Çeşmeler Sadece Su İhtiyacımızı Gidermek İçin Miydi?

Çeşme kelimesinin Farsça’da “göz” anlamındaki“çeşm” kelimesinden geldiği bilinmektedir. Gözlerden gelen gözyaşı çeşmeden gelen suyla bağdaştırıldığı için çeşme adını almıştır. Bu yüzden çeşme; pınar ve memba anlamını taşımaktadır. İslâmiyet suya ve temizliğe büyük önem vermiş ve insanlara su sağlamanın sevabı büyük görülmüştür. Hz. Peygamber’e çeşitli zamanlarda sadakanın en faziletlisinin hangisi olduğu sorulduğu aktarılmaktadır. Hz. Peygamber, bir defasında da, “Sadakanın en faziletlisi su teminidir”diye söylediği ifade edilmektedir. Buna binaen çeşmeler, Allah rızası için yapılan hayır kapılarından olmuştur. Menfaat gözetilmeden ibadet ve İ’la’yi Kelimetullah için Allah’a olan samimiyetlerini çeşmeler vasıtasıyla görselleştirmişlerdir. Kadimden yola çıkarak bugüne gelebilmiş ve dün ile bugünü sentezleyerek münhasır eser inşa etmişlerdir.

Çeşme kelimesinin nereden geldiği ve manasının ne olduğu hakkında ufak bir girizgâh yaptıktan sonra asıl konu olan çeşmelerin faaliyetleridir. Bunu dış mimarisinden oluşumuna, neden ve sebeplerine inerek ele almak doğru olacaktır. İlk olarak dış mimarisine bakıldığında çeşmelerin üstünde bulunan ser-levhaları okunarak hamd, şükür ve tefekkürün birleştiği bir merkezi alandı. İnsan, nisyandan maluldür sözüne binaen hamd ü sena’yı unutmamak için ecdadın tebaaya yaptığı büyük iyiliklerdendi. Bunu da tabiatı gözlemledikten sonra hayata ve mimariye aktarabilmişlerdi. Örneğin bir serçenin su içişi gibi. Serçeye dikkat edip bakıldığında her su damlasından sonra başını kaldırır ve aldığı suyu içerken Rabbine hamd ü sena ederdi. Tıpkı bir çeşmeden su içen kişi misali. Suyunu alır ve içerken başını kaldırdığında Rabbine hamd ü sena için ser-levhayı okuma fırsatı bulurdu. Böylelikle unutursa söylenmeden hatırlatılırdı. Ayrıca bu hayırdan sadece insanlar, nasiplenmezdi. Önündeki kâselerden, yalaklardan veya çanaklarından karıncadan kuşa tüm canlılar, faydalanırdı.

Çeşmelerin sadece şekli ve mimarisi değil adının da bir manası vardı. Yapan ve yaptırandan izler bulunurdu. Yaptırdıkları kişilerin adını aldığı gibi önemli şahsiyetlerin adını da alabilirdi. Dolayısıyla çeşmeler, insan için bir kültür hazinesi idi ve bu kültür hazinelerini araladıkça eserin içinde bir mazisi yatıyordu. Ayrıca Ahmet Hamdi Tanpınar’ın dediği gibi mimarın veya hayrat sahibinin diktiği ağacın büyüdüğünü görüp görmemesinin bir ehemmiyeti yoktu. Yapılmış olduğunu bilmesi yeterliydi. Fakat hepsinin tek amacı vardı ve o da çeşmeden su içenin ihlaslı bir duası idi. Dahası yolda kalmış kişiye ve susamış insana çöldeki serap gibiydi.

Çeşmeler, aynı zamanda sosyalleşme için de bir alandı. Burada insanlar birbirleriyle haberleşme imkânı bulurdu. Ahali, burada birbirini görür, selamlaşır ve dertleşirdi. Birinin sorunu olursa kendi aralarında diğerine yansıtmadan çözmeye çalışırlardı. Dolayısıyla mahallenin kamusal alanından olan çeşmeler, mahallenin ayakta durması ve canlanması için önemliydi. Çünkü mahalle güçlü olursa ilçe, ilçe güçlü olursa il, il güçlü olursa devlet güçlü olurdu. Bu yüzden mahalleler, çekirdek vasfı görerek önemli alanları içinde barındırırdı. Bu alanlardan biri de şüphesiz çeşmelerdi.

