Sıradaki içerik:

Gece Vardiyası – 4

e
sv

Bir Peygamber Muştusu: İstanbul’un Fethi

avatar

Hamide Akkaya

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 4 dakika)

“Hocam! Bu iş nicedir içimi yakıp kavurmaktadır. Düşünüyorum ki ta sahabe-i kiramdan beri defalarca muhasara edilen ve mübarek ashabın kanları ile sulanmış bulunan şu Konstantiniyye şehri niçin fethedilemiyor? O beldeyi fethetmenin yolu nedir? İşte bu yüzden uykularım kaçıyor, sabahlara kadar planlar yapıyorum.” demiş bir gece yarısı Şehzade Mehmed hocası Molla Gürani’ye. Müjdelenen bir sevdanın izlerini sürmek isterken yanan bir yürek taşır Şehzade Mehmed. Yüreği Peygamber Efendimizin müjdesine nail olabilmenin arzusuyla yanar ve “Muhakkak Konstantiniyye feth olunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutan ve onu fetheden asker ne güzel askerdir.” Hadis-i Şerifini, hocası Molla Hüsrev’den duyduğu andan beri de düşüncelere dalmaya başlar, İstanbul’un fethine dair kafa yorar, gecesini gündüz ederek bu uğurda çalışmaya başlar ve fetih aşkıyla deli divane olur.

Şehzade Mehmed’in yüreğindeki fetih aşkı zaman geçtikçe yüreğinde demlenir, o sevda demlendikçe de boş durmaz Mehmed. Peygamber Efendimizin müjdesindeki komutan olabilecek yetkinliği kazanmak için geliştirir kendisini. İlim alanında, teknik alanlarda ve birçok alanda tahsil görür; birçok dil öğrenir ve meslek olarak top dökümcülüğünü seçer. Ki bu seçimi, İstanbul’un fethi için attığı önemli adımlarından biri olmuştur.

Babası II. Murat’ın ölümünden sonra, 1451 yılında ikinci ve son kez tahta çıkan II. Mehmed, derhal yüreğinde demlenen sevdanın peşine düşer; fetih için çalışmalara başlar, siyasi ortamın fethe engel olacak karışıklıktan uzak olması için Venedik, Eflak gibi prensliklerle antlaşmalar yapar, Karamanoğulları ile saldırmazlık antlaşmaları imzalar… Fiziki hazırlıklar kapsamında da ilk olarak Rumeli Hisarı’nın inşası çalışmalarını başlatır.

1452’de yapımına başlanan hisar, Yıldırım Beyazıt’ın yaptırdığı Anadolu Hisarı’nın (Güzelce Hisar) karşısına, Bizans’a Karadeniz’den gelecek yardımı engellemek maksadıyla boğazın en dar olduğu yere, geceli gündüzlü çalışmalarla 132 günde inşa edilir. Bunun üzerine, Bizans İmparatoru XI. Konstantin Paleologos, II. Mehmed’e “Benden izin almadan bu hisarı yapamazsın.” Diyerek nota vermiştir ama Mehmed bu notaya cevap bile vermemiştir. Etrafındakilere, “İmparatorluğunu bitireceğim kişiden bir de emir mi alacağım.” dediği söylenir.

Sözleriyle, davranışlarıyla vs. fetih konusunda kararlı olan II. Mehmed, Edirne’ye dönerek orada top yapım çalışmalarını başlatır. Bilindiği üzere Bizans surları geçilmesi oldukça zor olan güçlü surlardı. Bunu bilen Mehmed de bu özel surları alt edecek özel olarak hazırlanmış toplardan atılacak özel gülleler yapılması gerektiğinden en iyi top ustalarını devreye soktu: Şehabettin, Saruca Sekban, Hatrettin, Müslihiddin ve Macar Urban gibi. Bu ustaların yaptığı “Şahi Topu” adı verilen toplar ve diğer irili ufaklı toplar Edirne’den İstanbul’a elli çift manda ile iki ayda getirilmiş ve nakil esnasında da birçok insan çalışmıştır. Ayrıca ilk kez kullanılacak olan “havan topu” da bu fetih için Macar Urban ve II. Mehmed (isabet ettirme aşaması için) tarafından birlikte yapılmıştır.

Yaklaşık iki yıl süren fiziki hazırlık sürecinden sonra nihayet fetih için hareket günü gelir. Osmanlı ordusu 23 Mart 1453 tarihinde Edirne’den hareket ettiğinde, gönüllerde fetih aşkı, dillerde dualar vardı. Ve Mehmed’in ilim dünyasını aydınlatanlar vardı bir de. Din bilginleri Akşemseddin, Molla Gürani, Molla Hüsrev, Mehmed’in yanında fetih yolunu aydınlatıyorlardı bu kez, sevdaya dualarını dâhil edip sevdanın önünü açıyorlardı bir nevi. Yolculuk on dört gün sürmüş ve 5 Nisan 1453 günü İstanbul önlerine gelinmişti. 6 Nisan Cuma günü ise Ayvansaray’dan Yedikule’ye uzanan bir kuşatma hattı oluşturuldu. Padişah çadırı Otağ-ı Hümayun ise Topkapı önlerine kuruldu.

