Çocuk Edebiyatı Nasıl Doğdu?

Gelişme çağındaki çocukların duygu ve düşüncelerine aynı zamanda anlama becerilerine hitap eden metinlerin toplandığı edebiyata çocuk edebiyatı denir. Çocuk edebiyatı terimi 20. yüzyılın ilk yarısında kullanılmaya başlanmıştır.

Temel kaynağı çocuklar olan bu edebiyatın amacı çocukların algılarını hayal dünyalarını dilini ve düşünce dünyasını geliştirmektir. Ayrıca kitap okuma alışkanlığı kazandırmaktır. Aslın bu çocuk edebiyatı yetişkinliğe bir geçiş edebiyatı olarak nitelendirilebilir.

Edebiyatın çocuklar için eğlendirme ve eğitme işlevi vardır. Çocuk kendisi için yazılmış eserlerle hayatı ve çevreyi tanıma imkanı bulur. Okuduğu metinlerle yaşadığı hayat arasında bir bağ kurar.

“Çocuk duyarlığını yitirmemiş her yaştan yetişkin yazar, çizer ve şairin kurduğu çocuk edebiyatının temel kaygısı, kullanılan dil ve seçilen temalar bakımından ‘çocuğa görelik’ ilkesidir.”

Aslında çocuk edebiyatından yetişkinlerde zevk alabilirler. Tabi metnin gerçekliği ve doğallığı ayrıca çocuğa göreliği önemlidir. Şiirde ses ve ritim, düz yazıda serüven çocuk edebiyatının vazgeçilmezleridir.

Çocuklarda güzellik duygusu doğuştandır. Bu duyguyu onlara uygun edebi eserler geliştirir. Edebi metin önce çocuğu sesi ve ritmiyle içine çeker sonra çocuk bunları kendi içinde zamanla anlamlandırır. Bundan dolayı edebiyat çocuk için aslında bir ihtiyaçtır.

Edebiyat çocuğun hayal gücü, zekasını ve muhakeme yeteneğini geliştirir. Başlarda hep somut düşünen çocuk soyut düşünmeye başladığı anda edebiyat onu bir adım ileri taşır.

Çocuklar için de bir edebiyat kurmak, eli kalem tutan yetişkinlerin görevleri arasındadır. Rübab-ı Şikeste ile Şermin (Tevfik Fikret), Asu ile Cincik (Fazıl Hüsnü Dağlarca), İşaret Çocukları ile Gülücük (Cahit Zarifoğlu), Şehirleri Süsleyen Yolcu ile Düş Bahçesi (Sadık Yalsızuçanlar) arasında yapılacak karşılaştırmalar, çocuklara yönelik metinlerde dil ve tema seçiminin ne denli önemli olduğunu göstermeye yeter.

Öte yandan çocuklara yönelik folklor ürünleri genel edebiyatı besler. Çocuklar için vazgeçilmez ürünler olan ninni, tekerleme ve masallar; şiir, öykü, roman ve oyun türlerinde özgün eserlere kaynaklık eder.

Necip Fazıl, Asaf Hâlet, Cahit Sıtkı, Orhan Veli gibi şairler tekerlemeden şiire dizeler taşır; Yahya Kemal, Faruk Nafiz, Cahit Sıtkı, Asaf Hâlet, Orhan Veli, Fazıl Hüsnü, Behçet Necatigil gibi şairler masaldan şiire malzeme aktarırken Nâzım Hikmet, Necip Fazıl, Orhan Veli, Cahit Külebi, Sezai Karakoç gibi şairler fabldan şiire kapılar açar; Ömer Seyfettin, Feridun Andaç, Nazan Bekiroğlu, Sadık Yalsızuçanlar gibi yazarlar da masaldan öyküye köprüler kurarlar.

Klasik dönem Türk edebiyatında tıfl, beççe, püser (çocuk), etfal (çocuklar) sözcükleri genellikle bir benzetme unsuru olarak kullanılır. Çocuğun bir at yapıp koşturması, taş atıp çiçek koparması dönme dolaba binmesi, kuşlarla oynaması ve sır saklayamaması gibi durumlar edebiyatımızda çocuk kelimesini çağrıştırır.

Batı’da çocukluğun keşfi romantiklere nasip olur. Victor Hugo şöyle der: “Kristof Kolomb sadece Amerika’yı keşfetti. Bense çocukluğu keşfettim.” cümleleri bu açıdan önemlidir.

Masallar çocuklukla birlikte ortaya çıkar. Masallar her kavim için farklı farklı dilden dile aktarılan hikayelerdir. Çocuklar masal dinlemek kadar okumaktan da hoşlanırlar.

Batı çocuk eğitiminde hayvan masalları kullanılmıştır. Doğu’da ise 2000 yıldır zaten hayvan masalları anlatıldığına dair bilgiler mevcuttur.

MÖ 620-560 yılları arasında yaşayan Ezop köle olarak kaldığı hapishanede hayvan masalları anlatır ve bu büyük ilgi görür. Sonra kral bunu serbest bırakır. Ezop’ta Manisa civarlarında Lidya devletine sığınır. Orada bilge bir kişi olarak hayatına devam eder.

Ezop’un anlattığı hayvan masallarının kökeni Doğu olduğu söylenir.

17.yüzyılda Ezop’un masallarını La Fontene toparlar ve tekrar yazar. Fakat La Fontene biraz daha örtük şekilde kaleme alır. Bu farkta Ezop’un anlatıcı, diğerininde şair olmasından kaynaklanmaktadır.

Charles Perrault (1628-1703), yazdığı çocuk masallarıyla büyük ün kazanır. İlk masallarını kendi çocuklarına yazar. Masalları peri masalı türünün ilk örnekleri kabul edilir. Önemli masalları arasında Uyuyan Güzel, Kırmızı Başlıklı Kız, Külkedisi ve Çizmeli Kedi sayılabilir.

Jacob Grimm (1785-1863) ve Wilhelm Grimm (1786-1859) Alman masal yazarı iki
kardeştir. Alman şiirlerini ve efsanelerini köy köy dolaşarak toplamışlardır. Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler, Rapunzel, Hänsel ve Gretel, Bremen Mızıkacıları, Fareli Köyün Kavalcısı bu masallardan bazılarıdır.

Danimarkalı Hans Christian Andersen (1805-1875) halk masallarından ilham alarak özgün masallar kaleme almış; Çirkin Ördek Yavrusu, Küçük Claus ve Büyük Claus, Kibritçi Kız, Bezelye Üstündeki Prenses gibi masalları içeren Çocuk Masalları (1835) kitabıyla tanınmıştır.

Avrupa’da ilk çocık kitapları 17.yüzyılda ortaya çıkar ve 18. Yüzyılda İngiltere’de yaygınlaşır.

Çocuk dünyasının yetişkinlerden farklı olduğunun anlaşıldığı bu dönemde John Newbery’nin (1713-1767) yayınladığı A Little Pretty Pocket Book adlı kitap, çocuklar için hazırlanan ilk kitap olarak değerlendirilir. Newbery, çıkardığı Lilliputan Magazine adlı dergiyle de çocuk dergilerinin öncüsü
durumundadır.

Çocuk klasiklerinin doğuş zamanı 18.yüzyıldır. Jonathan Swift, 1726’da masallardan yola çıkarak fantastik edebiyatın ilk örneklerini vermiştir.

19.yüzyılın ortalarında köy romanlarıyla tanınan Fransız yazar George Sand Köyün İkizleri adlı romanında masalsı bir anlatımla iyimserlik, sevgi, şefkat ve merhamet temalarını işler.

Çocuk ve gençlik edebiyatında bilim kurgu türünde ilk örnekleri 19. Yüzyılda Fransız yazar Jules Verne tarafından verilir. Yazar zengin hayal gücü sayesinde okurları aya götürür, denizler geçirir, balonla uçurur ve seksen günde dünyayı dolaştırır. Verne; Balonla Beş Hafta (1863), Dünyanın Merkezine Yolculuk (1864), Aya Seyahat (1865), Kaptan Grant’ın Çocukları (1865), Ayın Etrafında (1870), Denizler Altında Yirmi Bin Fersah (1870), Seksen Günde Devriâlem (1873), Esrarlı Ada (1875) gibi kitaplarıyla çocuk ve gençlik edebiyatının öncüleri arasında yer alır.

Aynı yılda İngiltere’de Alice Harikalar Diyarında (1865) adlı nitelikli bir örneğe kavuşur. Oxford’da bir matematikçi olan Charles Lutwidge Dodgson’ın (1832-1898) Lewis Carrol takma adıyla yazdığı roman, Alice adlı çocuğun hayal dünyasında yaptığı fantastik yolculuğu anlatır.

19.yüzyılda Batı’da başlıca çocuk kitapları ve yazarları şunlardır: Fransız yazar Hector Malot Kimsesiz Çocuk, Amerika’da Mark Twain Tom Sawyer’ın Maceraları, İsviçreli yazar Johanna Spyri Heidi, İskoç yazar Robert Louis Stevenson Define Adası, Carlo Collodi Pinokyo, İngiltere’de Frances Hudgson Burnet Küçük Prenses, Macar yazar Ferenç Molnár Pal Sokağı Çocukları…

Tanzimat ve Meşrutiyet Dönemleri

Türkiye’de çocuk edebiyatı Tanzimat Döneminin birikimleri üzerine kurulur. Bu dönemde çocuk eğitiminin ve edebiyatının uzmanlık gerektiğinin farkına varılmıştır. Aynı zamanda süreli yayınlar ve metinler üretme ihtiyacı doğmuştur.

Ahmet Mithat Efendi (1844-1912) özellikle Kıssadan Hisse (1870) adlı eserinde Ezop ve François Fénelon’dan yaptığı çeviriler ve kaleme aldığı kısa hikâyelerle Doğu’ya ait öğüt geleneğine eklenir. Ahmet Mithat, Çocuk Melekât-ı Uzviye ve Ruhiyesi’nde çocuğun hayal gücünü geliştirmek için masal ve hikâyelerden yararlanmak gerektiğini belirtir.

“Tanzimat Dönemi’nin birinci kuşağından Şinasi (1826-1871), gazete çıkarma ve batılı anlamda tiyatroyu Türk edebiyatına taşıma konusunda öncülük etmekle kalmaz; La Fontaine’den yaptığı çevirilerle de Türk çocuk edebiyatına alt yapı oluşturur. Şinasi’nin La Fontaine’den tercüme ettiği Eşek ile Tilki Hikâyesi bu anlamda ilk örnektir.”

Yine ilk örneklerden biri olarak, Kayserili Doktor Rüştü, Nuhbetü’l-Etfal (1859) adlı alfabede hikâyeler ve fabl çevirileriyle çocuklara seslenir.

İkinci Meşrutiyet’ten sonra Türkiye’de çocuk edebiyatıyla alakalı ilk örnekler verilir. Bu dönemi bu edebiyatın kuruluş dönemi olarak düşünmek gerekir.

Özellikle Tedrisat-ı İptidaiye Mecmuası çevresinde öğretmen yetiştirme faa-
liyetlerinin bir parçası olarak oluşturulan kurul, çocuğa yönelik edebî ürünlerin bir ihtiyaç
olduğu sonucuna varır ve bu alandaki eksikliği fark eder.

Mustafa Satı el-Husrî’nin (1880-1969) “Çocuk şiirlerine, çocuk şarkılarına muhtacız.” Uyarı niteliğinde son derece önemlidir.

“1909’da Darülmuallimîn (Öğretmen Okulu) müdürlüğüne getirilen Satı Bey, kurduğu Tatbikat Mektebinde (Uygulama Okulu) en temel ihtiyacın öğrenci seviyesine uygun şiirler ve şarkılar olduğunu belirler. Elde, Satı Beyin “çocuk edebiyatımızın parlak ve mükemmel eserleri” diye nitelediği birkaç örnek vardır. Bunlar Tevfik Fikret’in Hep Kardeşiz ve Küçük Asker şarkıları ile Ağustos Böceği ile Karınca ve Az Tamah Çok Ziyan Verir adlı manzum hikâyelerdir. Bu metinler ilk birkaç aylık ihtiyacı karşılar.”

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Yabani Otlar

Gelişme çağındaki çocukların duygu ve düşüncelerine aynı zamanda anlama bece...

Cennet Kuşları

Gelişme çağındaki çocukların duygu ve düşüncelerine aynı zamanda anlama bece...

Film Gibi Zamanlar

Gelişme çağındaki çocukların duygu ve düşüncelerine aynı zamanda anlama bece...