Sıradaki içerik:

Demir Yaylı Dukak ve Kör Derviş

e
sv

Doğu Türkistan Bizim Ebu Cendel’imiz Mi, Yoksa Hazreti Hüseyin’imiz Mi?

avatar

Alim Akca

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 4 dakika)

Uzaktaki Kardeşimiz

Doğu Türkistan, ata yurdu, ilk Müslüman olan Türk kavminin toprakları. Buradaki nüfusun büyük bölümünü hâlâ Uygurlar, Kazaklar ve diğer Türk toplulukları oluşturuyor. 1949’da kurulan Çin Komünist Partisi Hükümeti aynı yıl bölgeyi işgal ederken Uygurlara özerklik vaat etmiş. Fakat bu özerkliğin içerde ya da dışarıda hiçbir hukuki geçerliliği yok.

Çin, 20 milyona yakın Doğu Türkistan nüfusunda demografik yapıyı değiştirmek üzere bölgeye Çinlileri yerleştirme politikası izliyor. Buraya iskân edilen Çinlilere ekonomik ayrıcalıklar tanıdığı gibi, onları zorunlu aile planlamasından da muaf tutuyor. Böylece Doğu Türkistan’daki Çinli nüfusu her yıl %8 büyüyerek bugün Uygur nüfusuna yakın bir seviyeye gelmiş durumda.

Doğu Türkistan toprakları petrol, doğal gaz, altın, uranyum vb. yer altı zenginliklerine sahip olduğu gibi enerji nakil güzergâhında çok önemli bir konumda bulunuyor. Aşırı şekilde artan nüfusla beraber ekonomisi iyiden iyiye dışa bağımlı duruma gelen Çin, çareyi bölgeyi sömürgeleştirmekte bulmuş.

Uygurların, asırlardır Müslüman Türk kimliğini muhafaza etmeleri de Çin tarafından bir tehdit olarak görülüyor. Uygurların Türkçe konuşmaları engelleniyor. Kadınların camie gitmeleri, başlarını örtmeleri yasak. Erkekler de reşit olmadan önce camie giremiyor. Devlet memurlarının ve öğrencilerin oruç tutmaları, namaz kılmaları, cenazelerini İslâmi usullerle defnetmeleri vb. yasak. Restoranlara “helal” yazısı asmak ya da işi gereği bıçak kullanmak bile yasak.

Çin basını, 11 Eylül saldırılarından sonra Uygurların Müslüman kimliğini öne çıkarmakta; Uygurlar hakkında bir El-Kaide bağlantılı terörist algısı oluşturmaya çalışmakta. 2002 yılında Doğu Türkistan İslami Hareketi ve Doğu Türkistan Kurtuluş Örgütünü ABD’nin ver ardından BM’nin terör listesine almasını sağlamış. Bu gelişmeler üzerine binlerce kişiyi terör suçlamasıyla tutuklamış, hapis ve idam cezalarına çarptırmış. Bu bilgiler birçok haber kaynağında yer almakta ve birçok devlet de bunları doğrulayarak Çin’e tepki göstermektedir.

Çin devleti, yıllardır sistematik bir şekilde Uygurları asimile etmeye çalışıyor. Kurdukları toplama kamplarında BM ve Avrupa Parlamentosuna göre 1 milyon, tahminlere göre 5 milyon kişi tutuluyor. Buralarda Uygur erkeklerine işkence ediliyor. Akıbetleri hakkında ailelerine bilgi vermiyor. Kadınlar da bu kamplarda işkence görüyor, tecavüze uğruyor. Ayrıca evlerindeki Uygur kadınlarına da işkence ediliyor. Çin devleti tarafından her aileye “kardeş aile” projesi adı altında bir Çinli erkek akraba(!) tayin ediliyor. Bu sözde görevli, babası kamplarda ya da hapishanelerde tutulan veya buralarda öldürülmüş olan ailenin evinde geceliyor. Görevi onların dinlerini yaşamalarını ya da dillerini konuşmalarını engellemek, kadınları istismar etmek. Çin hükümeti, bunu bir entegrasyon faaliyeti olarak savunuyor. Bir asimilasyon yöntemi de Türk kadınlarına zorla kürtaj yapmak ve Türk kızlarını Çinli erkeklerle şartlı ya da zorunlu evliliklere tabi tutmak. 1961’den beri Çin’in nükleer denemelerini Doğu Türkistan’ın Lop Nor bölgesinde yapması da yine asimilasyonun bir parçası olarak burada anılabilir.

Çin; bölgeye medyanın girmesini ve Uygurların internet veya telefon kullanmasını bile yasakladığı için bu zulümler gizli çekimlerle, uydu görüntüleriyle ya da oradan kaçanların ifadeleriyle belgelendirilebiliyor. Çin 2018 yılında toplama kamplarının varlığını kabul etmek zorunda kalsa da dünya kamuoyuna buraları eğitim, meslek edindirme ve aşırılıklardan uzaklaştırma merkezleri olarak göstermeye çalışıyor. Bu minvalde farklı uluslardan oluşan bir gazeteci heyetinin bu kampları gezmesine izin de verdi. Heyetin ziyareti sırasında Uygur mahkûmlara şarkı söyletip dans ettiren, resim yaptıran görevliler, göz boyamayı başaramadı, kimseyi buraların birer eğitim merkezi olduğuna ikna edemedi.

