Sıradaki içerik:

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Kurucusu: Mehmet Emin Resulzâde

e
sv

Bu Gidiş Nereye?

avatar

Kerem Rahmetullah

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 5 dakika)

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

Hamd, bildiğimiz ve bilmediğimiz bütün alemleri yoktan var eden ve her türlü noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah Teala’ya,

Salatü selam O’nun habibi ve üsve-i hasene olan Hz. Muhammed Mustafa’ya (sallahu aleyhi ve sellem) onun şerefli ehli beytine, kıymetli ashabına ve kıyamete kadar onun izinden gidenlere olsun.

Resul ü Ekrem (sallahu aleyhi ve sellem) buyurmuştur ki;

İslam garip başladı, başladığı gibi (bir hale) dönecektir. Ne mutlu gariplere!”

Garip ne demektir?

  • Garip : Aile ocağından uzakta, gurbette yaşayan ve doğduğu yerlerden ayrı düşmüş olana garip denir.

Kıymetli büyüğümüz Muhammed Saqi El Huseyni (k.s) buyurur ki;

“Her zaman gurbette hasret yok, ama her zaman hasrette gurbet var.”

Gurbet

İslam dininin ilk yıllarıydı, müminler garip kalmışlardı.

Kendi doğdukları şehirde gurbetteydiler.

Gören ile görmeyenin, duyan ile duymayanın, bilen ile bilmeyenin ve küfür ile imanın zıtlığı aşikar olmuş, mekana bağlı olmayan bir gurbet hasıl olmuştu. İlk Müslümanlar bir köşeye çekilmiş, kendi şehirlerinde bir yabancı gibi kalmışlardı. Gurbette hasret değil, hasrette gurbet çekiyorlardı.

Cahiliye devri hüküm sürmekteydi, insanlar isyan ve sapkınlıkta haddi aşmışlardı.

Hak geldi, Batıl zail oldu.

Onca zulme katlanıp, meşakkat çektiler.

Müşriklerin çocukları tarafından taşlanmış olsalar bile

İki Cihan Server i (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki;

Ya Rabbim! Onlar bilmiyorlar, bilselerdi yapmazlardı.

Onlar için dua ve istiğfar da bulundular. Sonunda Allah (c.c) onlara hidayet etti. İslam’la şereflendirdi.

Sabredip çalıştılar ve sonunda selamete erdiler.

Sabırla ve Tevekkülle yollar aşıldı, gönüller fethedildi.

İki cihan Serveri Hz. Muhammed Mustafa’nın (sallallahu aleyhi ve sellem) Rehberliğinde İslam dininin Hilal’i cümle cihanın karanlığına ışık tuttu.

Sabrın ve Tevekküllün bu derece önemli olduğunu daha iyi idrak edebilmemiz için Cenâbı Allah’ın Kur’an i Kerimde sabir ve şâkir ismiyle methettiği

Eyyüb Peygamber’den (aleyhi selam) bahsedeceğim.

Eyyüb Peygamber (aleyhi selam)

Tefsirin ifadesiyle Eyyüb Peygamber’in memleketi Şam’ın kuzeyinde, bugün Harran şeklinde telaffuz edilen “Havran” bölgesidir. Tefsirlerin ifadesine göre Eyyüb Peygamber çok zengindi. O memleketin(Diyelim ki Urfa) bütün toprağı onun elindeydi. Binlerce sürüsü, binlerce çobanı vardı. Her çobanın mahiyetinde birkaç çoban vardı. Bu zenginlik yanında çok sayıda sahabesi vardı. O bölgenin bütün insanları

O’nun peygamberliğine iman etmişlerdi. İnsanların içinde çok kıymetli bir insandı.

Kimi tefsirlere göre 14 çocuğu vardı, 7 oğlan 7 kızdı. Kimilerine göre ise sadece 7 oğlu vardı, kızı yoktu. Çok uzun bir tarih olduğu için gerçeği ancak Allah (c.c)bilir.

Bir gün Cenâbı Allah Eyyüb Peygamber’i methederken, şeytan aleyhilane : Ya Rabbi! Eyyüb’e verdiğin evlatları kime versen senin için şâkir ve sâdık olacaktır, dedi.

Allah (c.c) :”Ya mel’un! Öyle değil, herkes benim musibetlerime, ve belalarına karşı sabırlı olmaz, şâkir olmaz. Ancak Eyyüb öyle değil, ben ona ne versem, o şükründen de sabrından da geri kalmaz” buyurdu.

Şeytan aleyhilane: Ya Rabbi! Eyyüb’e verdiğin her biri birer pehlivan gibi olan evlatları kime versen sana şükretmez mi ki, deyince

Allah (c.c): “ Ya Mel’un! Git, o evlatları istediğin gibi yap” buyurdu.

Bunun üzerine şeytan ve askerleri Eyyüb Peygamber’in evlatlarına üfledi ve hepsi bir dakika içinde öldü.

