin Resulzâde

e
sv

Dünya Giderek Daha Kararıyordu Bizim Vazifemiz Aydınlatmaktı

(Okunma Süresi: 2 dakika)

Uyguladıkları vahşetin ağır, ezici, insanlığı yok eden vahşetini idrak ediyorlar mı acaba?

Düşündükçe, geriye sardıkça çözdüler mi ne denli ikiyüzlü olduklarını?

İnsan haklarının öneminden bahseden bu devletler onlara yüklenen sözde kutsal görevin ve bu görevi yerine getiriyor olmanın vahşetle eş anlamlı olduğunu artık anlayabiliyorlar mı?

Modern dünyanın insanlığı yücelteceğine inanan sözde temsilcilerinin kibirleri ve pis hesapları insanlıklarına hep galebe çaldı çalmaya da devam ediyor

Bizatihi insan olmanın güzelliğini derinden hissedip buradan bakarak tüm insan kardeşlerine karşı insani bir derinlik kazanmak çok mu zor? Bu bilincin eyleme dönüşmesi çok mu maliyetli?

Yeryüzünde insani tavırlarıyla asla büyük devlet olamamış olamamış gölge bile olmaktan uzak müstakil küçük bir yaşam alanına dahi sahip bu sakil bilinç artık gerçek yüzünü saklayamıyor.

Gözleri hep tekinsiz baktı. Sözleri ve kullandıkları kelimeler insan, barış, düzen, mutluluk, hak ve adalet barındırıyor olmasına rağmen garip tuhaf bir şey vardı ters giden hepsinde. Aslında bu kavramlara asla inanmadılar ve bu kavramlarla sömürdüler ve yok ettiler.

Günahları arındıracak olan elbette ki inançtır, ama bunlarda inanç yoktu bunlar farklıydı. Bunlar kendi dinlerini yaratıp ona tapınıyorlardı ve kendilerinden başka kimsenin onlar gibi refah içinde yaşamaya hakkı yoktu. Yığınlar ve onların ülkelerinin cevherleri kendilerinin mutluluğu için tüketilmeli ve sömürülmeliydi ve bunda haklarının olduğuna inanıyorlardı.

Bilanço hesaplarına dayalı bir inanç dünyası içerisinde var olmaya çalıştılar.

Tarih kalleşliklerle dolu derdi babam.

Düşmanı asıl başarılı kılan, içimizden onlarla işbirliğine giren hainler oldu hep derdi.

Emperyalist hesaplarının peşinde koşan ve bu dehşet verici planları yüzünden özellikle Müslüman coğrafyalara acı çektirenler aslında, tüm insanlığa da acı çektiriyorlar. Zira İnsanlığı katlediyorlar.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 14. Maddesi “Her insanın zulüm karşısında, başka ülkelere sığınmaya ve bu ülkelerde sığınmacı işlemi görmeye hakkı vardır.” düzenlemesi ile sığınma hakkını temel bir hak olarak nitelendirmiştir.

Uluslararası sözleşmeler gereği sorumlu devletler

Sığınmacılarla iletişimde olabilecek kolluk kuvvetleri de dâhil sınır ve göçmen memurlarına sığınma başvurusu alma konusunu da kapsayacak eğitim programlarının uygulanmasını sağlamak zorundadır.

Sığınmacıların anlayabilecekleri bir dilde sığınma işlemi hakkında yeterli bilgi verilmesini sağlamakla yükümlüdür.

Başvuru almayı reddeden ve/veya başvuruları ilgili yetkili makama ulaştırmayan devlet yetkililerinin zamanında ve etkili bir şekilde soruşturulmakla yükümlüdür.

Mülteci hakları alanında çalışan sivil toplum kuruluşları ve BMMYK ile işbirliği halinde koruma ihtiyacı duyan kişilerin ülkeye ve sığınma başvurusuna erişimini izleyecek bir izleme işleminin oluşturulmakla yükümlüdür.

İltica işlemine her kesin erişiminin sağlamak ve geri göndermeme  ilkesine saygılı davranmakla yükümlüdür.

Peki, Yunanistan ve buna seyirci kalan Avrupa devletleri ne yapıyor. Öldürüyor, soyuyor, paralarını gasp ediyor, gazlarla zehirliyor, denizdeki sığınmacıların botlarını batırarak çoluk çocuk boğulmalarına gayret ediyor ve her türlü şiddeti uyguluyor tüm sığınmacılara.

Yanlış haberlerle de vahşetlerini, yaptıkları bütün kötülüklerin üstünü örtmeye çalışıyorlar. İşin kötüsü ve daha korkuncu tüm yaptıkları vahşeti bunları kötülük olarak görmeyecek kadar da kalpleri kararmış, ruhları kaybolmuş, akılları çekip git durumda.

Dünyadaki aktivistlerden, derneklerden, vakıflardan, sivil toplum kuruluşlarından, Avrupa birliğinden, Birleşmiş Milletlerden, İslam teşkilatından ve sözde devletlerden tık yok ya da son derece cılız kınama sahtekârlıkları hepsi o kadar.

Tüm dünya bütün bu kötülüklerin, zulümlerin, kahreden hainliğin sessiz tanıkları durumunda.

Karşımızdaki insan kılığına girmiş devlet idarecileri adeta insanlığın gitmekte olduğu büyük felaketin sembolleri gibiler.

Ama biz bu oyunu bozmaya devam ediyoruz. Mazlumun yanında yer alarak, hak ve adaletin temsilciliğini yaparak, merhamet ve şefkat medeniyetinin temsilcileri olarak İnsanlığın onurunu korumaya çalışıyor zalimin karşısında durmaya devam ediyoruz.

Bizler gittikçe kararan bu dünyada insan olmak ve insan kalmak konusunda hep kararlı olduk.  Tarih bunun şahididir. Medeniyetimiz bizim itici gücümüz oldu. Hak ve adalet kavramlarından beslenen Medeniyetimiz merhamet ve şefkat ile davranmamızın temelini oluşturur.   Zalimler karşısında dik durmak ve haykırmak Allah’a ve kendimize karşı sorumluluğumuzdur.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

  • Selim ŞENGÜL9 ay önce
  • Okundu ✋