Sıradaki içerik:

Demir Yaylı Dukak ve Kör Derviş

e
sv

Cezayir Sultanlığından Gönüller Sultanlığına

avatar

Selman Devecioğlu

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 3 dakika)

Osmanlı Devleti’nde denizlerden bahsedilince ilk akla gelen isimlerden birisi şüphesiz Barbaros Hayreddin Paşa’dır. Yaptığı fetihlerle Osmanlının Akdeniz’e yerleşmesinde önemli rol oynamış, abisi Oruç Reis’le birlikte İspanya üzerine seferlerde bulunarak Müslümanları İspanyol zulmünden kurtarıp Cezayir’e yerleştirerek bu beldenin “Türklerin Hindistanı” adını almasını sağlamıştır.

Barbaros Hayreddin Paşa’nın asıl adı Hızır’dır. Doğum tarihi tam olarak bilinmese de 474 yıl önce 1546 tarihinde vefatıyla yüreklere acı salmış, ardından “Mâtereîsü’l-bahr= denizin reisi öldü” cümlesiyle önemi vurgulanmıştır. Fatih Sultan Mehmed’in Midilli’yi fethinden sonra bu adaya yerleşen Osmanlı hizmetinde bulunmuş Yakup adlı bir sipahinin oğlu olan Hızır Reis, üç kardeşi İshak, Oruç ve İlyas ile birlikte Selânik ve Eğriboz adalarında ticaret ve denizcilikle uğraşmışlardır. Batılılar kızıla çalan sakalından dolayı abisine verdikleri “barbarossa” lakabını Oruç Reis öldükten sonra Hızır Reis için kullanmışlardır. Yavuz Sultan Selim ise kendisini Hızır Reis Nasrüddin’dir, Hayrüddin’dir diye taltif ederek, Hayreddin unvanını vermiştir.

Abisi Oruç Reis Rodos şövalyeleri tarafından tutsak edilince, onu kurtarmak üzere mücadelelere girişen Hayreddin ve kardeşleri ticareti bırakıp, II. Bayezit zamanında şehzade Korkut’un himayesi altına girerler. Batı Akdeniz’in alınması için büyük çaba gösterirler.

Oruç Reis, Yavuz Sultan Selim Han tahta geçince, kardeşi Korkut’un yanında yer aldığı için Sultan Selim’den çekinerek Tunus kıyılarında hüküm süren Hafsi Sultanı Ebu Abdullah bin Hasan ile anlaşıp Kuzey Afrika’da fetihlerde bulunurlar. Gemilerinin sayılarını artırınca Cerbe adasını ele geçirip üs olarak kullanmaya başlarlar. Cicelli halkı Oruç Reis’i sultan olarak ilan etmiştir. Sultan Selim ile görüşen Oruç Reis, hükümdarın bolca ihsanlarıyla karşılanıp Osmanlının himayesine sığındı. Tenes ve Tlemsen şehirlerini almak için yapılan mücadelelerde Oruç Reis şehit oldu. Diğer kardeşlerinin de vefatıyla yalnız kalan Hızır Reis, ümitsizliğe kapılmadan büyük gayretlerle cihada devam etti. Kanuni Sultan Süleyman döneminde karada büyük başarı gerçekleştiren Osmanlı devleti denizlerde de gücünün zirvesine ulaşmak istiyordu. İbrahim Paşa’nın önerisiyle Kaptan-ı Deryalık teklifiyle Kanuni tarafından İstanbul’a çağırılan Barbaros Hayreddin Paşa, Cezayir’e evlatlığı Hasan’ı bırakarak, komutanlarına ve yanında bulunan ilim adamlarına, “Ben Cezayir sultanıyım ama benim de bir sultanım var. Ona bağlılık gerekir” diyerek Osmanlıya şartsız teslim olmayı bilmiştir. İstanbul’da büyük coşkuyla karşılanan Barbaros, Cezayir beylerbeyliği yanı sıra, Kaptan-ı Deryalık rütbesine getirilmiştir. Osmanlı donanmasına karşı İspanya donanması, denizlerde üstünlük kurmamızı istemiyor, Andrea Doria komutasındaki haçlı donanması sürekli Barbaros Hayreddin Paşa ve Osmanlı donanmasını tehdit ediyordu. Venedik, Floransa, Malta, Ceneviz, İspanya ve Portekiz gemileri Osmanlı ile güçlü bir donanma savaşı yapmak istemiş ve Preveze Kalesi’ni kuşatmıştır. Haçlıların oluşturduğu 602 gemiden oluşan donanmanın karşısına 122 parçalık donanma ile çıkan Osmanlı devleti, Haçlı deniz birliğini mağlup ederek, Karada Mohaç’tan sonra denizlerde de büyük bir zafer kazanmıştır. Vefatına yakın yanında yetiştirdiği leventlerle beraber, tersanede sağlam ve güçlü kadırgaların yapımıyla uğraşmış, hiçbir zaman rahatı arzulamamış, “Müslümana dünyada rahat yoktur, asıl rahatlık ahiret ve kabirdedir.” hadis-i şerifine uygun hayat sürmeye çalışmıştır. Kanuni’nin isteğiyle Seyid Muradi, Reis tarafından hatıralarını Gazavat-ı Hayreddin Paşa ismiyle kaleme aldırmıştır. Bu hatıralarında rahatlığa dair gördüğü rüya çok ilginçtir.

