Sıradaki içerik:

Mamafih

e
sv

Cem Uçan ile Deliler Filmi Hakkında Söyleştik

avatar

Dilhâne

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

Merhaba Cem Bey. Öncelikle yeni filminiz hayırlı olsun. Seyirciden güzel geri dönüşler alıyorsunuz. Bununla birlikte olumsuz tenkit ve yaptırımlar da söz konusu, Almanya’da film gösteriminin sınırlandırılması gibi… Bütün bu dönüşlerin sizdeki karşılığını öğrenebilir miyiz?
Yapılan her güzel projeyi sevenler olduğu gibi eleştirenlerde olacaktır. Bu çok normal. Beni üzen tarafı tarih ve çektiğimiz dönemle alakalı hiçbir bilgisi olmayan ama çok fikri olan insanların fütursuzca eleştirmeleri. Yoksa mantık çerçevesindeki eleştirilerin başımızın üstünde yeri var. Almanya’da yaşadığımız trajikomik, üzücü bir olay. Braveheart, Dracula Untold, 300 Spartalı gibi filmler için hiçbir yasak ve yaş sınırlaması getirilmezken bizim filmimize +18 yaş sınırı getirilmesinin bence sebebini araştırmaya bile gerek yok. Çünkü sebebi çok belli değil mi?!

 

Yıllardır yerli bir film sektörü hayali içindeyiz. Kaliteli yapımlarımız bulunsa da tarihimizi, kültürümüzü ve geleneklerimizi yansıtan millî bir yanı bulunan filmlerle öne çıkamıyoruz. Bu özelliklerin bulunduğu filmlerde de ne yazık ki filmin pazarlanması açısından bizimle özdeşleşmeyen sahneler yer alıyor yahut filmi izlerken: ‘şu replikte tam da şu söylense ne iyi olur’ dediğimiz sahneler sergilenmekten kaçınılıyor. Siz bu film ile hem baştaki millîlik vurgusunu ön plana çıkarıyor hem de pazarlama yönünden birçok riski göze alıyorsunuz. Bize bu durum hakkındaki düşüncelerinizi anlatır mısınız?
Bizim filmimizde hiçbir dine, millete hakaret edilmiyor ve hiçbir din ve millet aşağılanmıyor. Biz dinlerin, milletlerin değil; insanların kötülüğünün altını çiziyoruz, Vlad karakteriyle… Öncelikle biz Türk halkı olarak tarihimizi, ecdadımızı geçmiş folklorumuzun farkında olmalıyız, yüce şanlı tarihimizden gocunmamalıyız. Orta Asya’dan günümüze kadar İslamiyet’in, dinimizin coğrafyamızda tebliğine kadar olan süreçte bizim tarihimiz, bizim atalarımız, örf ve adetlerimiz… Biz tarihimizi derinlemesine okuyup örf, adet ve geleneklerimizin, geçmişimizin sadece istediğimiz tarafını cımbızlayıp almak yerine tamamıyla kabul etmeliyiz.

 

Film için birçok yeni teknik denenmiş. Özellikle görsel kompozisyonda renk öğesinin kullanımı çok iyi. Bu ve benzeri diğer tekniklere okurlarımız için değinir misiniz?
Görsel anlamda çok başarılı olduğumuzu düşünüyorum. Görüntü yönetmenimiz Sami Saydam çok iyi iş çıkardı. Renk konusunda da Türk sinemasının çok alışık olmadığı bir çalışma yaptık. Sahne yapısına ve dramatolojik duruma göre renkler yapmayı tercih ettik.

 

Mekanlar, kostümler, nesneler ve figürler açısından çekimler bir hayli zor olsa gerek. Deliler tüm aşamalarıyla çok emekçinin çok emek verdiği bir film olduğunu hissettiriyor. Çekimler sırasında ne gibi zorluklar yaşandı?
Filmin başından sonuna çok zor şartlarda çekildi. Çok büyük emek var. Hangi birini saysam ki! Deliler: Fatihin Fermanı filmi için ter akıtmış tüm ekip arkadaşlarıma teşekkür ederim.

 

Canlandırdığınız karakter, Gökkurt’tan bahseder misiniz?
Gökkurt, deliler ocağının efsaneleşmiş delibaşlarından biri. Rabbine koşulsuz imanla bağlı. Hazreti Ömer (r.a)’i kendine pîr edinmiş. Asla adaletten ayrılmayan, yanındaki kardeşlerine yolbaşçılık yapıp onlar için bir an tereddüt etmeden canını vermeye hazır bir lider diyebiliriz.

 

Siz en çok hangi sahnede keyif aldınız?
Finalde çektiğimiz yemin sahnesi beni çok etkileyen bir sahnedir.

