Sıradaki içerik:

Gece Vardiyası – 4

e
sv

Dilhane Söyleşileri / İbrahim Hakkı Kaymak

avatar

Hasna Para

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 1 dakika)

Havalar nasıl oralarda?

Hepimizin kafası gibi biraz karışık, sanki biraz kırgın. Sabahı akşamını, akşamı sabahını tutmuyor belki ama yine de güzel. Biz insanoğlu, bu havalardan hep şikâyetçiyiz zaten. Yaz olsa ‘sıcak’ deriz, kar yağsa ‘üşüdük’ velhasıl kelam arada üşüyüp, arada sıcaktan bunalıyoruz.

Masandaki en sevdiğin obje hangisi?

Genellikle kitaplarımı masamda muhafaza ettiğim için kitaplarım diyebilirim. Daha doğru bir ifadeyle okumakta olduğum kitabımı mutlaka masamın üzerinde bulundururum.

Seni en çok ne mutlu eder?

Bir şiiri veyahut öyküyü bitirdikten sonraki ilk an beni oldukça mutlu ediyor. Ancak bu aşamadan sonra yeni bir sancı peydahlanıyor içime, yeni bir şeyler yazmak, yeni bir maceraya koyulmak istiyorum. En çok mutlu eden şey aslında sonrasında zorlukları beraberinde getiriyor.

Peki en çok ne öfkelendirir?

Sözümün kesilmesinden başka nefret ettiğim ve öfkelendiğim bir şey olduğunu düşünmüyorum. Fakat son zamanlarda buna öfkelenmemeye başladım çünkü insanların beni dinlememesinin ve sözümü kesmesinin sebebinin benden bir şeyler öğrenmek istememesinden kaynaklandığını düşünüyorum.

Biliyoruz şu sıralar gönlüne takılı kalan bir şiir var, okuyucularımızla da paylaşır mısın?

İsmet Özel’in “Yaşamak Umrumdadır.” şiiri epey bir süredir gönlüme ve zihnime takılmış durumda.

“Benim hayranlığımdan inlerdi şehir
ben atlara ve uzaklar hayrandım
kendi ehramlarını bile tanımayan kadınlar
ansızın patlak verirdi baharda.
Dudaklarımda çürükler vardı
dağ çiçeklerinden ötürü.
Irmaklara salardım kendimi
ruhumda kaynar adımlarla gezinen dünya
bana hain sevgilimdi.”

Şairlere ve yalnızlara neler söylemek istersin?

Birbirinize sahip çıkın.

Çay mı kahve mi? Neden?

Koşullara göre değişen bir tercih ama genellikle çayı tercih ederim. Edebiyatının yapılmasına karşıyım. Çayı için, içinizi ısıtın, edebiyata katmayın.

Ya hani en son okuduğun kitapta bir cümle vardı içine oturan..

Kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı? İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali.

Güne ve geceye birer türkü bırak da öyle git.

Bilindik olacak ama Neşet Ertaş’tan dinlediğim Haydar Haydar ya da diğer ismiyle Ben Melamet Hırkasını türküsünü bırakıyorum.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.