Birimiz Çocuk Olsun Yeniden

Annesinin elini sımsıkı tutmuş, camekânın arkasında ona gülümsüyormuş gibi bakan turuncu saçlı bebeğe başını çevirmiş, arkasına baka baka yürüyordu. Ayakları birbirine dolansa da annesinden aldığı güçle yürümesine devam ediyor, başını bir an olsun yola çevirmiyordu. Ta ki bebek gözden kayboluncaya dek. Baktı baktı... Bu saatten sonra turuncu saçlı bebeğe sahip olsa da artık o, küçük kızın hüzün oyuncağıydı. Arkasından bakakaldığı.

Çocuk demek hüzün demek bence. Çocuğu sevmek demek, hüznü sevmek aynı zamanda. Mahzunluğu, şımarmayı, çok sevmeyi. O yüzden üzülürüm yaş aldıkça bizi terk eden hüznümüze. Çocuk seven çocukluğu da sevebilir, sevmeli. Çünkü her ikisi de masumdur. Bu yüzden yaşındaki rakamların önemi yoktur, onlar her sene değişmiyor mu? Önemli olan senin gönlünün rakamı. Orada sabitlediğin, durdurduğun yaşın.

Ben çocukluğu da, çocukları da hep çok sevdim. Bir çocuk gülüşü görsem içim ışır, gönlüm genişler, şen olurum. Gülmeyi öğrenirim en baştan. Turuncu saçlı bebeğe sahip olamayan kız gibi sevdiğim şeye sahip olamadığımdaki o garip hüznü yeniden öğretir bana çocuk. Annesinin kucağında başka çocuk gören o çocuk sayesinde, anne sevgisini duyumsarım yeniden. Kıskanmanın en masum halini öğrenirim. Her şeyi yeniden öğreten şu çocukluk, ne güzel şeysin. Bize hayatın kıymetini fark ettirensin. O yüzden hep ol, hep dur sağ omzumuzda.

Kelimeler… Onlar da büyüler... Sözlerimizle, davranışlarımızla karşımızdakini etkiler, tanınır ve seviliriz. Davranışa yansımayan sözlerden de hiçbir zaman hayır gelmemiştir. Şimdi çocuklara bakalım: Onlar da her zaman davranışlarımızı taklit etmezler mi? Ne söylediğimizden çok, nasıl davrandığımızla ilgilenirler. Çünkü insan davranışlarıyla kendini ele verir. Çocuklar bunu en derinden hissederler, daha el kadarken dahi hissederler. Annesinin elinin değdiği her şeyi doğru sayar çocuk. Kendisi de dokunmak için can atar. Kutsal sayar annesinin her davranışını, her sözünü. Bunun gibidir işte ve ben çocukluğun bu yanını da çok severim.

Onların gözünün çok başka olduğunu düşünürüm her zaman. “Çocuk gözü” diye büyülü bir durum var. Ve bence o aslında kalp gözü. Yetişkinlerden daha açık bir gönül gözüne sahiptir çocuklar. Yapmacıklığı, sahteliği hemen anlarlar. Buna muhakkak dikkat edin; çocuğun kendisi gibi gözü de büyülüdür. Hayalleri mi? Onlar, biz büyüklerden daha sadakatlidir hayallerine. Hayalsiz yaşayamazlar. Sonsuz bir dünyaya sahiptirler bu konuda ve oldukça da zengindirler. Hayallerinde zengin, sevgide zengin, gülümsemede, sarılmada, hüzünde, ağlamada zengin. İşte, oldukça zengin canım çocuklar.

Çocukluk; hep çocukmuşsun gibi, büyümeye ve öğrenmeye hep açmışsın gibi. Sevgiye hiç doymaz gibi. O sıcaklığa yeniden kavuşamayacağını bilenlerin tek avuntusu belki de. O mahzunluğu hissetmek isteyenlerin. Ne diyordu sevgili büyüğüm: “Çocukluk günlerine kapılmışım çocukça.” Yitirmek istemediğim bu kapılma.

Benim bu dünyadan en çok zevk aldığım zamanlar; çocuk yanımın ağır bastığı zamanlardır. Ve “Dünyaya bir daha gelsem…” diye başlayan cümlelerimin devamıdır; “…bu hayatı yine çocukça yaşamak isterdim.” cümlesi.

Bize çocuk hüznünü, masumiyetini unutturacak hiçbir şeyi unutma:

“Dostları özlemle kucaklamayı unutma
Çocuk sevmeyi, çiçek koklamayı unutma.”

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Yabani Otlar

Annesinin elini sımsıkı tutmuş, camekânın arkasında ona gülümsüyormuş gibi baka...

Cennet Kuşları

Annesinin elini sımsıkı tutmuş, camekânın arkasında ona gülümsüyormuş gibi baka...

Film Gibi Zamanlar

Annesinin elini sımsıkı tutmuş, camekânın arkasında ona gülümsüyormuş gibi baka...