Sıradaki içerik:

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Kurucusu: Mehmet Emin Resulzâde

e
sv

Dinle

avatar

Amine Yamaç

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

Her insan konuşmak ister. Başta kendimden biliyorum. Bayılıyorum sürekli bir şeyler anlatmaya. Geçmiş gelecek ne varsa. Malzeme fark etmez yeter ki anlatacak birisini bulalım. Devlet kurar yıkarız, ekonomiyi düzeltir, adaleti sağlarız. Galiba insanın rahatlamasının en güzel şekli konuşmak olduğu için bu durum böyledir. Peki ya bizi dinleyen kişiyi düşünelim. Onun yok mu arkadaş, kuracağı bir devlet? Tabii ki var. Ben konuşmayı sevmem dediğine bakma. Herkesin konuşmak istediği bir konu kesin vardır. Önemli olan iyi bir dinleyici bulmaktır.

İyi bir dinleyici nasıl olunur?

Bir insana değer verdiğinizi göstermek için bazı eylemler gerekir. Mesela ona vakit ayırmalısınızdır, mutsuz ve mutlu zamanlarını paylaşmalısınızdır. Çok fazla örnek var tabii ki ama uzatmak istemiyorum. Kendi penceremden bakınca, bu örneklerden en önemlisinin “karşındaki kişiyi dinlemek” olduğuna karar verdim. İyi bir dinleyici olarak çevrenizdeki insanlara ne kadar değer verdiğinizi gösterebilirsiniz.

Düşünelim mesela sizinle bir şey konuşurken aynı zamanda telefonuyla mesaj yazan birisini mi daha samimi bulursunuz yoksa karşınıza oturmuş gözlerini size dikmiş –bak sadece seni dinliyorum dercesine kafasını yana eğmiş birisini mi? Biraz uzun bir cümle olduğunun farkındayım ama açıklayınca daha iyi anlayacağız durumu. Gözler iletişimde çok önemlidir. Göz teması kurup mimiklerine dikkat etmeden karşıdaki bireyin tam olarak ifade etmek istediği olayı anlamayabiliriz. Zaten dinleyenin gözünün başka yerde olduğunu görmek bireyin ayrıca anlatma hevesini de olumsuz yönde etkileyecektir. Bundan bir yıl öncesine kadar arkadaşlarıma karşı öyle bir tutum sergiliyordum. Karşımda birisi konuşurken mesaj yazmaya devam ediyor ve sen anlat ben diliyorum derdim. Bu hareketimden dolayı şu an çok utanç duyuyorum. Peygamber Efendimiz bizlere: “Biri size seslendiği zaman ona sadece kafanızı çevirerek cevap vermeyin, bütün vücudunuzu ona doğru dönün” (Hadis-i Şerif) diye öğütte bulunuyor. Ben ise onun ümmetinden bir aciz olarak kafamı kaldırmıyordum. Bunu yaptığım herkesten çok özür diliyorum…

İnsanların gözlerine bakarak onlara dinleyeceğinize söz verdiğinizi düşünerek ikinci bir konudan devam etmek istiyorum. Karşınızda konuşan insanın düşüncelerini ne kadar önemsiyorsunuz? Ya da önemserken bir ayrım yapıyor musunuz? Herhalde okulun dekanını dinlerken gösterdiğiniz saygıyı, kardeşinizi ya da arkadaşınızı dinlerken aynı şekilde göstermiyorsunuzdur. İşte sorun tam olarak burada patlak verir.

İnsanların bilgi birikimleri, deneyimleri, yaşları ve konumları farklı olabilir. Ama asıl ayrıcalık, hepsinin farklı fıtratta ve farklı düşünme yapısına sahip olmasıdır. Bunun farkına vardık mı; harika bir dinleyici olabiliriz.

Karşınızdaki insan konuşurken kendinize deyin ki; başka hiç kimsenin söyleyemeyeceği şeyler duyacağım şu anda. Kimse onunla aynı şeyleri düşünemez. Ben de onun dünyasının nasıl olduğunu asla bilemem. Ve o dünyayı sadece onu dinleyerek keşfedebilirim.

‘Ve o dünyayı sadece onu dinleyerek keşfedebilirim.’

İşte bu cümle sizi iyi dinleyici yapmış bulunmakta. Sadece konuşan olmaktan kurtulmalı ve yeni dünyalar keşfetmek için iyi bir dinleyici olmalıyız. Hani derler ya; çok okuyan mı bilir çok gezen mi diye, ben de size soruyorum: çok konuşan mı bilir? çok dinleyen mi?

1996 yılının 12 Haziranında, Sivas’ın elli haneli küçük bir köyünde dünyaya geldim. Şuan 22 yaşındayım. Kocaeli üniversitesinde çalışma ekonomisi okuyorum. Asıl kendim olarak yaptığım iş ise, İHH İnsani Yardım Vakfının Kocaeli şubesinde Lise Başkanlığı yapıyor olmam. Bu dünyadan gençler için bir fidan da olsa dikmiş olarak geçmek en büyük duamdır. Yazarlık hayatımı da bu güzellik üzerine inşa ediyorum. Edebiyat alanında en büyük ilgim şiire olmasına rağmen şiir yazamıyorum. Fikir yazılarında ve gezi yazılarında şimdilik kendimi bulabiliyorum. Belki bir gün ‘Şair Hanım’ olmak da nasip olur. Kitap okumak ve fotoğraf çekmek fani dünyanın bende ki tutkularıdır. Kendimi tanımlarken kullandığım, başka hiçbir fazlalığa gerek bırakmayan iki kelime var onları da belirterek son vermek isterim. Heyecan ve heves yeterli 22 yılı özetlemek için.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.