Dil Mâyesi / Gönül Paresi

Türküler dilin işlenmiş sözleri, deme durmuş ifadeleridir. Darası alınmış mısralardır. Tek düze anlatımın ötesinde metaforlarla, imgelerle, edebi sanatlarla döşenmiş şiir saraylarıdır.

Türkülerde bir zanaatkâr işçiliği ve bir sanatkâr dokusu vardır. Nasıl ki duvar ustası taşları kaba ve ham hallerinden yontarak taşı işliyorsa, nasıl ki ressam fırçasıyla renklerin ahengini konuşturup harika resimler yapıyorsa, nasıl ki kınalı eller, iğneyle el emeği göz nuru kanaviçeler yapıyor; ve tezgahtaki iplerle motifleri, figürleri sembolleri halıya dokuyorsa ozan da türküyü aynı hassasiyet ve aynı emekle satırlara düşüyor.

'Türkülerle yunmuş yıkanmış dilim, / Onlarla ağlamış, onlarla gülmüşüm.' demiş şair, türkülerimizin hayatımızdaki önemini anlatmak için.

Türküler, ince bir yaranın sızısı, inim inim inleyen bir keman sesinde. Ve gür bir neşenin gümbür gümbür gümleyen sözüdür davulun tokmağında. Bazen bir hoyrat tezenede bazen bir ağıt neyin nefesinde. Türküler insanoğlunun derdini dile getirdiği en güzel sanat dalıdır.

Türküler, bazen bir işret meclisi havasın huzurunda, bazen bir sıra gecesi yârin kapısında. Türküler rikkat sahibi gönülden sese-söze-dile düşen gönül katreleri. Hisli yüreklerin gönül yangını. Küçük satırlara koca hikâyeleri sığdıran ana yüreği, baba bileği, çocuk neşesi... Gurbetin, sılanın, özlemin, sevincin tecelligâhı. Türküler maşukun yüz görümlüğü, aşığın muradı. Güzelliğin, sevdanın, ayrılığın, ölümün kalem kalem nakşedildiği en güzel gergef. Aşkın dokunduğu ilmik ilmik bir kilim. Bir yadigâr atadan kalan ve yıllanmış bir bade dudaklarda tat bırakan.

Türküler bir mekteptir. Koca koca mekteplerin, sayfalar dolusu kitapların yaptığı işi yapan en iyi öğretmendir. Ozan, dile getiremediklerini türküye havale eder, türkünün gücüne sığınır. Maşukuna açılamayan aşığın başvurduğu bir makam olur türküler. Yar hasretine bir nebze nefes, işlenen bir mendil, dişlenen bir elma olur bazen türküler.

Hayatın hem özeti hem hem ana fikridir türküler. İyiliği, erdemi, vatan sevgisini, hürmeti, hoş görüyü, fedakârlığı, vefayı vb. insan ruhuna işleyen en güzel nasihattir. Hem yerelde hem globalde insanın bütün acılarını ve sevinçlerini türküler dile getirmiştir. Halkın derdini, neşesini, dünya görüşünü yansıtmıştır.

Türküler bir kültür elçisi, geçmiş ve gelecek arasında bir gönül ve dil bağı. Gelenek-göreneklerin, örf ve adetlerin kuşaklara aktarıldığı bir vesile. Milli birlik ve beraberliğin bir mayası, bir tutkalıdır türküler. Farklı kulvarlarda olan insanları aynı paralelde yürüten 'Beraber ağladık biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda." terennümünde birleştiren, el ele tutuşturan gönül bağıdır türküler. Türküler farklı düşünen insanları millet yapan en temel ayaktır. Türkülerin ayrısı gayrısı yoktur çünkü. Türküler bizim ortak dilimiz, ortak sesimizdir.

Türküler sanatın, edebiyatın, şiirin, müziğin tutan eli, duyan kulağı, gören gözü, atan kalbi, işleyen organıdır. Türküler bir olayın en güzel şekilde özetlendiği bir hikâye, bir duygunun en güzel resmedildiği bir tablo ve bir fikrin en güzel şekilde işlendiği dizelerdir.

Konuklarına göre türkülerimiz dallanır budaklanır. Türküler ezgileri, konuları ve yapıları bakımından sınıflandırılabilir. Ayrıca söylendikleri bölgelere göre de ad alırlar. Ezgilerine göre türküler iki başlıkta ele alınır. Usulsüz türkülere uzun hava da denir. Divan, bozlak, hoyrat, kayabaşı, gibi çeşitleri vardır. Usullü türküler ise ölçüsü ve ritmi belli olan ve kırık hava da denilen zeybekler, halaylar, barlar, horonlar, kaşık havalarıdır.

