Sıradaki içerik:

Nizamülmülk ve Nizam-ı Âlem

e
sv

Bir Öğretmenin Anısı

avatar

Enes Yanıkkaya

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

Doğunun ufak bir köyüne tayin edilmiştim. Sınıfımda öğrenci sayısı çok değildi. Mehmet ile beraber 13 kişilik bir sınıftı. Hayatımda ki en güzel dersi bu köy okulunda almıştım…

Okulda ilk günümdü. En önde oturuyordu Mehmet, o gün dikkatimi çekmişti. Güzel yüzüne rağmen üstünden kötü kokular geliyordu. Kırılmasın diye bir şey yapamıyordum. İlk ders sabrettim ama daha fazla dayanamayıp, Mehmet’i bir bahane bulup arka tarafa almıştım. Kırılmıştı kalbi ama o koku bütün dikkatimi dağıtıyordu. Dersi anlatmama engel oluyordu. Gün geçtikçe Mehmet’in derslerden koptuğunun farkına varıyordum. Sürekli önünde bir defter ona bir şeyler yazıyordu. Bir gün o dışarıdayken defterini gizlice aldım. Ne yazıyordu acaba diye merak etmiştim. Defteri açtığımda günlük tuttuğunu görmüştüm, her günü not almıştı…

“Bugün okulda ki ilk günümüz, köyümüze yeni gelen öğretmen ile tanışacaktık, çok heyecanlıydım. Anneme koşarak sarıldım hasta yatağından tebessüm ederek dikkat et kendine demişti. Herkesten önce sınıfa girip en ön sırayı kapmıştım. Öğretmenimi en önden dinleyip görecektim. Gelmişti.. Öyle şıktı ki.. O an karar vermiştim bende büyünce öğretmen olup öyle takım elbiseler giyecek onun gibi öğrencilere ders anlatacaktım. Dersi anlatırken birden hoca bana seslendi ve arka sıraya geçmemi istedi. Anlam verememiştim. Neden beni arka tarafa almıştı ki… Valla o an konuşmadım da! Neye kızdı ki yanından uzaklaştırdı. Gece boyunca bunu düşündüm acaba kirli olduğum için miydi? Hemen elbiselerime koştum. Tabi ya haline baksana, o güzel giyimli, en önde de kendi gibi temiz öğrencileri görmek ister… Ertesi gün arka tarafta sürekli o anı düşünüyordum.

Ne vardı sanki üstümde Allahım! Annem hasta olduğu için yıkayamıyordu elbiselerimi, elimde değildi ki. Ben istemez miydim Allah’ım, güzelce yıkanıp, temizce okula gitmek. Köy hayatıydı akşam eve gidip hayvanlara da bakmak zorundaydım. Babam ne kadar bizimle ilgilenebilirdi ki. Sen söylemez miydin Allah’ım: “Kalpler cami gibi olmalı. Allahın evi! Geleni zengin fakir, kirli temiz, iyi kötü diye ayırmamalı Allah için sevmeli evinde (kalbinde) yer vermeli diye. Neden öğretmenim beni sevemedi Allah’ım…”

Kibir öyle bir hastalık ki kalbe girmesin insan insanlığından çıkıyor, iyi olan davranışlarla aramıza duvar örüyor…

Okudukça ne büyük hata yaptığımı görüyordum. Mehmet’imin sözleri kulaklarımda çınlıyordu. Sabah erkenden Mehmet’i tekrar ön sıraya almıştım. O gülü sulayıp tekrar canlı tutmaktı hedefim. Her ders sonunda onunla mutlaka muhabbet edip saçını okşuyordum. O’nun gülen gözlerine, tebessümsüne hiçbir koku engel olamazdı artık. Geçen günler Mehmet’e o kadar güzel geliyordu ki; Okula saçlarını tarayıp geliyordu. Seneler sonra Mehmet hayaline kavuşmuş öğretmen olmuştu. Yakışıklı öğretmenimin İlk dersi de bana olmuştu:

“KALPLER ALLAH’IN EVİ GİBİ OLMALI GELENİ ZENGİN FAKİR, İYİ KÖTÜ DİYE AYIRMAMALI ALLAH İÇİN SEVMELİ KALBİNDE YER VERMELİ!”

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.