Sıradaki içerik:

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Kurucusu: Mehmet Emin Resulzâde

e
sv

Canımız Kanımız Doğu Türkistan

avatar

Hasna Para

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

“Sanki bütün dünyanın acısını yalnız onlar çekmektedir.”

(Süleyman Çobanoğlu, Yobazlığa Övgü, Mavi Yayınları, 1997, Sayfa 26)

Âlemlerin Rabb’ine hamd olsun. Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi vesellem)’e sâlat ve selam olsun. Oğuz’dan Gök Sultan’a tüm atalarımıza rahmet olsun.

Türkistan. “Türk halklarının ülkesi”. Tarihi V. Yüzyıla kadar uzanan İran kökenli bir sözcük. Doğu Türkistan ise Orta Asya’nın günümüzde Çin hakimiyetinde bulunan doğu kısmına verilen ad. Uygur Türkleri’nin öz vatanı. Yaklaşık üç asırdır tam bağımsız olamayan vatanımız, 1949 yılında ise komünist rejime teslim oldu.

Yıllarca Allah emrini tüm baskı ve zulümlere rağmen canlı tutmaya çalıştılar. Gök bayrak özgürce dalgalansın diye büyük mücadeleler verdiler. Şimdi ise gittikçe şiddetini ve aşağılıklığını arttıran işkence ve yaptırımlara karşı elleri kolları bağlı hâlde. Çinlilerin “Islah ve Terbiye Merkezi” ismini verdiği toplama kamplarında yüreklerin kaldıramayacağı işkencelere maruz kalıyorlar. Sözde “Kardeşlik Projesi” adı altında aile reisi olan erkeklerin bulunmadığı evlere istihbarat ajanı olan Çinli erkekler yerleştiriliyor. Küçücük çocuklar, kadınlar ve yaşlılar iğrenç uygulamaları maruz kalıyor. Göçebilenler yakın Türk ülkelerine ve Türkiye’ye geliyor, ki bu da tüm yasaklar ile çok zor gerçekleşiyor. Büyük çoğunluk ise tüm zorluklara rağmen yurdunu ve ailesini bırakmayıp mücadelesini sürdürüyor.

Müslüman kardeşlerimiz şuan büyük zulüm altında. Zulme rıza göstermenin Allah (c.c) indinde asla yeri olmadığını biliyoruz. Hucurat suresindeki “Mü’minler ancak kardeştirler” ayeti ezberimizde  olduğu gibi duruyor. Şuan dünyanın dört bir yanında Müslümanlar zulüm altında. Yemen, Arakan, Kudüs, Malezya, Afrika ülkeleri, Doğu Türkistan…

Kudüs üzerindeki zulüm tamamen geçmese de mücadelemizi sürdürmeye devam ediyoruz. Arakan’a yardım elimizi uzattık, kardeşlerimizi yalnız bırakmadık. Malezya meselesini dillendirdik ve göz yummadık. Yemen için elimizden çeşitli yardım kuruluşları vasıtasıyla maddi destekte bulunmak geliyor. Elhamdülillah. Peki Doğu Türkistan için ne yapıyoruz?

İnsan için ailesi çok kıymetlidir. Tüm Müslümanlar için aynı hassasiyeti göstersekte insanın ailesi için acısı daha fazla olur. Din kardeşimiz ölse onun acısını paylaşır ve hüznümüzü bir miktar diri tutarız. Ancak annemiz, babamız, kardeşimiz, evladımız ölse ne kadar çabalasak da o büyük acıyı içimizden atamayız. Bu elimizde değildir. Aynen öyle de tüm Müslüman kardeşlerimiz için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Ne yazık ki bazen dua etmekten fazlasını yapamıyoruz. Peki hem aynı Rabb’e iman ettiğimiz hem de canımızın, kanımızın bir olduğu Doğu Türkistan’lı kardeşlerimiz için ne yapıyoruz? İnsan din kardeşini nasıl mazlum bırakır? İnsan kandaşını nasıl savaşta yalnız bırakır? Bunun hesabını iki cihanda nasıl veririz? Neden susuyoruz? Bir Müslüman olarak neden susuyoruz? Bir Türk olarak neden susuyoruz? Bir anne, bir baba, bir kardeş, bir eş olarak neden susuyoruz? Bir şair, bir müzisyen, bir öğretmen, bir doktor, bir avukat, bir siyasetçi olarak neden susuyoruz? Neden haykırmıyoruz, zulme rıza göstermenin zulüm olduğunu? Neden haykırmıyoruz, öz kardeşlerimizin kan ve göz yaşı içinde yalnız kaldığını? Bir şeyler yapmak lazım ama ne? Dua etmekten fazlasını yapmalıyız. Zalimin zulmünü duyurmalıyız. Doğu Türkistan’lı kardeşlerimiz için de çabalamalıyız, göz yummamalıyız, söz hakkı sahibi olmalıyız. Bu meseleyi dillendirmeliyiz. Canla başla mücadele etmeliyiz. Tükenircesine mücadele etmeliyiz…

Yıllardır Allahû Teâlâ’nın sancağını ve Turan sancağını indirmemekle onurlandık. Rabbimizin rızası için illerden illere göçen atalarımız için onurlandık. Kızıl elma ülküsüyle mazluma yetişmek için cenk etmemizle onurlandık. Biz Türk’üz. Allahû Teâlâ’nın askerleriyiz. Şimdiye kadar başımız dikti. Nice destanlar yazıp türküler yaktık. Bu bir dönüm olmamalı. Başımızı eğmemizin dönümü olmamalı. Yaratılışımızdan beri verdiğimiz mücadelenin ve yiğit olarak anılışımızın sonlanmasının dönümü olmamalı. Bu utanç içinde anılmamızın dönümü olmamalı. Bir Türk olarak utanmak istemiyorum. Atalarının binlerce yıldır verdiği mücadeleye rağmen âhir zaman evlatlarının sancağı tutarken kolları uyuştu denilsin istemiyorum. Elimden dua etmek ve Hakk için bu yazıyı yazmak geliyor. Elbet senin de elinden bir şeyler geliyordur. Zulme göz yummak dışında bir şeyler yapabilirsin. Lütfen her şey için çok geç olmadan geç kalma. Allah’a (celle celaluhu) emanet olun.

“Vur o katilin kızıl sapanıyla

Dünyaya ölümler ekenleri vur

Vur zulmün o kanlı urganlarıyla

Bir kavmi iplere çekenleri vur”

(Mehmet Emin Yurdakul)

Kaynaklar:
Mostar Dergisi, 2018, Şubat, Ali Yurtgezen
Mostar Dergisi, 2018, Şubat, Arif Akbaş
Mostar Dergisi, 2018, Şubat, Dr. Abdullah Yakşi
Mostar Dergisi, 2018, Şubat, Sedat Bayraklı
  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.