Osmanlı ordusu, merkez, sağ ve sol olmak üzere üç kısma ayrılıyordu. 6 Nisan sabahında verilen ateş emriyle şahi topları ve diğer toplar ateşlenerek surları dövmeye başlar. 19 Nisan’daki saldırılarda ise tekerlekli kuleler kullanıldı ve bu saldırıyla Topkapı surlarının burçlarına kadar yakınlaşıldı. Diğer taraftan Bizans topların zarar verdiği surları tamir ediyordu, tahtadan yapılan hücum kulelerini Rum ateşi adı verilen ateşle yakıyorlardı, oklu askerler ve kızgın yağlar kullanılarak küçük birlikleri geri püskürtüyordu.

Deniz tarafında da Haliç’e gerdikleri kalın ve geniş zincirler Osmanlı donanmasının geçişini zorlaştırırken aynı zamanda Venedik ve Ceneviz gemilerinin Bizans’a yardıma gelmesi Baltacıoğlu Süleyman Bey komutasındaki Osmanlı donanmasının geri çekilmesine neden oldu. Bu talihsiz geri çekilmeyi sahilden izleyen Mehmed hiddetlenerek atını denize sürmüş ve “Durdurun şu gemileri!” diye bağırmıştır. Hem karada hem de denizde görülen bu başarısızlık Bizans’ı umutlandırmış, Osmanlı ordusunda da ümitsizliğe sebep olmuştu.

21 Nisan sabahı, donanmanın başına Hamza Bey’i getiren II. Mehmed, Bizans’ın kuşatmayı durdurma talebini geri çevirmiş ve istişarelerinin sonucunda kuşatmaya devam kararı almıştır ve aynı gün başlayan top ateşi akşama kadar devam etmiştir. Bundan sonraki strateji oldukça önemliydi ve Mehmed stratejisini özellikle Haliç ve donanma üzerinde yoğunlaştırdı. Donanmasını karadan geçirerek savunma hattının ötesinde bir noktada Haliç’e indirmeye karar verdi. Bir ray hattı yapmayı sağlayacak keresteyi, gemileri kaldıracak beşik sistemini, hattın kayganlaşmasını sağlayacak yağla dolu fıçıları, insan ve hayvan gücünü bir araya getirdi. İlk gemi tepenin üstüne vardığında, Soğuksu’ya (günümüzde Kasımpaşa) doğru ağır ağır inmeye başladı. Ardındaki gemiler de öğlen saatlerinden önce, mürettebatı sürpriz bir saldırıyı karşılamaya hazır şekilde, Haliç’in durgun sularına inmişti. Onu diğer gemiler izledi. Bunlar “Futsa”, yani kürekçi sıralarının sayısı on beşten yirmiye kadar çıkan 20 metre uzunluğundaki küçük ama hızlı gemilerdi. Daha büyük kadırgalar Çiftedirek limanında kalmışlardı. Zekice tasarlanan operasyon, bütünüyle bir stratejik ve psikolojik başarıydı. Haliç boyunca uzanan Osmanlı gemilerinin haberi şehirde yayılmaya başladığında herkesin içini bir korku kapladı. Konstantin, kara surlarından bir kısım askeri çekerek bu bölgeye konuşlandırmak zorunda kaldı. Böylece moral faktörü Bizanslılardan, kara ve deniz taarruzları başarısızlıkla sonuçlanan Osmanlılara geçmiş oluyordu.

Ve günler geçtikçe top atışları artıyor, Bizans surları zarar görmeye başlıyordu. Elli üç gün süren bir kuşatma netice vermeden önce başarısızlıklara, ümitsizliğe, kararsızlığa şahitlik göstermiş olsa da netice başarı olmuştur. 29 Mayıs 1453 günü genel saldırı yapıldı ve 120.000 askerin “Allah Allah!” nidalarıyla hücuma geçildi. II. Mehmed’in, “Hepiniz büyük fedakârlıklar gösterdiniz. Ama sizden daha fazlasını isteriz. Artık bu şehri alınız. Sizden mazeret değil müjde bekleriz.” Diyerek ordusuna seslenişi hayat bulmuştur.

İstanbul’a giren ilk cengâver olmak isteyen Ulubatlı Hasan’ın “Allah’ım bu sancağı buradan indirtme!” diyerek sancağı dikip şehit olmasıyla fedakârlıkların hayat bulması gibi. “Ya ben İstanbul’u alırım, ya İstanbul beni.” Diyen II. Mehmed’in Akşemseddin önderliğinde kıldığı şükür namazıyla müjdenin hayat bulması gibi. “Biz toprakları değil, gönülleri fethetmeye gidiyoruz.” Diyen Mehmed’e nasip olan kutlu bir Peygamber müjdesinin fetihle hayat bulması gibi.

Sevdalı sevdasına kavuşmuştur 29 Mayıs 1453 Salı günü ve 1 Haziran Cuma günü Ayasofya’da kılınan ilk Cuma namazıyla da vuslatını perçinlemiştir.

“Ey! Fatih Sultan Mehmed Han, sevdan, müjdeye nail olman ve dahası vuslatın bizlere de nasip olsun…” –Âmin-

1992 İstanbul doğumluyum. Doğduğum ve yaşadığım bu şehre sevdalıyım. Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünü hayatımda, fikir ve ilim dünyamda en güzel etkileri olan Sakarya'da okudum. Söylediğim ya da söyleyemediğim her şeyi yazılara dökme fikri de Sakarya'da ortaya çıktı. 2015'ten beri yazma serüveninde yol alıyorum naçizane. Yazarak yaşayanlardan, hislerini kağıtlara dökerek nefes alanlardan, sessizliğini satır aralarında bozan, haykırışını harflerde yatıştıranlardanım. Kısacası hayatını yazdığı yerden başlatanlardanım...

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.