Börteçine

Bakma öyle mahzun mahzun Börteçine
Bakışındaki masumiyet içimi eziyor.
Bulgur bulgur gözlerinden dökülen
her damla yaş, nefesimi kesiyor.
Hıçkırığından titriyor,
en şiddetli depremin sallayamadığı Altay dağları.
Kaynağı yürekler olan nehirler
senin hüznünü taşıyor.
Çin seddi çevrelemiş vicdanları,
taş kalpler yüreksizce atıyor.
Neden tedirgin ve korku dolusun?
Çocuk gönlün hangi ateşle yanıyor?

Saçların at yelesi gibi;
Siyah ve uzun.
Örülmediği belli dökülüşünden
Börteçine annen en son ne zaman ördü saçlarını?
Bir saç teli anne eli değmemişse
hoyrat durur başta.
Dağlarda çiçeksiz ve yapraksız çalı gibi.
Söylesene Börte bu dağınık saçlarını kim tarıyor?
Kalın ve sert saçların hırçınca uzamış omuzlarına
Susamış Alpin çayırları kuru ve cansız.
Atamın devlet kurduğu
o münbit toprakları şimdi kimler ekiyor.

Börteçine, Uygur toprağında yetişmiş mazlum çiçek
kalabalık aileden haberdar olduğumuz yalnız çocuk
henüz sekiz yaşındasın.
Oysa gözlerin seksen yıllık tecrübe ile bakıyor.
Kültigin Anıtı gibi bilgi dolu,
ağırbaşlı ve gözü yaşlı, henüz açmamış zambak.
Aslında saçların menekşe kokmalı…
Bozkır'da kuzular ile koşmalısın çayırlara.
Ama sen oynamak bile istemiyorsun
yoksa sen oyundayken babanın götürülüşünden mi?
Güneşin dahi aydınlatamadığı
bu sima en son ne zaman güldü ?
Oysaki çocuklar gülünce
Urumçi'de günebakanlar günü bırakıp
ay çehreli Türk balalarını seyrediyor.
Birde dünya seyrediyor anaların ve genç kızların kaçırılışını
erkeklerin ise toplama kamplarına alınışını...

Evin mahremiyeti dağılıyor bir yabancı eve girince.
Bizimde bağrımıza kurşun girmiş gibi oluyor
senin çaresizliğini görünce Börteçine.
Ellerin yaralı ve kararmış, baba eli yerine nasır tutmuş.
Kim bilir nerede kardeşlerin
yıllar oldu görmeyeli
belki de adını bile unutmuş..
Dağlarda açan yaban çiçekleri
özgürce koku saçar sümbüller
Yecüc ve Mecüc milyar kadar
dağ çiçeklerini yolar hoyrat eller.

Uygarlık kapatmış gözlerini Uygurlara
Çin korkusu bizi bile susturdu.
Rüzgar başakları yere değin eğiyor
bakışların Börte yürekleri deliyor.
Ah ıstırap ki
mabedimizin göğsüne namahrem eller değiyor...
Ince cılız ve kısık sesin.
Konuşmayı unutmuş gibisin.
Söylesene çocuk adın ne senin?
Kimsin, kimin nesisin ?
Dünyaya hiç mi yok hevesin?
Sen Susma çocuk konuş haykır !
Utancından tüm dünya titresin.
Börte saba yeli gibi sesin.
Haykır ki pekin'de kasırgalar essin!...

Tonyukuk bilmeliydi olacakları,
Bilge Kağan hissetmeliydi.
Çin Seddi'ni de yıkıp
yok etmeliydiler Yecüc ve Mecücü.
Sana ettikleri aslında o günlerin hıncı ve korkusundan.
Bir gün Kürşat ve kırk çerisi ile
şafak vakti uyandıracağız hepsini uykusundan.
Ey kör ve sağır Müslüman
Türkmen Yusufları ne zaman çıkaracağız kuyusundan ?

Bu topraklarda sadece yılkı atları özgürdür
koşunca yeleleri rüzgar çıkaran atlar.
Sen başını yerden kaldırmadıkça,
alaca atlar dört nala
toynakları başımda vuruyor…
Neden çehren urungul gibi durgun
Urungul ki hırçın nehirler onda durulur
barajlar ile o nehirlere kelepçe vurulur.
Börteçine mahzun yavrucak
hayat seni çok haşin yoğuruyor…

Çin'in elleri Türkistan'ın boğazında
Türkiye'nin vicdanı boğuluyor.
Sincan diyorlar ata toprağına
binlerce yıllık Türk topraklarında
her yerin Çince bir adı var.
Toplama kamplarında yenilen
dayağın ne tuzu ne tadı var.
İbadet yasak burada
kurbanda ise insan kanı akar
Öyle bir akış ki müteessir olur Nehri Kaşgar.

Güz gelince toynaklar toz çıkarır
dağ laleleri yavaş yavaş solar
boyun bükmüş bir lale gibisin
Börte bu manzara içimizi burkuyor.
Uzak doğudur bize Türkistan
Güneşin doğduğu o kadim topraklar
doğu oluşundan daha çok uzak.
İslam beldesi lakin İslam'ın adı bile yasak
İsmi Cihat olduğu için baban tutsak
Cennette huri misali
eli öpülesi annen İrem,
bağından sana gülüyor.

(1) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Sen Bunu Bilirsin

Bakma öyle mahzun mahzun Börteçine Bakışındaki masumiyet içimi eziyor. Bul...

Korkuyorum

Bakma öyle mahzun mahzun Börteçine Bakışındaki masumiyet içimi eziyor. Bul...

Sivrisinek: Gibi

Bakma öyle mahzun mahzun Börteçine Bakışındaki masumiyet içimi eziyor. Bul...