“Barbaros Hayreddin Paşa yaşlanınca, emrindeki kaptanları sefere gönderir, sonra da kendi kendine, “Elhamdülillah, Rabbimizin yardımı ile nerede düşman varsa, yola getirdik, bize başkaldıracak düşman bırakmadık. Gaza yoluna tekneleri göndererek boş bırakmadık. Artık birazda kendi rahatımıza bakalım.” der.

O gece rüyasında nurani yüzlü bir zat der ki: “Ya Hayreddin! Yalan dünyada rahat olmaz. Rahat Cennet-i Âlâ’da olur. Seferlere devam et! Cenab-ı Hakk’ın yardımı seninledir.” Uyanınca hatasını anlayıp, tövbe eder. Kendi kendine, “Gördünüz mü erenlerin yüce himmetini, birazda kendi rahatımıza bakalım sözünü beğenmediler.” der. Ve Bu ikazın şükrü olarak fakirlere sadakalar dağıttırır, açları doyurup, elbisesi olmayanları giydirir. “Müslüman kertenkele deliğine girse bile ona eza edecek çok kişi bulunur.” hadis-i şerifine uyarak, her zaman teyakkuzda kalır.

İlme çok önem veren, Barbaros Hayreddin Paşa yedi tane yabancı dil bilmektedir. Gecenin yarısını ibadetle geçiren kaptanıderya, ömrü denizlerde sürse de kitaplarla ilgilenmeyi severdi. Kurduğu kütüphanesinde kitaplarının bakımı için parayla görevliler tutmaktan geri kalmamıştı. Vefatı sonrası İstanbul’da ve Cezayir’de kurduğu vakıflarla, amel defterini açık tutmak istemiş, bütün gelirlerini vakfetmiştir. Beşiktaş’ta türbesi bulunan Hayreddin Paşa’nın gelecek nesillerce anlaşılması için, sağlam yapıtlara imza atmamız gerekmektedir, diye düşünmekteyim. Viking çizgi filmleriyle büyüyen bizim nesillerimiz Türk denizci ve kaptanlarla tanıştırılmalıdır. TRT’nin Barbaros Hayreddin Paşa çizgi filmini ortaya koyması memnuniyet vericidir. Semerkant TV’de de rastladığımız bu tür eserler sürekli yayında tutulmalıdır.
 
Kaynaklar:
Gazavat-ı Hayreddin Paşa.
Tdv İslam ansiklopedisi, Barbaros Hayreddin Paşa maddesi.
Yakutal Emin Büyük Amiral Hayreddin Barbaros’un Vakfiyenamesi, Deniz mecmuası, cilt 57, sayı 375, sayfa 103-131, 1 Eylül 1945.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.