Çürük Elma & Olgun Hurma

“Bak yavrum, iyi dinle. Sağlam bir sepet elmanın içine giren bir çürük elma, zamanla diğer tüm sağlam elmaları da çürütür. Arkadaşlar da böyledir. Hayatına aldığın doğru olmayan bir insan, diğer doğrularını elinden alabilir. Heybene aldıklarına dikkat et.”

Tanıdık geldi mi bu sözler? Ya da herhangi bir büyüğünüzden bunlara benzer sözleri muhakkak duymuşsunuzdur değil mi? En azından sepete girecek olan çürük elmanın diğer sağlam elmaları da çürüteceği bilgisini almayan yoktur sanıyorum.

“Büyüklerin sözlerinde can vardır.” dedi geçenlerde kıymetli bir büyüğümüz. Buna hep çok inandım. İlk defa yaşadığımız hayatta, seçimlerimizle yol alırken attığımız adımların doğru olmasını kim istemez ki? Bu adımların doğru olabilmesinin yolunun büyüklerin sözlerinden geçtiğine inanıyorum. Önce zihnime, sonra kalbime işlenmesine izin verdim bu sözlerin. Böylece imtihan yurdu olan dünyadan başarıyla göçeceğim ümidi var içimde.

Sepetteki çürük elma meselesi de böyle, doğru adımlar atabilmenin reçetelerinden biri. Hiç kimse çürük elmanın hayat sepetine dahil olmasını istemez. Biriktirdiği sağlamların kendisinden uzaklaşmasını da istemez. Zaten arkadaş seçimlerinin yaşantımıza olan etkisi herkesçe malum. Çürük elma örneği anlaşılırlığını daha da artırıyor bu hayati gerçeğin. Geçenlerde bir gerçeğin daha farkına vardım. Bize çürük elmadan çok daha önemli bir şeyi söylememiş büyüklerimiz, ya da benim büyüklerim.

Daha önce duymadığım bir şeydi, Mehmet Dinç’in bir seminerinde dinledim. Bir arkadaşı ona hurma vermiş, cennet hurması denilen hurmalardan. Verdiği hurmalar henüz olgunlaşmamış, demiş ki: “Bunların arasına bir tane olgun hurma koy, olgun olan diğerlerini olgunlaştıracak.” Hoca bunu söyledikten sonra olgun insanlarla bir arada olmanın öneminden bahsetti. Durdurdum videoyu, düşündüm uzunca. Sonra bir arkadaşıma söyledim olgun hurmanın diğerlerini olgunlaştırdığı gerçeğini. “Biliyorum.” dedi, “Muzlar da böyledir.” diye ekledi. Ben bilmiyordum. Bildiğim şey çürük elmanın diğerlerini çürüttüğüydü.

Hayatın bir sepet gibi olduğuna, o sepete girenlerle iyi veya kötü devam ettiğine inanıyordum. Yaptığım şey sepete çürük bir elmanın girmesini engelleyebilmek, çürük elmalardan uzak tutmaktı adımlarımı.

Olgun hurmanın olmamışları oldurduğunu ve aslında kaçmak yerine olana doğru koşmanın da bir seçenek olduğunu kimse söylemedi bana. “Duysaydın ne değişirdi?” diye soracaksınız. “Olgun hurmadan haberdar olmakla çürükleri uzak tutmak arasında ne fark var ki?” diyeceksiniz. “İkisi de aynı noktaya çıkmıyor mu ki?” diye de eklersiniz belki. Evet, öyle görünüyor. İki yol da yanlışı kendimizden uzak tutmanın aracı. İkisi de ayrı bir yön tabelası.

Özbenlik arayışıyla, var oluş gayesini keşfetmekle örülmesi gereken hayat sepeti öylesine bir sepet değil. Bu sepet öylesine şeylerle doldurulamaz. Rastgele seçimlerle her seferinde, “Bir dahaki isabetli olur, bu olmasa da olur.” diyerek geçemeyiz. Velhasıl çürük elmayla beraber olgun hurma hakikatini duysaydım, bilseydim, özümseseydim seçim yaparken yorulmazdım. Çürükten kaçmanın yollarını ararken yüzüm bir taraftan da olgunlara dönük olurdu.

Kendimizi olacak olana teslim etmekle beraber, seçimlerimizle bir yön veriş hikayesindeyiz. Ne kadar çok yol bilir ve beraber kullanabilmeyi öğrenirsek hikayemizin oluşumu ve nihayeti o kadar kuvvetli olur.

Çürüklerle çürüyüp olmuşlarla oluyormuş insan. Çürükten kaçıp olmuşu kovalayalım, olacak olanların akışında en iyisi olmak için yaşayalım.

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Yerin Altındakiler, Üstündekilerden Çok

“Bak yavrum, iyi dinle. Sağlam bir sepet elmanın içine giren bir çürük...

Boşluk

“Bak yavrum, iyi dinle. Sağlam bir sepet elmanın içine giren bir çürük...

Hayali Olmayanın Hayatı Var Mıdır?

“Bak yavrum, iyi dinle. Sağlam bir sepet elmanın içine giren bir çürük...