Dinmeyen Acı: Srebrenitsa

Bosna-Hersek; Avrupa’nın ortasında yüzyıllarca farklı medeniyetlere, birbirinden değişik siyasi ve kültürel tarihe ev sahipliği yapmış, semavi din ve imparatorlukların üzerinde buluştuğu bir medeniyetler beşiği olmuştur. Bu bölge 15. ve 18. yüzyıllar arasında hoşgörü diyarı olarak kabul görmüştür. En parlak dönemini Osmanlı himayesinde geçiren Bosna-Hersek toprakları; farklı etnik kimliklerin bir arada yaşadığı bir mozaik müzesi, Avrupa’nın Kudüs’üydü adeta. Yüzyıllarca bu etnik değerler ön plana çıkmadan kardeşçe, eşit şekilde bir arada yaşamışlardı. Bu mozaiği parçalayan ise büyük güçlerin bölgedeki çıkarları olmuştur. Ekonomik sebepler ile ateşlenen kaos, zamanla milliyetçilik ayaklanmalarına dönüşmüş ve iç ayaklanmalar sırasında Müslüman Boşnaklara karşı toplu katliamlar başlamıştır. Bu ateş, barış çağı olması beklenen 20.yüzyılın sonuna kadar sürmüştür. 1992 yılında başlayan iç savaş, bu toprakların kaderini sonsuza kadar değiştirmiştir.

Bosna savaşı, insanın yapabilecekleri hakkında en iyiyi ve en kötüyü gösteren eşsiz bir bilgi kaynağıdır. Sırplar bu savaşta yaşlı-bebek demeden yaptıkları katliamlar, insanlık dışı uygulamalar, işkenceler, tecavüzler ile Bosna’ya cehennemi yaşatırken; Boşnaklar bu cehennemde bile insan kalmayı başararak, inançlarıyla ve değerleriyle onurlu bir mücadele nasıl olur tüm dünyaya göstermiştir. "Bizler insan olmaya ve insan kalmaya çalıştık ve başarılı olduk. Ancak bunu onlardan (Sırplardan) dolayı yapmadığımızın altını çizmeliyim. Kendimizden dolayı insan kalmaya çalıştık, onlardan dolayı değil. Onlara hiçbir şey borçlu değiliz. İnsan olmak ve insan kalmak, Allah'a ve kendimize karşı sorumluluğumuzdur. Onlara karşı değil.” diyerek bu mücadelenin kaynağını en güzel şekilde izah ediyor Bilge Lider Alija.

1992 tarihinde başlayan savaş, 1995 yılının sonuna kadar devam etmiştir. Barış için, hayatta kalmak için savaşmak zorunda kalan Boşnak halkının azmi nihayet zaferi getirmek üzere olduğu zamanlarda, takvimler 11 Temmuz 1995’i gösterirken Ratko Mladiç’in komutasındaki Sırp birlikler tarafından, BM tarafından güvenli bölge olarak ilan edilen Srebrenitsa’da büyük bir soykırım yapılmıştır. Bilinen rakamıyla 8 Bin 372 sivil vatandaş, BM barış kuvveti Hollanda askerleri tarafından, Sırplara teslim edilerek kendilerini bekleyen acı kadere sürüklenmiştir. Evet, canları pahasına savunmaları gereken masum sivil halkı, elleri ile cellatlarına teslim eden bir barış gücü kuvveti! Adalet bu topraklardan uzun zaman önce ayrılmıştı fakat bu kadarını kimse tahmin edemezdi. Oysa Boşnaklara o gün kendilerini savunma hakkı tanınsaydı yani BM orada olmasaydı bu facia yaşanmayabilirdi.

3 gün boyunca yaşanan olaylarda, yaşları 12’nin üzerinde bulunan tüm erkekler katledilerek toplu mezarlara gömülmüştür. Kadınlar ve çocuklar ise aç-susuz bir şekilde dağlık arazilerden Tuzla’ya ulaşmaya çalışmıştır. Çoğu daha bu zorlu yolculuğu tamamlayamadan yolda hayatlarını kaybeder. Ölüme yolculuktu onların ki… Bu gün ise “Barış Yürüyüşü” yapılıyor o yollarda. Yaşadıkları acıları unutmamak için, aynı yollarda sevdiklerini anmak için.

Soykırımın ardından Boşnaklar, kayıplarını bulmak için toplu mezarlara ulaşmaya çalışmıştır. Sevdiklerinin bir parçasına dahi ulaşabilmek için, en azından başlarında dua edebilecekleri bir mezarları olsun diye… Her Temmuz ayında bulunan kurbanların haberi ulaşır. Hala binlerce aile yakınlarını aramaktadır keza. Kimlik tespitinin ardından tabutlar, Saraybosna’dan gözyaşları ile uğurlanır ve Potoçari Anıt Mezarlığı’na defnedilir. Bu sene de, soykırımın ardından 26 sene geçmesine rağmen ulaşılan kurbanların her hangi bir kalıntısı mezarlarına gömülecek. Dinmeyen acı, hala kanayan bir yara Srebrenitsa…

Srebrenitsa’nın acısının hala kanamasının nedenlerinden biri de suçluların cezalandırılmayışıdır. Bugün dahi hala birçok savaş suçlusu serbest bir şekilde, katliam yaptıkları topraklarda yaşayabilmektedir. Hem de öldürdükleri insanların ailelerinin yüzüne baka baka! Bu soykırımların baş ismi olan Ratko Mladic ancak 16 yıl sonra yakalanabilmiştir. 2017 yılında Hollanda’nın Lahey kentindeki Uluslararası Ceza Mahkemelerinde yargılanarak müebbet hapse çarptırılan Mladic; içlerinde sürgün, yok etme, öldürme, insanlık dışı eylemlerin yer aldığı 11 suçun 10’undan suçlu bulunmuştur. Yaptıklarını hala daha bir suç olarak görmeyen Mladic’in yeniden yargılanma süreci ise 8 Haziran 2021’de sonuçlanarak müebbet hapsi onanmıştır.

Srebrenitsa’nın anneleri bu kararı sevinç gözyaşları ile karşılasa da hala suçlarının cezasını çekmeyenleri gördükçe acılarını katlanmaya devam ediyor. Bugün hala mezarı dahi olmayan şehitlerinin ardından yas tutan anneler için geç gelmeye devam eden adalet ne kadar adalet!

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Temmuz, Vesaire

Bosna-Hersek; Avrupa’nın ortasında yüzyıllarca farklı medeniyetlere, birbirinden değişik ...

İnsanı Yaşat Ki Devlet Yaşasın

Bosna-Hersek; Avrupa’nın ortasında yüzyıllarca farklı medeniyetlere, birbirinden değişik ...

Türkçe'nin Sır Kapılarını Aralamak

Bosna-Hersek; Avrupa’nın ortasında yüzyıllarca farklı medeniyetlere, birbirinden değişik ...