Çin devleti, bölgenin tarihten beri Çinlilere ait olduğunu, Uygur ve diğer Türk topluluklarının göçmen olduklarını, İslâm’ın bu topraklara yabancı bir din olduğunu; Doğu Türkistan sorununun Çin’in bir iç meselesi olduğunu, bölgede yürütülen faaliyetlerin terörle mücadele ve radikal grupların topluma uyumunu sağlama çalışması olduğunu savunuyor. Fakat taraflı tarafsız herkes, on yıllardır süren olayların bir soykırım ve asimilasyon çalışması olduğunu biliyor. Buna rağmen dünyada hiçbir devlet ya da topluluktan bir yaptırım kararı çıkmıyor. Sivil toplum örgütlerinden, aydın, sanatçı ya da akademisyenlerden ciddi bir tepki gelmiyor. Türkiye kamuoyunda da mesele doğru, sistematik ve etkili bir şekilde ele alınmıyor.

Uygurlar İçin Gözyaşından Daha Fazlası

Türkiye’nin Doğu Türkistan meselesindeki tavrı, diğer tüm mazlumlar karşısında olduğu gibi insani bir tavır. Başkan Erdoğan’ın ifadesiyle şu ana kadar Doğu Türkistan’dan Türkiye’ye gelen binlerce kardeşimiz var.  Fakat beklentilerimiz, elbette Uygur topraklarının Çin işgalinden kurtarılması, Çin’in yaptığı etnik ve kültürel soykırımın durdurulması yönünde. 2009’da, 5 Temmuz Urumçi olayları için “adeta bir soykırım” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanımızın, “Amerika, BM Güvenlik Konseyi üyesi olarak bunu gündeme getirmiş olsa daha çok hızla netice almak mümkün olabilir.” sözleri, Türkiye’nin bu konu karşısındaki niyeti ve konumu hakkında bir fikir verebilir.

Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu, “Uygur Türkleri konusunda sessiz kalmamız mümkün değildir. Bu süreci; Çin nezdinde, Birleşmiş Milletler nezdinde ve İslami İşbirliği Teşkilatı dâhil uluslararası toplum nezdinde takip ediyoruz. Cumhurbaşkanımızın söylediği şu, ‘Uygurlu soydaşlarımız, Çin içinde huzur ve barış içinde haklarını kullanarak yaşamalıdır.’ Bu bizim haklı talebimizdir. Çin de bu yükümlülüklerini yerine getirmelidir. Dolayısıyla BM’de örneğin 3. komitede en son biz yine bildirimde bulunduk, büyükelçimizi gönderdik.” diye konuştu.

Doğu Türkistan konusunda Sezai Karakoç’un yaptığı değerlendirme çok önemli: “Bu kahraman halkların başına gelenin suçlusu biziz. Doğu Türkistan’ın başına gelenden bütün Müslümanlar suçludur. Doğu Türkistanlıların hiçbir suçu yok, onların hepsi ölürse şehit olmuş sayılırlar. Allah, onların mükâfatını verir. Fakat suçlu biziz, Afganistan’ın başına gelenden suçlu biziz, öbür yerleri söylemiyorum; Suriye’nin, Irak’ın başına gelenlerden, bizim başımıza gelenlerden kendimiz suçluyuz. Fakat Doğu Türkistan ve Afganistan suçsuz, çektikleri hep maalesef Müslümanların hataları yüzünden.”

Müslüman olduğu için babası tarafından hapsedilen Ebu Cendel, tutulduğu yerden kaçıp ayağındaki zincirleri sürüyerek Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ve Müslümanların yanına gelmişti. Fakat Hudeybiye Antlaşması gereği müşriklere iade edilmişti.  Doğu Türkistan, bize Ebu Cendel’i hatırlatıyor. Fakat korkuyoruz ki Uygurlara Ebu Cendel gibi kurtuluş nasip olmayıp hâlleri Kerbela’da şehit edilen ve yarası gönüllerimizde hiç kapanmayan Hazret-i Hüseyin efendimizin durumu gibi olmasın!

Ne yapabileceğimiz konusunda âcizane görüşümü açıklarsam bana kaç kişi hak verir? Libya’da ne işimiz var, Suriyelilerin ülkemizde ne işi var, diyenleri bir tarafa bırakın; dünyanın dört bir tarafındaki mazlum Müslümanlar için üzülüyorum diyenlerden kaçı önerimi mantıklı ve uygulanabilir bulur? Ne yapmak lazım gelir, söyleyelim:

Hiç gülmemek, hep ağlamak; az yemek, az uyumak; çok okumak, daima zikir yapmak, tefekkür etmek; her türlü rahatı, konforu, lüksü bırakıp, çoluğu çocuğu ihtiyarlarımıza emanet edip elde tüfek çöllere yürümek; kovuklarda uyumak ve onları kanımızı dökmekten kurşunsuz, takatsiz, ümitsiz düşürene kadar, Allah’ın fethi nasip edeceği güne kadar cehdetmek. Vicdan azabımızı ancak kardeşlerimizin çektiği işkence acılarını çekmek dindirebilir.

Bunu akla yatkın bulmuyorsanız bize düşen sadece şu: Bir an bile geri durmadan ve kimseyi suçlamadan Doğu Türkistan için kamuoyu oluşturmak ve devletimizin güçlenip zalimleri her alanda yeneceği günün gelmesi için dua etmek.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.