Konularına göre türküler ise ninniler, çocuk türküleri, doğa türküleri, aşk türküleri, kahramanlık ve askerlik türküleri, tören türküleri, iş türküleri, karşılıklı türküler, ölüm türküleri, oyun türküleri gibi sınıflara ayrılır. Türkülerimiz yapılarına göre içerisinde bentler ve kavuştak/ nakarat olarak bölümlere de ayrılmıştır.

Görüldüğü gibi türküler hayatın her alanında büyüklü küçüklü her gönülde maya tutan bir sevdadır, aşktır. Herkes kendi dilince kendi örfünce ve kültür birikimince yakmıştır türküsünü. Türküler, destanların, halk hikâyelerinin de tuzu biberi gibidir. Meddahların konuşmalarını renklendiren, orta oyununda izleyenleri neşelendiren en güzel argümandır. Türküler onu icra eden milletin engin ruhunu ve keskin zekâsının da bir tezahürüdür. Ninniler bir ana yüreğidir, maniler ata vasiyeti. Abdalların doğaçlama olarak ürettiği atışmalar/kapışmalar da yine engin bir birikimin, dolu bir yüreğin, kıvrak zekânın, dil çabukluğunun bir sonucudur.

Türküler duyguların en arı en masum terennümüdür. Kerem, sazın telinde Aslı'nın ardından koşmuş; Emrah, türkülerle ermiştir visale; Âşık Veysel, türkülerle görmüş hayatın rengini; Karacaoğlan’ı Köroğlu’nu türküler taşımış gönüllere, onlar türküleri gönüllere taşırken.

Türküler, bazen ayrılığın acısı, bazen gurbetin sızısı, bazen yavuklumuzun sırrı, bazen babamızın öğüdü, bazen ölümüzün ağıtı, bazen çocuğumuzun oyunu bazen düğünümüzün neşesi olur. Bizi hiç yalnız koymaz türküler. Bazen kanatlı bir kuştur yâre selam götüren, bazen bir yeldir memleket kokusunu taşıyıp getiren, bazen bir seldir yanık yüreğimizi söndüren.

Türkülerle gâh güler oynarız gâh ağlarız. Ölümüze türküyle ağıt yakar ağlarız, düğüne gider türküyle halay tutar oynarız. Türküler bizi söyler bucak bucak. Bazen bir burak olur taşır bizi sılaya bazen bir inşirah olur daralan yüreğimize. Türküler ruhumuza bir ayna tutar. Her türlü derdimiz ve zevkimiz onunla erer kemale.

Şehre özgü bir tılsımdır türküler. Türküler, bir kültür bekçisidir şehrin kalbinde. 'Erzurum dağlarında kar ile boran' türküsü sevenlerinin içine işlemiş bir sevdadır. Malatya’da ‘Malatya bulunmaz eşin, / Gönülleri coşturur ayla güneşin' türküsünde atan yürektir. Türküler, Urfa’da, ‘Urfa’nın etrafı dumanlı dağlar eman, eman, eman.' sevgisiyle sıra gecelerinim efkârı, kârı, zevk-i selimidir. Türküler, Maraş’ta bakırın, çekiç seslerinin armonisi, Adana'da meserretin çekildiği direk, Kayseri’de Gesi Bağları’nın renk renk çiçekleri, Kütahya’da pınarların akışı, Sivas'ta sazın avazı, Kırşehir'de bozkırın tezenesi, İstanbul’da asaletin şahikası, Ankara'da kaşıkların raksı, Kars’ta Azer’imin barı, Konya’da erenlerin nefesi, Yozgat’ta yiğitliğin sesidir.

Ağzımızın tadı, başımızın tacı, bazen gönül gamı bazen yaramızın ilacı bazen de sevincimizin beyanıdır türküler. Dört mevsime, on iki aya, aya, güneşe, mehtaba, zamana ve mekâna tercümandır türküler. Dile gelmeyen düşüncelerin, söze sığmayan duyguların tercümanıdır.

Aşka aşk olsun, minel türkülere aşk olsun.

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Selam Olsun

Türküler dilin işlenmiş sözleri, deme durmuş ifadeleridir. Darası alınmış mısralardır...

Dikkat, Açımız Daralıyor!

Türküler dilin işlenmiş sözleri, deme durmuş ifadeleridir. Darası alınmış mısralardır...

At Murattır

Türküler dilin işlenmiş sözleri, deme durmuş ifadeleridir. Darası alınmış mısralardır...