Eyyüb Peygamber’i çocuklarının tamamının Allah (c.c) ‘ in iradesiyle bir dakika içerisinde vefat ettiği haberi ulaşınca

Eyyüb Peygamber: O evlatlar benim değil ki, evlatları veren Allah’tır. Onların sahibi vardır. Bugüne kadar bana ikram etmişti, bugün de ikram yeter dedi ve aldı. Eyyüb Sabredip “Elhamdülillah”, dedi.

Cenâbı Allah (c.c): Ya Mel’un! Sabir ve Şâkir kulumu gördün mü? Buyurunca, şeytan: Ya Rabbi! O’na verdiğin serveti kine versen,  sana şükreder dedi.

Allah(c.c) : “Git onun servetine istediğini yap”, buyurdu.

Şeytanı lain bu sefer, Eyyüb Peygamber’in mallarına, sürülerine musallat oldu, onlara üfledi ve hepsini öldürdü. Binlerce sürüden bir tane koyun bile kalmadı.

Eyyüb Peygamber’e bütün servetinin bir anda yok oluverdiğini söylediklerinde:

Onu veren Allah’tır (c.c). O benim malım değildir. Allah bu malı bana emanet vermişti ki emanet sahibine döner, dedi.

Allaha’a (c.c) hamd etti.

Cenâbı Allah (c.c): “Ya Mel’un! Benim kulum ne kadar şâkirdir, gördün mü? O kadar serveti kayboldu yine de şükrüne devam etti. “ Buyurdu.

Şeytan aleyhilane: Ya Rabbi! Eyyüb’e verdiğin, o güç ve kuvveti kime versen sana şükreder, deyince

Allah (c.c): “Git Eyyüb’e istediğini yap.” Buyurdu.

Şeytanı lain Eyyüb Peygamber’in vücuduna üfledi. Eyyüb Peygamberin vücudunda öyle bir hastalık oldu ki bütün vücudu kurtla doldu. 18 yıl bu şekilde yaşadı. Evlatları ve serveti yok oldu. Hanımı Rahmetten başka hiçbir şeyi ve hiçbir kimsesi kalmadı. Eyyüb Peygamber’e hanımı bakıyordu.

Rahmet, Yusuf (aleyhi selam) ‘in torunlarındandı. 18 yıl boyunca Eyyüb Peygamber hiç şükründen geri kalmadı. Cenâbı Allah (c.c) Eyyüb Peygamber’in vücudunda ki kurtlara Eyyüb’ün vücudunu bozmamaları (etini yememeleri, kemiklerine zarar vermemeleri) emrini verdi. Cenâbı Allah (c.c) bir şekilde o kurtlarında rızkını verdi.

Bakınız, Cenâbı Allah (c.c) bize her şeyi lütuf etmiştir,

Bu insanlar Allah(c.c) ‘in Peygamberleridir, halifeleridir. Evlerinde yiyecek hiçbir şeyleri kalmamış, hanımları çalışmıştır. Bir müddet sonra hanımı Rahmet annemize de kimse iş vermez oldu. Eyyüb Peygamber ve hanımı zor duruma düştü. Evine erzak getirebilmek için Rahmet annemiz saçını bile kesip sattı. Bu duruma Eyyüb Peygamber çok celallendi.

Annemiz Eyyüb (aleyhi selam) ‘a ;

-Sen Allah (c.c) ‘in yanında büyük bir peygambersin, sen Cenâbı Allahtan ne istersen sana ne vermez ki. Sen bu kadar zamandır hastasın, artık yeter! Her şeyimiz bitti, ben de bittim, sen de bittin. Cenâbı Allah (c.c) ‘tan sıhhatini iste.

-Eyyüb (aleyhi selam) : Ya Rahmet! Ben kaç senedir hastayım.

-Rahmet: 18 yıldır hastasın.

– Biz zenginlik, güzellik içerisinde dünyada kaç yıl geçirdik?

– 80 yıl.

-18 yıldır hastayım, toplam 98 olmuş.

“Eyyüb Peygamber ağladı “

Rahmet, neden ağladığını sorunca:

“Ben nasıl ağlamayayım. 18 yıldır hastayım, ancak sıhhatte 80 yıl geçirmişim. Sen, Allahtan şifa iste diyorsun. Hastalığım da sıhhatim kadar olsun, o zaman belki Allahtan, utanmadan sıhhat isteyebilirim. Ben şimdi nasıl Allahtan sıhhat isterim, ben utanıyorum, dedi ve ağlamaya devam etti.”

Dua etmedi, yalnızca Bu hastalık bana çöktü. Allah ‘im sen Erhamü’r-Rahiminsin. Dedi.

Halinden şikayetçi değildi ancak bu sözleri dua yerine geçti.

Cenâbı Allah (c.c) o an Cebrail (aleyhi selam) ‘i gönderdi:

-(Ya Eyyüb!) “Kalk ve ayağını yere vur, “

“Oradan serin ve selamet (sıhhatli) bir çeşme çıkacak, hem iç, hem üstüne dök. “ Buyurdu.