 

Deliler’de birçok dikkat çeken gönderme seyirciyi derinden etkiledi. Bunlardan biri de “İyi ki varsın Eren” sahnesi. Sizin hislerinizi de öğrenebilir miyiz?
Biz eren sahnesiyle coğrafyamızda var olduğumuz günde bu yana vatan uğruna can vermiş şehitlerimizin ruhlarını bir kez daha şad etmek niyetindeydik. Vatan, bayrak, millet ve devlet uğruna can vermiş tüm şehitlerimizi bir kez daha minnetle anıyorum. Şehadetleri mübarek olsun.

 

Oyuncusundan teknik ekibe tüm çalışma arkadaşlarınıza neler söylemek istersiniz?
Çok büyük emek var filmimizde. Mesai harcayıp ter akıtan tüm arkadaşlarımıza bir kez daha yürekten teşekkür ederim.

 

Okurlarımız, Delileri n’için izlemeli?
Bir kere çok büyük bir emeğin ürününü izleyecekler. Tarihi kronolojinin üstünde var olmuş gerçek bir hikâye izleyecekler. Filmin içindeki karakterlerin tipolojilerinden tutun da anlattığımız hikâyenin detaylarına kadar gerçekliği ıskalamamak için seyircilerimize yakışır bir iş ortaya çıkarmak için elimizden geleni yaptık. Şimdiden keyifli izlemeler, sağ olsunlar var olsunlar.

 

Dilhâne’nizde yer edinmiş bir “Deliller” repliğini bizimle paylaşır mısınız?
“Yolbaşçım Ali Osman, baş tacım Muhammedü’l-Emin’dir.
Meydanda kalırsam yazılsın taşa; kaderde ne varsa o gelir başa”

 

Kıymetli vaktinizi bize ayırdığınız için teşekkür ederiz.
Size ve ekibinize çok teşekkür ederim.

Bir insana erişmenin ve ruhuna dokunmanın en güzel yollarından biridir edebiyat. Kelimelerin birbiriyle olan aşkını anlatır ve bu anlatım sırasında insana dair olgularıyla bizlere dokunur. Dilhâne işte böylesine aziz bir uğraşın günümüzdeki temsilcisi olarak tüm topluma ulaşmayı amaçlayan bir edebiyat şiir ve fikir dergisidir.

Edebiyat sahip olduğu varlığın içerisinde bir fikre sahiptir. Bu fikirle kavurur cümleleri ve ortaya bir dünya mirası ortaya çıkarır. Varlık gösteren dışa vurum bazen bir düz yazı olur bazense bir şiir. Eğer fikir kendisi bir şiirde bulursa her kelimesinde adeta bir rengin onlarca tonuyla karşılaşır insan. Bu anlam zenginliği ise edebiyatı yeşertir, insanın özüne dokunmasını sağlar. Edebiyat, şiir ve fikirlerin insana sağladığı huzuru ve yüceliği fark eden birçok söz ve kalem ustası; ömürlerini bu alanda sarfetmişlerdir. Aynı manevi değeri arayan nice insanın varlığını hoşgörü ve güzellikle karşılayan Dilhâne dergisi bu arayışın karşılığı olarak yeni yazarlar için de bir platform görevi görmektedir.

Öyle ki söz edilen amacın sonucu olarak Dilhâne Dergisi, okuyucularından ve yazı yazarak bir uğraşı ortaya koymak isteyen herkesten yazılarını beklemektedir. Bu yazıları bünyesine katarak diğer insanlara ulaştırarak hem yazarın gelişimini desteklemektedir hem de yazara duygu ve düşüncelerini başka insanlara aktarma olanağı tanımaktadır. Eğer sizlerde yazılarınızı paylaşmak isterseniz ilgili bilgileri dilhane.net adresinde bulabilirsiniz.

Bir fikrin hamurunu edebiyat ve şiir ile yoğururken, toplumdan yazılar alarak bu uğraşa değer katmanın bir başka boyutu daha bulunmaktadır. Hiçbir bir karşılık beklemeksizin edebiyat şiir ve fikre duyulan saygıdan dolayı tüm bu uğraşları yine toplumla paylaşmak. Bu sebeple Dilhâne dergisi insanlara ulaşabilmek için aylık yayınlarını, yapılan söyleşileri, yazıları ve daha birçok yazılı ve görsel ürünü dilhane.net adresinde hiçbir maddi karşılık olmaksızın insanlarla paylaşmaktadır.

Bir yandan değişen dünyaya ayak uyduran bir yandan da sahip olduğu öze günden güne değer katmayı hedefleyen Edebiyat şiir ve fikir dergisi olarak farklı konularda ve çeşitli türdeki ele alımlarıyla edebiyat dünyasında emin adımlarla ilerlemeyi sürdüren Dilhâne dergisi, siz edebiyat aşıklarını da pür heyecanla beklemektedir.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.