Bursa Ulu Camii İmam Hatibi Tahsin Karanfil Hocaefendi ile Süleyman Çelebi ve Mevlid-i Şerif Üzerine Söyleşi

Bursa Ulu Camii ile Süleyman Çelebi hazretlerinin bağına değinebilir misiniz?

Ulu Camii’de üç imamdan biriyim. Baş imam hatibim. Burada 23 yıldır görev yapmaktayım. Süleyman Çelebi Bursa Ulu Camii’nin ilk imamıdır. Emir Sultan, Emir Buhari, Somuncu Baba hazretleri, Hacı Bayram Veli, Üftade hazretleri gibi manevi kutuplar aynı dönemde yaşamış. Onların bulunduğu dönemde padişah Yıldırım Bayezid tarafından çok seçkin, önemli bir mutasavvıf, şair ve ilim adamı olması dolayısıyla Ulu Camii’ye tayin edilmiştir. İmamlığı çok fazla sürmemiş Şam’a kadar süren bir yolculuğu olmuştur. Camideki bir vaizin “Peygamberler arasında hiçbir fark yoktur” demesi üzerine Süleyman Çelebi sitem etmiş bilakis Allah Rasulü’nün farklı, seçkin bir varlık olduğunu, kainatın yaradılışına vesile olduğunu, Kuran-ı Kerim’de Efendimiz (sav) üstünlüklerinden farklı ayetlerde bahsedildiğini beyan etmesine rağmen caminin büyük çoğunluğu orada bulunan vaizin görüşünü benimseyince küsmüş ve bu arada Vesiletü’n Necat denilen Mevlidi yazmıştır.

Mevlid-i Şerifin asıl adının Vesiletü'n Necât olması yani "Kurtuluşa Vesile" olmasını nasıl anlayabiliriz?

Cenab-ı Hak bize emrediyor, “benim kitabımın size gösterdiği şekilde yol yürüyün” diye; bu bir. İki, Allah Rasulü sizin için önemli, en güzel örnektir “üsve-i hasene”dir… Onun size buyurduğu, tavsiye ettiği, yol gösterdiği şekilde yürürseniz kurtuluşa erersiniz. Âminе hâtun Muhammеd ânеsi / Ol sadеftеn doğdu ol dürdânеsi. Amine Hatun sedeftir. Dürdane ise inci tanesi demektir. Bеrk urup çıktı еvimdеn nâgеhân / Göklеrе dеk nûr ilе doldu cihân. Öyle bir nur çıktı ki diyor; güneş az kalır onun yanında. Yani Efendimizi (sav) güneşten daha aydınlatıcı olarak görüyor ve övüyor. Peygamberimizi ve hakikatlerini bu şekilde anlatan ve metheden ifadelerin olması münasebetiyle Peygamberin yolundan yürüdüğünüzde bunları beyninize ve kalbinize iyice nakşettiğinizde kurtuluşa ermemeniz için hiçbir sebep yok anlamında adı Vesiletün’n Necat olmuş olabilir.

Mevlid-i Şerifinin coğrafyamıza kattığı manevi unsurlardan bahseder misiniz?

Mevlid birçok bölümden oluşmaktadır. Başında Allah Teala’dan bahseder.

Allah’ın varlığından bahsedilir: “Allаh âdın zikredelim evvelâ / Vâcib oldur cümle işde her kulâ”. Yani bir yerde de mesela Bir kez Allаh dese аşk ile lisân / Dökülür cümle günаh misl-i hаzân

Aşk ile Allah diyenin günahlarının son bahar yaprakları gibi dökülür diyor. Çok güzel sözler vardır. Bazı beyitler var sayfalar, kitaplar dolusu çoğaltılabilir anlamları. Dua bölümü veladet miraç bölümü vardır. Efendimizin hayatından kesitler vardır. Genel olarak baktığımızda hakikaten mevlid, vesiletün necattır. İyi dinlerseniz anlamak için dinlerseniz çok büyük faydalar verir.

