Bunun da Edebiyatı Olur Mu?

Hayatımızdaki her kavramın başlangıç noktası bulunuyor. İnsanoğlu için ise tüm kavramların başlangıç noktası çocukluk dönemidir. Ailemizden, çevremizden, öğretmenimizden duyduğumuz her kavram ilk olarak çocukluk döneminde zihnimizde şekillenmeye başlar. Bu önemli süreçte çocuğa destek olacak, elinden tutup ona yol gösterecek en önemli rehber; tüm kavramların kullanma kılavuzu diyebileceğimiz kitaplardır. Çocuk kitaplarının şekillenmesindeki temel kaynak ise elbette ki çocuk edebiyatıdır.

“Çocuktur bu ya hu edebiyattan ne anlasın, onun edebiyatı mı olurmuş!” minvalindeki zihin yapısı hala toplumumuzda yer alsa da çocuk edebiyatı günden güne gelişimi ve yükselişini sürdürmeye devam ediyor. Sürekli yenilenen ve değişen günümüz çağında her yanımız onlarca kavramla dolup taşarken, çocukları emanet edebileceğimiz en korunaklı liman çocuk kitapları olacaktır. Öğretmenlerin, pedagogların, çocuk gelişimi uzmanlarının ve daha nicelerinin el ele vererek çalıştığı bu alanın zamanla hak ettiği ilgiyi kazanacağını öngörmek mümkün.

Tüm bu gelişmelerle birlikte çocuk edebiyatının özellikle bizim toplumumuz adına henüz daha yeni yeni irdelendiğini söyleyebiliriz. Bu sebeple her alanda olduğu gibi çocuk edebiyatı alanında geliştirilmesi gereken niteliklerin olduğu sugötürmez bir gerçek. Uzmanların yanı sıra “ben de bir şey söyleyeyim” kaygısı güdenlerin de açık kürsüsü haline gelen çocuk edebiyatı özellikle eser seçimleri noktasında hassasiyet gerektiriyor.

Sadece yazarların değil aynı zamanda çevirmenler, çizerler, tasarımcılar en önemlisi de yayınevleri ortaya çıkacak eserlerin şekillenmesinde oldukça büyük rol oynuyor. Çocuğun gelişimine, yaş seviyesine, ilgi alanına yönelik eserlerin oluşturulması için bahsi geçen tüm mercilerin aynı hassasiyette olması gerekiyor. Bunu sağlamak takdir edersiniz ki oldukça zor. Bu yüzden hem eserin oluşturan tarafta hem de okuyucu tarafında çocuk edebiyatının tüm muhataplarına büyük sorumluluklar düşüyor. Tertemiz zihinleri her şeyi öğrenmeye açık olan çocukların ileride iyi insanlar olması adına hepimiz üzerimize düşen sorumlulukları üstlenmek zorundayız.

Fakat her konuda olduğu gibi bu konuda da gözetilmesi gereken en önemli husus elbette ki dengeli olmak. Çabuk gelişsin, dirayetli olsun diye bütün yiyecekleri aynı anda çocuğa yedirmeye çalışmak ne kadar saçmaysa bir eserin de her şeyi aynı anda öğretmesini beklemek o kadar saçmadır. Başarılı çocuk edebiyatı yazarlarından Tuğba Coşkuner konuyu şöyle özetliyor: “Bir marangoza gidip hem ütü masası hem yemek masası hem yazı masası hem tenis masası hem bilardo masası olarak kullanabileceğiniz bir ürün istediğinizde iyi ihtimalle kendileriyle maytap geçtiğinizi düşünürler. (…) Çocuk kitapları da böyledir. Bir kitaptan hem millî duyguları coşturmasını hem tuvalet alışkanlığı kazandırmasını hem hayal gücünü geliştirmesine hem arkadaşlığın önemini vurgulanmasını hem israfın kötülüğünü anlatmasını bekleyemezsiniz. (…) Tüm bunlara sahip bir metin aynı zamanda estetik ya da edebî olamaz.”

Yazarın da ifade ettiği gibi çocuğa birçok şeyi aynı anda verme çabası ancak gülünç bir davranış olabilir. Hız çağının da etkisiyle sıkça gözden kaçırdığımız nokta öğrenmede ve öğretmede parçadan bütüne adım adım gidilmesi gerektiğidir. Sahip olduğumuz değerleri bir anda boca etmek yerine çocuğun ilgisine, hazır olduğu zamana, isteğine göre azar azar ve adım adım aktarmak en isabetli davranış olacaktır.

Bununla birlikte unutmamız gereken konulardan birisi de kitapların sadece “araç” olduğu gerçeğidir. Ebeveynlerin, öğretmenlerin, çocuk yetiştirenlerin kendi üzerine düşen görevleri herhangi bir kitabın gerçekleştirmesini beklemesi ütü masasının aynı zamanda bilardo masası olmasını beklemek kadar saçma bir durum. Annesiyle boyama yapmak, babasıyla yürüyüşe çıkmak, öğretmeninden tebessüm görmek bir çocuğun onlarca kitapla dahi sahip olamayacağı deneyimlerdir.

Sonuç olarak en az çocuklar kadar yetişkinlerin de kavramları doğru anlamaya ihtiyacı olduğunu görüyoruz. Çocuk edebiyatını ve onun üstlendiği sorumlulukları doğru kavramak zorundayız. Seçici olmak önemli fakat olağanüstü beklentiler içerisinde olmanın memnuniyetsizlik dışında hiçbir getirisi olmuyor. Kendi sorumluluklarımızı çocuk edebiyatından ayrı tutmak, sınırlarımızı belirlemek ve bu doğrultuda seçimler yapmak temel adımlarımız olmalı. Artık açıkça söyleyebileceğimiz üzere herkes üzerine düşeni yerine getirirse eğer çocuğun da edebiyatı olur!

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Yerin Altındakiler, Üstündekilerden Çok

Hayatımızdaki her kavramın başlangıç noktası bulunuyor. İnsanoğlu için ise tüm ka...

Boşluk

Hayatımızdaki her kavramın başlangıç noktası bulunuyor. İnsanoğlu için ise tüm ka...

Hayali Olmayanın Hayatı Var Mıdır?

Hayatımızdaki her kavramın başlangıç noktası bulunuyor. İnsanoğlu için ise tüm ka...