Eyyüb (aleyhi selam), ayağını yere vurdu. Allah (c.c) ‘un kudretiyle bir su çıktı. O suyu başından aşağı sürdüğünde 25 yaşında sahip olduğu vücuda sahip oldu. Suyu içtiğinde ise ne kadar hastalığı varsa saniye içinde iyileşti. 25 yaşında ki haliyle ayağa kalktı, hanımı eve geldiğinde Eyyüb Peygamber’in gençliğine benzer birisiyle karşılaştı, ilkte tanıyamadı ve Eyyüb (aleyhi selam) kendisini tanıttı.

“Allah (c.c) bana şifa gönderdi” dedi.

Sonra bir rivayete göre Eyyüb (aleyhi selam) dışarı çıktı.

Binlerce çekirge onun vücuduna çarpıyor, düşen her çekirge altın oluyordu.

Cenâbı Allah (c.c) ayeti kerime de:

“Biz onun servetini çok hızlı bir şekilde eskisinin iki misli kadar verdik, onun eşini de ıslah ettik” buyuruyor.

“(Biz onun eşini ıslah ettik, gençleştirdik, onunla aynı yaşa getirdik.)”

Çocukları oldu. Bir rivayete göre yeniden 14 oğlan, bir başka rivayete göre de 26 oğlan çocukları olduğu söylenir.

Cenâbı Allah (c.c) O’nu Kur’an-i Kerim’de şâkir ve sâbir  diye methetti.

Bakınız dostlar. Allah (c.c) peygamberlerin, halifelerini bile türlü türlü musibetlerle sınamış, imtihana tabi tutmuştur.

Biz insanlar, eşref – ül mahlukat’ ız (yaratılanların en şereflisiyiz.)

Allaha kul olma şerefine nail olmuşuz. Peygamberlerin efendisi Hz. Muhammed Mustafa’ya (sallahu aleyhi ve sellem) ümmet olma şerefine nail olmuşuz. Bir çoğumuz Allah’ın dostlarını görmüş, tanımış ve yoluna girmişiz. Görmeyenlere görmeyi duymayanlara duymayı nasip eylesin Allah.

Biz yalnızca verilen bu nimetlerin şükrünü eda edebilmeye uğraşsak, belki ömrümüz yetmez.

Belalar ve musibetlerin çoğaldığı bu günlerde bilmeliyiz ki;

Bela ve musibetler Allah’ın izni ve yaratmasıyla insanlara ulaşır.

Tövbe vaciptir. Bizler tövbe edeceğiz, Resulü Ekrem Efendimizin sünneti olan tedbiri elden bırakmayacağız. Ve Allaha tevekkül edeceğiz.

Olanda mutlaka hayır vardır.

Cenâbı Allah (c.c) ayeti kerime de şöyle buyurmaktadır;

“Habibimin (sallallahu aleyhi ve sellem) bulunduğu yeri helak etmem.”

Nitekim Resulü Ekrem Efendimizin de buyurduğu gibi;

O (sallallahu aleyhi ve sellem) anıldığı yere gelir.

Tövbe edeceğiz, Allah‘ı zikredeceğiz. Resulüne (aleyhi selam)

Salat ve selam edeceğiz. Allah’ın kelamını ve dostlarını konuşacağız. Allah’ın (c.c) kelamıyla ve dostlarıyla birlikte olacağız. Verilen dersleri harfiyen yapacağız. Bunlar bizim kulluk vazifemiz olduğunu unutmayacağız inşallah. 🌹

Unutmamalıyız ki bizler birer manevi hastalarız.

Verilen ilaçları (kaç doz verilmişse) saati saatine kullanmamız gerek. Bu hastalıklar (kin, haset, kıskançlık, kibir, riya, yalan, şehvet, dünya sevgisi v.b) bizim kalbimizi öldürüyor. Kalbimizi diri tutup dosdoğru namaz kılabilmek istiyorsak bu ilaçları kullanmak zorundayız.

Yazımızın başında bu gidiş nereye dedik..

Allahtan geldik yine Allaha döneceğiz.

 

Suçu lisan ettiysek (etmişizdir) haklarınızı helal edin.

Bir nebze olsun faydalı olmuşsa ne mutlu bizlere.

Bizim de maddi manevi hastalıklarımızın şifası için, ruhaniyetimize bir Fatiha okumanızı temenni ediyorum.

Hamd, bildiğimiz ve bilmediğimiz bütün alemleri yoktan var eden ve her türlü noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah Teala’ya,

Salatü selam O’nun habibi ve üsve-i hasene olan Hz. Muhammed Mustafa’ya, (sallahu aleyhi ve sellem) onun şerefli ehli beytine, kıymetli ashabına ve kıyamete kadar onun izinden gidenlere olsun.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.