Mevlid-i şerifin Kuran-ı Kerim’den sonra camilerimizde dini merasim mekanlarında en çok okunan eserlerden biri olmasında da Süleyman Çelebi hazretlerinin halis niyetinde yatıyordur değil mi?

Elbette bütün mesele samimiyette Allah Rasulüne olan aşkı, muhabbeti O’na olan sevgisi, O’nun yüceliğini ifade etme gayreti; bunların hepsi bir arada toplanıp o eseri çok kıymetli bir hale getirmiştir. Onun samimi niyeti, davranışları, bu samimi düşünceleri gönlünden dilinden kalemle kağıda dökmesi gerçekten Kuran-ı Kerim kıraatinden sonra en fazla okunan eser haline gelmiştir gerek dini günlerimizde ve camilerimizde. Tasavvufi topluluklarda zikir meclisleri vardır, haftanın belli günlerde bir araya gelip gayesi Allah’ı anmak, Allah Rasulüne muhabbeti pekiştirmektir. Camilerde ise toplumun bütününü kapsayacak şekilde bu tip muhabbet meclislerine olan ihtiyacı; onların anlayabilecekleri şekilde olan cazip çok okunan hale gelen Mevlid karşılıyor.

Şunu da unutmamak gerekir ki Kur’ân’ı Kerim’in asla önüne geçirilmez Kur’an bizim hayat rehberimizdir. Dünyada çıktığımız bu yolculukta hedefe varma rehberimiz kaynağımızdır. Kur’ân-ı Kerim okunmasına mukabil Mevlidi şerifi dinlemek insanlara güzel bir anlam bırakıyor. Güzel sesli hocanın sesiyle paralel bir şekilde o mana da ortaya çıkınca insanların gönül dünyasını cezbe ediyor. Hatta biz okuyanları da duygulandırıyor. Yeri geliyor ağlatıyor.

Süleyman Çelebi’nin buraya kattığı samimiyet, hüsn-ü niyet hem okuyucuya hem dinleyiciye yansıyor. Gerek ihtiva ettiği mana itibariyle gerek okuyucunun davudî sesiyle bir araya geldiğinde hem karşıya hem de okuyucunun kendi gönlüne birtakım duygular yüklemektedir.

Hocam Vesiletu’n Necat isimli bu eseri Mevlidi Şerif olarak dememizin sebebi nedir?

Mevlid doğum demektir. Peygamberimizin doğumundan o kadar güzel bahseder ki bu bölüm Peygamberimize olan aşktan muhabbetten dolayı yazılmıştır. Varlığının çok yüce bir varlık olduğunu ifade etmek, ispat etmek üzere yazılmış bir eser olduğundan Veladet Bahri onun kalbidir bana göre. O yüzden insanımız bu esere Mevlid demiş.

Halkımız Mevlid-i şerifin okunmasından sonraki hislerinin tezahürü olarak sadece Efendimizin (sav) doğumunda değil sünnet/hitan cemiyeti, düğün cemiyeti, cenaze, bebek doğumu, kandiller, vefat sene-i devriyelerinde de Mevlid okutuyorlar.

Özellikle çeşitli düğün merasimlerinde bazı hatalara, yanlış eğilimlere yönelmeme noktasında Kuran okunması Mevlid okunması, dini sohbet ve dua okunması faydalıdır. Ama çok affedersiniz bu mübarek etkinlikleri yanlış sofralara alet etmemek gerekir. Çünkü Kur’an okunurken Allah’ın adından Peygamberimizden bahseden Mevlid okunurken edeple, ahlaki değerleri gözeterek dinlenmeli.

Cenab-ı Hakk bize öyle emrediyor “وَاِذَا قُرِئَ الْقُرْاٰنُ فَاسْتَمِعُوا لَهُ وَاَنْصِتُوا لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُون”. “Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve sessiz durun ki rahmete nâil olasınız.” (Araf:204) Gürültü şamata vb. şeyler oluyorsa ne okuyana ne dinleyene fayda verir. Mevlid de içerisinde Kuranî ifadeler içermektedir. Bunu yazan o mübarek insanın gönlündeki Allah’a ve Rasulüne olan aşkını bozuk para gibi harcarsak o bizden yarın ahirette şikayetçi olur.

Bazı kesimlerin, kişilerin Mevlid-i şerife karşı olumsuz söylemlerine nasıl cevap verilir?

Elbette Mevlid-i şerif asla Kur’an-ı Kerim ile kıyaslanamaz. Kuran bizim tutunacağımız “hablul metin” (sağlam ip)’dir. Allah Rasulünün sözleri dahi kıyaslanamaz mevlid ile. Ancak manevi feyz alınabilecek ortamlarda bunun okunmasında sakınca yok. Ama kazanç vesilesi yapılması, rant aracı görülmesi, öneme almadan organizasyon yapılması uygun olmaz. Onun haricinde mevlid-i şerif okuyana fayda verir sıkıntılı bir yanı yoktur.

Mevlid-i Şerifi camilerde, özel merasimlerde okunduğunda halkımızın tepkisi nasıl oluyor, onlara nasıl hissettiriyor?

Sarhoşu bile “Allah” diye nara atan bir toplumun geleceğinden ümit kesilmez diye bir söz vardır. Bizim ülkemizin farklı bir yapısı var diğer İslam ülkelerine göre. Camiye uzak görünen insanların bile bazen içindeki cevher çeşitli vesilelerle ortaya çıkar.

Bursa'nın bir köyüne mevlid okumaya gitmiştik üç arkadaşımızla. Sıra bir arkadaşımıza geldi o “İndilеr gökdеn mеlеklеr sâf sâf / Kâbе gibi kıldılar еvim tavaf” bölümünü okurken... Ki orada Efendimizin (sav) annesini konuşturuyor Çelebi hazretleri. Ben çok duygulanıyorum bu bölümde. O arkadaşım okurken müezzin mahfilinde oturan bir amcamız cezbeyle bir “Allah” diye bağırdı küt diye yere düştü. Bu tabi Allah’a olan Peygamber’e olan mevlidi şerifteki tasavvufi yönün o kişide ortaya çıkmasıyla bu üç halin birleşmesiyle kişiyi yay gibi yerinden firlatabiliyor. Tabi ağlayanlar ve durumunu değiştirenler oluyor, bilhassa kadınlardan durumunda değişiklik olanlara şahit olduk. Tabi Allahı ve Rasulünü iyi anlatan dil olarak Kuran’dan ayetleri iyi nakşeden bir hoca efendi çok daha iyi hissettirecektir.

Mevlid-i şerif yazıldıktan bir süre sonra mevlid okumada usta olmuş kimselere mevlidhan deniliyor değil mi hocam?

Mevlid fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün aruz vezniyle yazılmıştır. Bunu okumak için edebiyat bilgilerini tahsil etmek lazım evvela. Manalarda bozukluk ortaya çıkabilir eğitim alınmazsa. Mesela “Allah adın zikredelim evvela” derken “Allah adın” diyerek durulursa hoş olmaz. Mesela mevlid okumaya aday olan kardeşlerimize eğitim veren bir isim vardır kendisi bestekar, güfte yazarıdır, ses sanatçısıdır hem de mevlid okur. Amir Ateş kendisi hayatta diye biliyorum. Çok emeği geçmiştir, bu işin uzmanıdır iyi eğitimler vermiştir. İsmail Coşar da ondan destek almıştır mevlid okuma noktasında. Bursa’da Erdinç Çelikkol vardır bestekar ve ses sanatçısı. Din görevlileri ses konusunda ses sanatçılarından eğitim almaları da faydalı olur.

Hocam günümüzde mevlidhanların azalma sebebi nedir?

Evet maalesef artık mevlid pek rağbet görmemeye başladı son dönemlerde. Ciddiye alınmadığı için düşünüyorum. Yoksa biz çok büyük organizasyonlara katıldık binlerce kişinin katıldığı yerlerde mevlid okuduk.

Mevlid şerifi okurken neler hissediyorsunuz ve defaatle okunduğunda his kaybı oluyor mu?