Aynı zamanda çeşmeler, naif ve zarif duruşundan dolayı yazarların, ozanların, şairlerin ve âşıkların konularına da ilham kaynağı olduğu görülmektedir. Bununla ilgili ilk örnek Cemil Meriç’ten olur. Meriç, “Akmayan bir çeşmeye benziyor ruhunuz” der. Burada yazar, çeşmenin sürekli akmasından yararlanarak insanın da verimli olmasını istemektedir. Evet, ruh yani insan tıpkı bir çeşme gibi akmalıydı. İnsan akmalı ve dolmalı ki karşısındakini çeşmeden su içer gibi doyurmalı ve serinletmeliydi. Dolayısıyla akan yer taşardı. Taşan yer temizlenir ve temizletirdi. Bir başka örnek, Cemal Süreyya’dan “Bir çeşmeye koşar gibi koşuyorum sana, anlasana” demiştir. Susamışın çeşmeye olan özleminden yola çıkarak kendisinin sevgilisine olan sevgisini teşbih etmiştir.

Çeşmelere benzeyen diğer yapı olarak selsebiller mevcuttur. Sebil, sözlük anlamı “yol” olan İslam toplumunda halkın yararına, Allah rızası için “fî sebîli’llâh’’ kavramından geldiği düşünülmektedir. Ancak selsebiller, suyun vermiş olduğu huzur sesinden dolayı yapılmaktaydı. Yani suyun musiki yanı da unutulmamıştı. Her kim dinlerse dinlesin huzur bulur ve rahatlardı. Bu yüzden hem güzel bir görüntü hem de hoş seda vermesi için ayrı bir dizilişi vardı. Selsebiller, alt alta gelecek şekilde dizayn edilen yalaklardan meydana gelir ve genellikle oturma odalarına yapılan dekoratif mimari eserlerdi. Çünkü sadece ruhun, bedenin değil aynı zamanda gözün de lezzet alabilmesi gerekirdi. Bu yüzden de evin en çok kullanılan odasına yapılması gerekirdi. Bu selsebile bir örnek ise Mevlânâ Türbesi’nde bulunmaktadır. Bu selsebilde sırayla bir, iki, üç ve üçten sonra tekrar iki ve bir şeklinde küçük yalaklar mevcuttur. Bu dizilişten dolayı “Tevhid Çeşmesi” da almıştır. Çünkü ecdad, bunu da farklı düşünce ile yoğurmuş ve insanlara sadece dekoratif bir eser bırakmamıştı. Bununla tevhid ilkesini hatırlatırdı. Yani insan, dünyaya tek gelir, evlenir, çoluk çocuğa karışır, sonra yine eşinle tek kalır, eşinin ölümünden sonra yine tek kalır ve ebediyet alemine göç ederdi. Dolayısıyla tefekkür ile mimari eserin bütünleşmesi sonucu amaçlarını söylemeden ve karşısındakini incitmeden hatırlatma gayesi taşırdı.

Son olarak Mustafa Kutlu’dan “Suyu akmayan bir çeşme kadar hüzün veren ne olabilir? diyerek bugün çeşmelere verilmeyen değerden dolayı mahzunluğumuzu dile getirmeye çalışıyoruz. Yine başka bir eserinde “çeşme akmıyor. Musluğu yerinde koca bir oyuk” der. Çeşmeden suyun akmaması yalnız su tedarikinin yok olması değil geçmişle gelecek köprüsünün yıkıldığını da göstermektedir. Yani sadece bir çeşmeyi değil; hayrı, iyiliği, sosyalleşmeyi, tefekkürü ve umranımızı elimizin tersiyle ittiğimizin farkında olmalıyız.

Hatta daha da acısı, bu kadar işlevi olan çeşmelerin yerine pet şişelerin ve damacanaların olduğu tek kullanımlık plastik eşyalara dönüşmesi, insanlara yarardan ziyade doğaya zarar vermesi de cabası. Umarız ki çeşmeler, eski değerini alır ve çeşmelere özlemle koşabiliriz.

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Yerin Altındakiler, Üstündekilerden Çok

Çeşme kelimesinin Farsça’da “göz” anlamındaki“çeşm...

Boşluk

Çeşme kelimesinin Farsça’da “göz” anlamındaki“çeşm...

Hayali Olmayanın Hayatı Var Mıdır?

Çeşme kelimesinin Farsça’da “göz” anlamındaki“çeşm...