Bir Özge Yara Bu "Lâl Renkli Yara"

Bakmak melâl yüzüne acıtıyor kalbimi
Görüyorum bir kuşun içli sekâratını
Tenimden iplik iplik bir şeyler çekiliyor
Geçmeye çalışırken hay.atın sıratını
Bu eşik evet zorlu, bir yangın artığı evet kor

‘Kapat perdelerini’ diyerek başlıyor Lâl Renkli Yara kitabına ‘yüreği efkârına dar gelen şair’ Mehmet Osmanoğlu ve bizi kendine has şiir dünyasının içine çekiyor. Yayın yönetmenliğini yaptığım Gergef Edebiyat Dergisi’nde birlikte emek verdiğimiz kadronun gönül işçilerinden, şiirin sesini yakından tanıyan, dizelerini özenle kâğıda döken içli bir yürek Osmanoğlu. Klaros yayınlarından çıkan bu ilk göz ağrısı kitabında otuz altı şiir bulunuyor ve bu şiirlerden altı tanesi serbest tarzda, diğerleri hece ölçüsüyle yazılmış. Hece ölçüsünün 14’lü kalıbıyla yazmayı seven şair, kitapta yalnız iki şiirinde 11’li hece ölçüsünü kullanmış. Bu şiirlerden birisi de kitaba ismini veren Lâl Renkli Yara şiiri.

Münacaat bizim kültürümüze mensup her şairin söylemeyi (yazmayı) arzuladığı bir şiir türüdür. Naat da böyledir. Her şair affına vesile olması dileğiyle en güzel münacaatı ve naatı yazmak ister. Şair yüreğin bütün hassaslığı ve inceliğiyle acziyet makamında Allah’a yakarışıdır münacaat. “Asr Vakti / Münacaat” şiirinde Rabbine şöyle yalvarır şair Osmanoğlu:

geldim ve gidiyordum birazcık nefeslenip
bir ağaç gölgesinde bir teşehhüd miktarı
gün de gördüm gece de ve bir de vefasızlık
bir sana dönmeliydim bırakıp da ağyarı

mâzur gör ey zül-celâl bu kırık niyazımı
elimi eteğimi çekeyim mâsivâdan
gün geceye dönmeden istikamet bulayım
bana da nasip düşür bir müstecap duadan

Aşk derdidir, hasretidir şairi söyleten. Şairin gönlündeki hasret fokur fokur kaynayan semaverin içindeki kor ateşe benzer. Semaverin ıslığı gibidir onun şiirleri, aşkın buğusuna karışır, sır olur gider. Bir özge yaradır içinde sızlayan, dermanı dert olan bir yara… Yarasızlar ne bilsin şairin ruhunda hangi yara sızlar. Ufukları gözler, gözünden akan yaşlar kirpiklerini nemlendirir. Dünya gurbetinde sevgiliden ayrılığın acısıdır bağrındaki yara. O yara ki diri tutar aşkını. Ne başka bir hayale kapılır, ne de ağyarı görür gözleri. Şöyle der şair Lâl Renkli Yara şiirinde:

beklerim o anı yıldızlar düşsün
göğünden seyriyen avuçlarıma
mehtabı tül gibi sarsın ruhumu
harlayıp titreyen son umudumu
dikenler elimde güle dönüşsün
müjdeler üflesin soluklarıma

Tefekkür ve tezekküre çağırır okurunu Osmanoğlu’nun şiirleri ve hikmete dair pırıltılar sunar. Onun mısralarında fikir, zikir ve hikmet duygularla örülerek gönüllere tesir eder. Şu dizeler de bunun işaretidir:

tefekkür nokta nokta ruhumu kemirmekte
yıldızları dökülmüş karanlık bir gecede
düşüncem kilitlendi o değişmez gerçekte
sanki gözlerim fersiz titreyen sesim boğuk
duvarlar buz kesildi ölüm duvardan soğuk

Bahar şairlerin ilham kaynağıdır. Şairin gönlünde açan tertemiz duygu çiçeğidir bahar. Orada rengârenk çiçekler, nefis kokulu güller yeşerir. Dışarıdaki bahar içimizdeki baharla birleşir. Bu dirilişin zarif işaretleri mısralarda kendini gösterir bize. Orada ilahi neşe içerisinde cümbüş, şölen vardır. Rahmet yüklü bulutlarla yeşerir gönül bahçesinde en güzel duygular. Gönül dağının yamaçlarında çiçekler açar. Toprak ananın bereketli bağrından düşler ülkesine yolculanır duygular. Sermest olur âşığın gönlü bu şölende. Âşık, şairin öz kardeşidir. “Bir segâh mırıldanır suskun dudaklarımız” diyor bunun için şair Osmanoğlu İlkyaz Terennümleri şiirinde. Böyledir bahar, tadına varanlar ve hissetmesini bilenler için.

