Deniz Üzerine Kurulan Mabet: Kılıç Ali Paşa Camii

(Okunma Süresi: 2 dakika)

İstanbul’un camilerini keşfe çıktığımız köşemizde, bu kez hanelerimize Osmanlı’dan bizlere miras kalan ve birçok ilki bünyesinde barındıran sahilde inci gibi duran Kılıç Ali Paşa Camii konuk oluyor. Kılıç Ali Paşa Camii’nin en önemli özelliği deniz üzerine kurulmuş tek cami olmasıdır. Peki ama nasıl? Gelin bu soruya birlikte cevap arayalım.

Kılıç Ali Paşa

Kılıç Ali Paşa; Uluç Ali ya da Uluç Ali Reis olarak da bilinen, İtalyan asıllı bir devşirmedir.1571 ile 1587 yılları arasınd»a 16 yıl kaptan-ı derya olarak görev yapmış Osmanlı denizcisidir. Barbaros Hayrettin Paşa’nın himayesi altında yetişen Kılıç Ali, zamanla Osmanlı donanmasının önemli komutanlarından biri olmuştur.

Caminin Yapılışı

Kılıç Ali Paşa yaşı iyice ilerleyince bu dünyada namını sürdürecek bir eser bırakmak ister. Osmanlı’da en hayırlı iş olarak görülen ve devlet adamlarının kendi adlarına yaptırdığı gibi bir cami yapma arzusu gönlüne düşer. Bunun üzerine padişahtan izin almak için Sultan III. Murat’ın huzuruna çıkar. Padişahın iznini aldıktan sonra caminin nereye yapılmasının münasip olacağını sorar. Padişah soru üzerine şu cevabı verir: ‘’Sen denizler serdarısın, sana karadan bir karış toprak veremem. Var git camini deryaya kur.’’

Bu cevabın üzerine Kılıç Ali Paşa: ‘Hünkarımız doğru söyler bizim evimiz de mekanımız da deryalardır. O halde mabedimizin de derya üzerine kurulması uygundur.’ der ve padişahın huzurundan ayrılır. Kılıç Ali Paşa, kara kara düşünmeye başlar. Sonra bu işi yapsa yapsa Koca Sinan’ın yapacağını düşünür ve saray başmimarı Mimar Sinan’a olanları anlatır. Mimar Sinan hemen hazırlıklara başlar. Birlikte Tophane’ye giderler. Tophane’de rıhtım kenarına taş moloz ve toprak yığarak caminin inşasına başlarlar. Tophane sahilinde deniz doldurulur. Caminin temeli atılır. III. Murat denize cami yapılacağını duyunca hemen caminin yapıldığı yere gelir. Kılıç Ali Paşa’ya latife yaptığını ve istediği yere cami yaptırmasını söyler. Ama Kılıç Ali ikna olmaz. Padişah her ne kadar latife yapsa da o bu sözünün bir emir olduğunu ve bunu yerine getireceğini söyler. Koca Sinan mimari zekasıyla denizi doldurarak oldukça görkemli bir cami yapar. Usta mimar bu cami için şöyle der: ‘Deryalar kudursa ve azgın sular kubbenin tepesinden aşsa, yine bu mabet kıyamete kadar Allah’ın izniyle ayakta kalacaktır.’ Nitekim öyle de olmuştur, her şeye rağmen sağlam bir şekilde tüm görkemiyle günümüze kadar gelmiştir.

Cami Mimarisi

Cami mimari açıdan incelendiğinde cami külliyesi geniş bir avlu ile çevrilidir. İlk yapıldığı zaman daha geniş olan avlu yıllar sonra yol çalışmaları nedeniyle avlu daraltılmıştır. Caminin çeşmesi de avlunun karşısında yer almaktadır. Külliye içerisinde medrese, hamam ve Kılıç Ali Paşa’nın da kabrinin yer aldığı hazire bulunmaktadır. Sekizgen şeklinde kurşundan yapılan bir türbeyi andıran şadırvanı da dikkat çekicidir. Cami her ne kadar Küçük Ayasofya’yı andırsa da içi daha ferah ve aydınlıktır. Büyük kubbenin 24 penceresi ile birlikte caminin toplamda 147 penceresi bulunmaktadır. Mihraptaki İznik çinileri göz alıcıdır. Son cemaat mahallindeki çiçek motifli çiniler de pek güzeldir. Cami dış mimarisi ile göz kamaştırırken iç görünüşündeki ahenk ile de gönülleri coşturur.

Cervantes’in Cami İnşaatında Çalışması

Bir rivayete göre, Don Kişot’ un yazarı dünyaca ünlü İspanyol romancısı Cervantes, Kılıç Ali Paşa Camii inşaatında çalışmıştır. 1569 yılında bir yaralanma olayına adının karışması üzerine Roma’ya kaçan Cervantes burada Venedik donanmasına dahil olur ve meşhur İnebahtı Deniz Savaşı’na katılır. Savaş sırasında esir düşen ve henüz 22 yaşında olan Cervantes İstanbul’ a getirilir. Esirliği süresince cami inşaatında çalıştığı ve başarılı olduğu için serbest bırakıldığı söylenir.

Günümüzde Kılıç Ali Paşa Camii

Günümüzde yerli yabancı birçok turistin ziyaret ettiği cami, tüm ihtişamıyla sahili bir inci gibi süslemektedir. Külliye içerisinde yer alan; cami, hamam, medrese ve çeşme ile adeta bir hizmet merkezi halinde gelenleri karşılamaktadır. Cami avlusuna girdiğiniz an sizleri huzur ikliminin etkisi altına alır. Her gelen gönül heybesini doldurarak gider buradan… Sanatıyla, hikayesiyle, mimarisiyle kendine has gizemiyle saklı bir hazine olan cami ziyaretçileri beklemektedir. Kim bilir belki de o beklenen sensin…

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir