Doğu Türkistan - Unutulanların Vatanı

Türk-İslam medeniyetinin en kadim yurdu olan Doğu Türkistan, Kaşgarlı Mahmut, Yusuf Has Hacip, Sultan Satuk Buğrahan gibi abideleriyle yad edilir. Tanrı dağı, Altay Dağı ve Kara Kurum dağları arasına yayılmış geniş coğrafyasıyla insanlık tarihinin önemli parçası olan İpek Yolunun kalbinde yer alan diyar çileli geçmişi ile her Türk ve Müslümanın kalbinde ukde bırakır. 19.yy sonlarında Çin istilasına uğradığından beri bağımsızlık mücadelesi veren Doğu Türkistan halkı hürriyetine hasret, kadim Türk-İslam toprağı Çin mezalimi elinde esirdir. 12 Kasım 1933 ve 1944 tarihlerinde kurulan Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti ve Doğu Türkistan Cumhuriyeti türlü siyasi oyunlar sonucu yıkılmış da olsa, her Doğu Türkistanlı için kendi hakimiyetlerini kısa süreliğine de olsa sürdürmüş olmanın gururunu yaşatmıştır. 1949’dan beri Çin Komünist Partisi tarafınca işgal altına alınmış, Özerk Bölge statüsü ile “yeni toprak” anlamındaki Sincan ismi ile şanına leke sürülmüş de olsa, zengin yeraltı kaynakları, geniş coğrafyası, binlerce senelik tarihi miraslarıyla Doğu Türkistan Uygur, Kazak ve diğer Türki milliyetlerin vatanı, Türk-İslam aleminin bir parçasıdır.

Çin Halk Cumhuriyeti 1949’dan beri Doğu Türkistan’da akıl almaz asimilasyon politikaları izlemiştir. Kültür Devriminde binlerce kitap, yüzlerce tarihi yapıt tahribata uğramış, Doğu Türkistanlı aydınlar, din adamları işkence kamplarında katledilmiştir. Kültür Devrimi sonrası, özellikle 1980’lerde nispeten rahat nefes alan halk, Sovyet Birliğinin parçalanması sonucu tekrar baskıcı Çin rejimi tarafınca hedefe alınmıştır.1990 yılları boyunca başta Uygurlar olmak üzere Doğu Türkistan halkı Çin devletinin uyguladığı asimilasyon girişimlerine, kitlesel Çinli göç hareketliliğine, dini ve kültürel anlamda kısıtlayıcı politikalara tepki göstermiştir. Haklı ve yasal olan bu tepkilerin bedelini Gulca ve Barın katliamlarında şehit düşen binlerce evladının kanıyla ödeyen Doğu Türkistanlılar, baskıcı Çin rejimine katiyen boyun eğmemiştir. Bu kutlu direniş, 5 Temmuz 2009 yılında başkent Ürümçi’de yazılan destanla zirveye ulaşmıştır. 5 Temmuz 2009’da Ürümçi sokakları Çin zulmüne tepki gösteren, haklarını arayan yüzbinlerce Doğu Türkistanlı ile dolmuş taşmış, “Hak, Hukuk, Adalet” şiarları göğe savrulan yumruklarla beraber tüm dünyaya Çin zulmünü haykırmıştır. Uygurların barışçıl protestosu Çin hükümeti tarafından tank ve tüfekle bastırılmış, binlerce Uygur şehit düşmüştür. Bu olaylardan sonra çeşitli uluslararası medya kuruluşları, insan haklı örgütleri Doğu Türkistan’da yaşanan insan hakları ihlallerine dikkat çekmeye, çeşitli platformlarda gündeme getirmeye başlamıştır. Ancak, Çin hükümeti geri adım atmak yerine daha da ileriye gitmiş, 2016 itibarıyla toplama kamplarına milyonlarca insanı kapatarak soykırım niteliğindeki uygulamalarıyla insanlık suçu işlemiştir.

