Boş Konuşma Hastalığı

İnsanlarda tahammül edemediğim huylardan biri de konuşmuş olmak için konuşmalarıdır. Sohbete dâhil olabilmek için bilip bilmeden aklına geleni söyleyen, kendini ortaya fütursuzca atan insanlardan bahsediyorum. Boş konuşma hastalığı diyorum ben buna!

Herkes her konuda bilgili, her şey hakkında yorum yapabilme kabiliyetine! sahip bugünlerde. Ben bilmiyorum, bu konuda bir fikrim yok demek aptallık sayılır oldu. Susmanın verdiği cevabı duymayanlar, onların yerine de fikir beyan edercesine konuşmaya devam ediyordu. İşte tam bu noktada boş konuşma hastalığı başlıyordu.

Bir kitapta okumuştum. "İnsanın konuşacak kadar zekâya, ya da susacak kadar akla sahip olmaması büyük talihsizliktir." yazıyordu. Bütün anlatmak istediğimi özetliyordu bu kelimeler aslında. Başka söze ne hacet!

Söyleyecek sözü olan insanlar konuşmalıydı. Keza kelimelerin de boşa kullanılması israftı. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)“Az konuşmak imandan, çok söz nifaktandır”buyurmaktadır. Ağzımızdan çıkan her bir kelimeden mesuldük; bu hayatta da ahir hayatta da. Ona göre düşünmeli, ölçmeli ve tartmalıydık sözcükleri. Sonra zaten konuşmak dediğimiz eylem seyrinde gerçekleşirdi.

Boş konuşmanın en kötü sonuçlarında biri ise ağzından çıkan kelimelerin ne anlama geldiğini düşünmemek oluyor. Düşünmeden konuşan insan, karşısındaki insanı hiç fark etmeden incitebiliyordu. Nerde ne konuşulacağını bilmemek ise üslupsuzluğu doğuruyordu. Keza bir insanı üslubuna, tavırlarına göre değerlendiririm ben. Öyle insanların bulunduğu bir ortamda olmaya dahi tahammül edemem.

Boş konuşmanın yanında yeni neslin kullandığı kelimelerin acizliği ise diğer bir mevzu. Sınırlı kelimeleri lügatına yerleştiren gençlik birkaç kelime ile destan yazabilme yeteneğine sahip! Sadece çok konuşmak değil, az konuşmak da boş konuşma hastalığına girebiliyor yani. Günlük mesajlaşma dilinin ağza dökülmesi ile en sık duyduğumuz kelimeler haline gelen “Ok, by, rt, bro, lol, omg…” ile sanki gençler arasında ayrı bir dil oluşmuş durumda. Kısalttıkları kelimelerin Türkçeye çevrildiğinde ne anlam taşıdığını düşünmeden konuşmaya devam ediyorlardı. Kelimelerimizin ömrü de değeri de azalıyordu bu dönemde.

Boş konuşmak, fazla konuşmak, kısaltma kelimeler ile manasız konuşmak derken doğru dürüst muhabbet edebileceğimiz insanlar giderek azalıyordu hayatımızda. Kelimelere saygı duyan, ağzından çıkan sözlerin idrakinde olan insanlar olmadıkça, Nazım Hikmet’in de söylediği gibi: “Konuşmayı severim, fakat herkesle değil.” dediği noktada olacağım.

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Yerin Altındakiler, Üstündekilerden Çok

İnsanlarda tahammül edemediğim huylardan biri de konuşmuş olmak için konuşmalarıdır. Soh...

Boşluk

İnsanlarda tahammül edemediğim huylardan biri de konuşmuş olmak için konuşmalarıdır. Soh...

Hayali Olmayanın Hayatı Var Mıdır?

İnsanlarda tahammül edemediğim huylardan biri de konuşmuş olmak için konuşmalarıdır. Soh...