Döner Bıçağıyla Tanışmadan

Düğün yemeği denilince bir döner kolonu, onun başında sıcaktan pişmiş eli bıçaklı bir adam ve yanında büyükçe bir pilav kazanı geliyor gözümün önüne. Ardından plastik köpükten üç gözlü yemek kabı tutuşturulan ellerim beliriyor. Kullan at cinsinden hani. O tabağın içine konulan iki üç tulumba tatlısı durumu kurtarmaya vazifeli. Düğün sahibi cömertse ayran da oluyor, biraz daha cömertse tavuk değil et döner tercih edebilir. En büyük fark da bu. Yoksa tüm düğün yemekleri birbirinin aynısı artık günümüzde.

Neyse ki beni bu hayal kırıklığından kurtaran bir yer var ve orada düğün yemeği geleneği eskisi gibi devam ediyor. Eskisi derken şöyle anlatayım. Ben çocukken yukarıda sıraladığım gibi değildi düğün yemekleri. Çorbası, salatası, hoşafı, sarması, etli nohut ya da fasulyesiyle eksiksiz bir ziyafet sofrasıydı. Zamanla unutuldu gitti. Döner tezgahının başındaki bıçaklı adamlar eski adetleri de kesip attı çoğu yerde.

Bu dediğim köyde ise ikramlar tam benim eskiden diye tabir ettiğim gibi; çeşit çeşit, fazla fazla. Öncelikle çorbadan başlayalım. Mercimek ya da şehriye olarak metal kasede sıcacık geliyor önümüze. Hani dumanı üstünde denilir ya, işte öyle. Etli nohut yahnisi vazgeçilmez olan. Öyle elini korkak alıştırmadığından aşçılar, gönül rahatlığıyla yahni diyebilirim yemeğe, içindeki et fazlalığından dolayı. Bu yeterli değil ki bir de etli patates geliyor yine sıcacık. Bir tabak turşu var, tazecik hazırlanmış. İrmik tatlısı ise olmazsa olmaz. Tulumba gibi hazır bir tatlıyla geçiştirmek yok usullerinde.

Tüm bunları yiyorsunuz ailecek ve devamı olsa keşke dediğiniz anda, birisi baş ucunuzda bitiyor. Düğün sahibinin yakını, arkadaşı, komşusu olabilir bu kişi. Kadın, erkek, genç ya da çocuk da olabilir. Genelde bellerine bir havlu sıkıştırır, olmadı onu omuzlarına atarlar kendilerini belli etmek için. Ayakçı denir bunlara. Biten tabakları yıkamaya götüren, fazladan yemek isteyene hemen getiren, çay veren kişilerdir bunlar. Çayına kadar tüm ikramlar veriliyor bu düğün yemeklerinde anlayacağınız.

Çaydan önce ise yemeklerin baş tacı diyebileceğim keşkek ikramı oluyor. Küçükbaş hayvan etinden ve buğdaydan yapılıyor keşkek. Geceden yapılan hazırlıklar sayesinde düğün sabahına hazır ediliyor. Önceden dövme usulü ezilen, inceltilen etler şimdi makineden geçirilerek hazırlanıyor. Buğday ile beraber kaynatılınca iyice hem hal oluyorlar birbirleriyle. Yemeğini bitirenlere kazandan sıcak sıcak servis ediliyor. Üzerine tereyağı ve karabiber eklenerek süsleniyor.

Ola ki canınız keşkeği daha sonra da yemek istedi. Böylesi de zaten evde pişmez ki, odun ateşindeki başka oluyor, dediniz. O zaman hazırlıklı gitmeniz lazım düğün evine. Yanınızda büyük küçük fark etmez; tencere, saklama kabı ya da yoğurt helkisi getirirseniz eğer ona da bir dolu keşkek koyup sizi evinize öyle yolluyorlar.

Dönerin, plastik tabak çatalın uğramadığı bu yer Aydın'ın Karacasu ilçesinin Geyre Köyü. Anlattıklarım civar köylerde de aynı şekilde yapılıyor. Gelenekler korunmuş, insanlar hazırcılığa ve kolaya kaçmamış. Köyde bir antik kent de mevcut. Afrodisias Antik Kenti. Oldukça geniş bir yerleşim alanı. Stadyumu, tiyatrosu, müzesi, heykelleri, sütunları, her şeyi mevcut. Olur da yolunuz düşerse antik kenti de gezebilirsiniz ama bir düğüne denk gelirseniz köyün pazar yerinde, hiç çekinmeden girin derim. Çünkü böyle yerlerde davetsiz misafir daha değerlidir.

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Parçalı Umutlu

Düğün yemeği denilince bir döner kolonu, onun başında sıcaktan pişmiş eli bıça...

Laal Singh Chaddha’nın Düşündürdükleri

Düğün yemeği denilince bir döner kolonu, onun başında sıcaktan pişmiş eli bıça...

Nesrin Abla ve Huzurun Kokusu

Düğün yemeği denilince bir döner kolonu, onun başında sıcaktan pişmiş eli bıça...