Elbette olur ama bazen de sizi bir yakalar bu hislenmek, gözyaşı dökmekten okuyamazsınız. Ben çok yaşadım mevlidi okurken bırakıp yanımdaki arkadaşıma devrettiğim oldu. Çok manalar var her satır bir kitap olacak kadar cümleler var. Derinliğine bir anda girdiğinizde allak bullak oluyorsunuz.

Mevlid-i şerif Türkçe desek de aslında Osmanlıca’dır. Arapça ve Farsça kelimeleri çok fazla.

Elbette öyle coğrafyamızdaki değişiklikler sebebiyle geçmişimizden koparıldık. O yüzden mevlidi anlamayanlar da oluyordur. Ama tâ başında da ifade ettiğimiz gibi Süleyman Çelebi merhum her şeyini koymuş içerisine hislerini, duygularını samimiyetini, ihlasını ordan kaynaklı manasını anlamasanız da sizi içine çekiyor mevlid.

Bazen bazı kimseler mevlid okunması ile istihza edebiliyorlar. “İnsanlara bak anlamıyorlar ama ağlıyorlar” gibi dalga unsuru durumuna getiriyorlar. Halbuki Mevlid-i şerifin içinde Kuran ayetlerinden parçalar, hadisler, Allah Rasulünün hayatı, zikir ve salavatlar geçiyor. İnsanın duygulanmaması elde değil. İnsanlar bir türkü, şarkı çalınca duygulanıp ağlıyorsa Mevlid-i şerifin okunmasına ağlayan kimselere söz söylenmesi pek tuhafıma gidiyor.

Süleyman Çelebi kalbindeki muhabbeti oraya koymuş. Kur’ân’ın kendisi bir mucize eserdir. Kur’ân’ı da birçok vatandaşımız anlamıyor tahsilli olanlar da anlayamıyor yeterli eğitimini anlamadıkça. İstihza edenlerin dertleri İslamî değerleri değersizleştirmek, insanların dini hassasiyetlerini değersiz kılmak onların derdi. “Niye böyle yapıyorsunuz bu anlaşılmıyor anlaşılacak bir şey yapalım” onların dertleri bu değil.

Değerli hocam Mevlid okunurken dinleyenleri ve sizi mest eden en önemli beyit ya da bölümden bize bahseder misiniz?

“Doğdu ol sâatdе ol sultân-ı dîn / Nûra gark oldu sеmâvât-ü zеmîn”

Bu bölümde herkes ayağa kalķıyor değil mi hocam?

Evet bu okunduğunda kalktık ayağa. Çünkü Peygamber (sav) doğdu hürmeten ayağa kalktık onu karşılamak, selamlamak için ayağa kalktık beni çok etkiler.

Miraç Bahrinde “Gel habîbim sâna aşık olmuşam / Cümle halkı sâna bende kılmışam”

Konuşur artık Cenab-ı Hakla; orada olanları, olma ihtimali olanları yazıyor. Her tarafı önemli, bir yeri çıkarsan olmaz. “Susadım gayet hararetten kati...” Burada Amine hatunu konuşturuyor. Doğum anını anlatıyor. Burada etkinlenmemek mümkün değil, Kainatın Efendisi dünyaya geliyor. Ben çok etkileniyorum. Mevlid bitip duaya geçtiğimizde şu duayı her zaman ederim:

“Allah’ım biz habibin doğum anı hürmetine ayağa kalktık bizi onun şefaatine nail eyle…”

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Emrah Demiryent ile İlim ve İrfan Kaynağı Medrese Üzerine Söyleşi (Medresenin Hakikatine Yolculuk)

Bursa Ulu Camii ile Süleyman Çelebi hazretlerinin bağına değinebilir misiniz? Ulu Cam...

Yusuf Duru ile Sinema ve Tiyatro Üzerine Söyleşi

Bursa Ulu Camii ile Süleyman Çelebi hazretlerinin bağına değinebilir misiniz? Ulu Cam...

Prof. Dr. Muhammed Erat ile Medeniyetler Beşiği Coğrafyamız Üzerine Söyleşi

Bursa Ulu Camii ile Süleyman Çelebi hazretlerinin bağına değinebilir misiniz? Ulu Cam...