Birleşmiş Milletlerin yayınladığı rapora göre 2016’den bu yana en az üç milyon Uygur, Kazak, Kırgız ve diğer Türk soylu Doğu Türkistanlı Çin’in “yeniden eğitim kampı” adı altındaki toplama kampında esir düşmüştür. Çin resmi kaynakları terörle, aşırıcılık ve bölücülükle mücadele kapsamında “radikalleşen” Doğu Türkistanlıları “topluma kazandırmayı” amaçlayan bu “eğitim kurumlarının”, Çin dili eğitimi, mesleki eğitim gibi müfredatları takip ettiği iddia ediliyor. Ancak, toplama kampı mağdurlarının tanıklıkları, bağımsız araştırmacıların elde ettiği kanıtlar ve demografik veriler Çin’in Doğu Türkistan’da yürüttüğü baskıcı politikaların kelime oyunları ile gizlenmeyecek kadar ileri gittiğine işaret etmektedir. Toplama kampına alınan ve sonrasında çeşitli yollarla yurtdışına kaçabilen Doğu Türkistanlı kadın ve erkeklerin beyanları esasa alındığında, bu kuruluşlar Çin komünist partisi propaganda okulları olmanın ötesinde, Müslüman Türk insanları dininden, kültüründen kopartmayı hedefleyen, direnen kimseleri fiziksel ve psikolojik şiddet uygulayarak işkenceye tabi tutan, hatta kadınlara tecavüz vakalarıyla dolu hapishaneler olduğu ortaya çıkmıştır. Çin hükümetinin bölgede yürüttüğü asimilasyon politikaları başta okullar olmak üzere tüm kamusal alanlarda Uygurca kullanımı ortadan kaldırmış, Çin dilinde iletişimi zorunlu hale getirmiştir. İslam’ın emrettiği yaşamın tüm amillerini “radikal” olarak nitelendiren Çin rejimi sakal bırakmak, başörtüsü takmak, hacca gitmek, en basitinden evlerinde Kur’an-i Kerim barındırmak suçlarıyla milyonlarca Doğu Türkistanlıyı terörist olarak tanımlamış, haksız bir şekilde yargılamadan hapishanelerini doldurmuştur. Uygur çocukları dini ve kültürel anlamda beslenebileceği tek kaynakları olan ailelerinden ayırarak, çocuk kamplarına almış, küçük yaştan beyinlerini yıkayarak birer Çinli olarak yetiştirmeyi hedeflemiştir. Resmi kaynaklara göre ebeveynlerinden koparılan çocuk sayısının birkaç milyon olarak telaffuz edilmektedir.

Doğu Türkistan 21.yüzyılın en baskıcı faşist rejimi tarafından abluka altına alınmıştır. 25 milyonu aşkın halk adeta açık hava hapishanesinde yaşamaya mahkûm bırakılmıştır. En temel hakları olan anadilde eğitim, dini yaşam, kültürel kimliğini korumaktan aciz bırakılan Doğu Türkistanlılar pasaportlarına el konulduğu için seyahat özgürlüklerinden de mahrumdurlar. Ahmet, Mehmet, Ayşe, Zeynep adını taşıyan milyonlar teknolojinin en çok geliştiği, globalleşen dünyada uluslararası kamuoyunun tepkilerine rağmen en iyi ihtimalle Çin fabrikalarında köle olarak çalıştırılmakta, kimileri de zindanlarda işkenceler sonucu şehit düşmektedir. Onlar rakamlarla anılacak kadar değersiz değildirler, anılmayacak kadar kimsesiz de. Zira başta Müslüman toplumları olmak üzere insanoğlunun unuttuğu kimselerdir Doğu Türkistanlılar. Susturulanlardır. Öldürülenlerdir. Tecavüze uğradığında ağlamaya bile hakkı olmayanlardır. Çin zindanlarında özgürce nefes almayı düşleyen kimselerdir. Her şeyin ötesinde, her Doğu Türkistanlı hürriyetine susamış birer esirdir. Ekonomik gücü ile herkesi boyun eğdirebileceğine inanan zorba bir rejimin tüm dünyanın gözü önünde soykırım uyguladığı insanların memleketidir Doğu Türkistan. Unutulanların, ancak mücadele etmekten asla pes etmeyecek olanların vatanı…

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Mümine Gayret Yakışır

Türk-İslam medeniyetinin en kadim yurdu olan Doğu Türkistan, Kaşgarlı Mahmut, Yusuf Has Ha...

Tıkayıcı Taş

Türk-İslam medeniyetinin en kadim yurdu olan Doğu Türkistan, Kaşgarlı Mahmut, Yusuf Has Ha...

Teneffüs Öğrenciler İçin Bir Ara mı Yoksa Ders mi?

Türk-İslam medeniyetinin en kadim yurdu olan Doğu Türkistan, Kaşgarlı Mahmut, Yusuf Has Ha...