Gün devrilip el ayak çekilince sokaktan
kor gibi yalnızlığın bağrına gömülürsün
yanıp sönen hayaller bir el eder uzaktan
kuşanıp yağmurunu bir boşluğa yürürsün

Böyle başlıyor Yalnızlık adlı şiirine şair Osmanoğlu. Yalnızlık şairin en sadık yoldaşıdır, yârenidir. Onun yalnızlığı halk içinde Hakk ile olmaktır. Herkesin tatlı uykusuna daldığı saatlerde sevgilinin hasreti ve hayaliyle can bulur şairin ruhu. Uzaklardan Leyla’nın kokusunu alır, yıldızlarda onu seyreder. Artık bu demde Leyla’dan başkası ağyar olur, yabancı olur ona. ‘Şehrin son ışıkları çekilir üzerinden’ sabah ezanları okunurken alnı secdeyle buluşur. Her gecesi böyledir âşığın.

‘Sonsuzluk Sevdalısı Bir Yiğit’ adlı şiirinde Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nu da unutmamış şair. “Bir zamanlar bir yiğit vardı memleketimde / Duruşu elif gibi eğilip bükülmeyen” mısralarıyla bize onu anlatır. ‘Yüzünde içimizi ısıtan bir tebessüm’ ünü gözlerimizde canlandırırken bizi gençlik yıllarımızın o kutlu hayaline götürür. Onun şehadetini şöyle anlatır:

nereden bir haksızlık, zulüm haberi gelir
kartal bakışlarıyla bir yay gibi gerilir
nasıl böyle bir yiğit kalleşçe katledilir
zalimin karşısında arslan gibi kükreyen

“üşüyorum” dediğin zamanlar çok önceydi
mevsimler ne sonbahar ne kış ne zemheriydi
lakin Keş Dağı puslu, sonsuz kar deniziydi
dağ gibi bir yiğidi üşüterek deviren

Bu vesileyle Tacettin Dergâhı’nın avlusunda huzurla yatan Şehit Muhsin Başkan’a Allah’tan rahmet diliyorum.

Kitabını “Göğümden erken kayan Zühre yıldızım anneme…” diyerek annesinin ruhuna ithaf eden şair ‘Bir Çocukluk Özlemi’ adlı şiirinde, melek timsali annelerimizin şefkatli kanatları altında geçen çocukluk yıllarımızın mesut rüyasına daldırır bizi ve şöyle seslenir özlemle:

ey benim eskimeyen, geçmeyen yürek sızım
titrer kalbim, aksine sen vurunca ansızın
özlüyorum anne mesut çocukluğumu
o mazinin içinde, en çok senin kokunu

Şiirini sağlam bir damardan, gelenekten besleyen Osmanoğlu, aslında şu modern zamanlarda giderek unutmaya başladığımız kendi medeniyet değerlerimizi hatırlatıyor bize. Şiirlerinde dile getirdiği ilahi aşk, peygamber sevgisi, vuslat, yalnızlık, ayrılık, vefa, hasret, hüzün, bahar, milli ve manevi duygular en çok yer bulan temalardan bazıları. Şahsi kanaatim odur ki Osmanoğlu şiirlerinde konu çeşitliliğine ve hecenin farklı formlarına daha fazla yer verdikçe şiir dünyası daha da zenginleşecek, hiç şüphesiz ileride kendisinden söz ettirecektir. Keyifle okuduğum “Lâl Renkli Yara” kitaplığımda âşina bir dost hatırası olarak yerini aldı. Ne demişti Şair Bâki merhum: “Âvazeyi bu âleme Davut gibi sal / Bâki kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş.” Şiir vadisine bir hoş sadâ bıraktı Osmanoğlu Lâl Renkli Yara ile biz de sözü okura bırakalım ve artık takdir okurundur diyelim. Şiir vadisinde yolu açık olsun, kalemi var olsun Osmanoğlu’nun. Sözlerimizi onun bir kıtası ile tamamlayalım:

kuşların güftesine beste yaparken rüzgâr
kapatıp gözlerini bir dinle neler söyler
bilinmez kaç asırdan bugünlere yadigâr
saçlarına ak düşmüş şu ihtiyar tepeler

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Kuş Uçtu Kervan Göçtü

Bakmak melâl yüzüne acıtıyor kalbimi Görüyorum bir kuşun içli sek&...

Ve Bir Kuş Daha Kanatlanır Adı Şehit Olan

Bakmak melâl yüzüne acıtıyor kalbimi Görüyorum bir kuşun içli sek&...

Yûnus Emre Celâlli Olabilir Mi?

Bakmak melâl yüzüne acıtıyor kalbimi Görüyorum bir kuşun içli sek&...